AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, ‘’Barlar Sokağı kapatılmalı’’ dedi.

Der demez tepkiler yükseldi.

‘’Yaşam tarzına müdahale’’, ‘’sosyal yaşam özgürlüğünü kısıtlama’’ ve benzeri nitelendirmeler yapıldı.

Tepkilere ‘’haklı’’ demek olanaksız…

O nitelendirmelerde bulunanların ‘’Barlar Sokağı’’ olarak tanımlanan bölgeyi bilip bilmediklerini bilemiyoruz.

Biliyorlarsa bile çoğu o bölgeye adımını bile atmamıştır.

Nebi Hatipoğlu da tepki gösterenler ‘’siz kendiniz gidiyor musunuz’’, ‘’çocuklarınızı o sokağa gönderiyor musunuz’’ sorularını yöneltiyor zaten…

Yanıtları bilemiyoruz…

Ancak aralarında ‘’olumlu’’ olanların azınlıkta olacağı kesin…

Konuyu doğru değerlendirmek için ‘’Barlar Sokağı’’ olarak tanımlanan bölgeyi tanımak gerek.

Orasının resmiyetteki adı Vural Sokak…

‘’Barlar Sokağı’’ haline dönüşmesi yolunda ilk adım Tepebaşı Belediyesi’nin AK Partili Belediye Başkanı Tacettin Sarıoğlu döneminde atıldı.

Olmayacak binalara içki ruhsatı verildi.

Ahmet Ataç, yeniden belediye başkanı olduktan sonra da adımlar hızlandırıldı.

Sokakta düzenlemeler yapıldı ‘’Eskişehir’in Arap Şükrüsü olacak’’ falan denildi.

Uyarılar yapıldı.

‘’O sokakta olacak şey değil’’, ‘’gelecekte Eskişehir’in başına bela olur’’ denildi.

Uyaranlar arasında biz de varız…

Israrla yazdık, olası riskleri gündeme getirdi.

Dinleyen kim?

Uyarılara kulak tıkayıp bildiklerini okudular.

Açılış bile yapıldı.

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen birlikte kürsüye çıkıp o sokağın kerametlerini anlattılar.

Sokağa ‘’Neyzen Tevfik Sokak’’ adını bile verdiler.

Vermesine verdiler tutmadı.

Bugün o adı anımsayan bile yoktur.

Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, o sokağa hiç gidiyor mu bilemiyoruz.

Eğer gidiyorsa açılışta sıraladığı kerametleri görüyor mu?

Görüyorsa kendisine saklamasın o kerametleri… Herkese anlatsın, belki sokağa yönelik olumsuz düşünceler değişir.

Neyse…

Sokağın bugünkü hali ortada…

Korkulan oldu.

‘’Eskişehir’in başına bela olmuş’’ durumda…

Olayların ardı arkası kesilmiyor. Cinayetler bile işlendi.

İlk açılıştaki özellikleri koruyan işletme sayısı çok azaldı.

İşletmeler olumsuz yönde nitelik değiştirdi.

Öyle olması son derece doğal…

Eskişehir’e gelen öğrencilerin de Eskişehirli gençlerin de ekonomik potansiyeli belli…

O kadar işletmeyi ‘’iş yapar’’ halde tutmaları olanaksız…

Onun içindir ki işletmeler gençlerden umudu kesip yeni müşterilere cazip gelecek şekle büründü.

İşletmelerin hali ayrı bir konu…

Yaya kaldırımlarında, köşe başlarında, kısacası her noktasında içki içilebilen bir sokakta güvenlik sağlanamaz…

Her adımda bir polis olması (ki olanaklı değil) halinde bile güvenlik kolay sağlanamaz…

Sağlanamıyor da zaten…

Eskişehir, ‘’içkili yer fakiri’’ bir kent değil…

Her kesime hitap eden çok sayıda içkili işletme var.

Saymaya kalksak hesabını tutamayız.

Yani ‘’Barlar Sokağı’’ olarak adlandırılan bölge bir gereksinim değil…

Dönüştürülmesi bir kayıp yaratmaz…

Tam aksine Eskişehir’in başındaki beladan kurtulmasını sağlar.

Nebi Hatipoğlu’nun sözlerine tepki göstermek yerine olayın üzerine ciddi biçimde durmak gerekir.

Yalnız Nebi Hatipoğlu’nun eksik bıraktığı bir yan var.

O topu belediyelerin üzerine yıkıyor.

Evet, o sokağın oluşmasında dönemin belediye başkanlarının büyük payı var.

Ancak bugün yalnızca belediyeler o sokağa çare bulamazlar.

Olay onları boyunu aşmış durumda…

Vilayet-Belediye-Emniyet İşbirliği şart…

Bunun sağlanması gerekir.

Bu da malum nedenlerle kendiliğinden olacağa benzemiyor.

O zaman yine Nebi Hatipoğlu’na iş düşüyor.

Çözüm için gerekli olan işbirliğini sağlamalı…

Sağlayabilir… Sağlarsa da Eskişehir’e büyük iyilik yapmış olur.