Yeni eğitim-öğretim yılı başladı.

Başlamasına başladı da nasıl?

Ne yazık ki, ‘’her şey yolunda’’ demek olanaksız…

Bir önceki yıldan devrolan sorunlar arasında çözülen yok.

‘’Depreme dayanıksız oldukları’’ için boşaltılan okul binalarının yenisi yapılmadı. Yeni binaların yapılması şöyle dursun boşaltıldığı halde henüz yıkılmayan okul binaları var.

Bulunan çözüm için ‘’okul içinde okul yaratmak’’ denilebilir.

Geçen eğitim-öğretim yılında oluşturulan ‘’okul içinde okullar’’ olduğu gibi duruyor.

Bu eğitim-öğretim yılın öncesinde boşaltılan okul binaları var.

Bulunan ‘’çözüm’’ yine aynı…

Yeni ‘’okul içinde okul’’ yaratıldı.

Bunun yarattığı sorunlar çok büyük…

Okulun asıl öğrencileri sıkıntı yaşıyor.

‘’Misafir’’ öğrencilerin yaşadığı sıkıntı kat be kat daha büyük.

Evlerinden alabildiğine uzaklaşıyorlar.

Daha da önemlisi ‘’akran zorbalığı’’ ve benzeri olaylarla da karşı karşıya kalıyorlar.

Doğal olarak aileleri de büyük sıkıntı yaşıyor.

Eğitimcilerin durumu da onlardan pek farklı değil…

Zaten ‘’bir dokun bin ah işit’’ haldeler.

Halleri daha da kötüleşiyor.

Yeni eğitim-öğretim yılındaki sorunlar yalnızca bunlarla sınırlı değil…

Dahası da var.

‘’Temizlik’’ ve ‘’güvenlik’’ sorunu çözülmüş değil…

Çözüm okul yönetimlerinin omuzlarına yıkılmış durumda…

Onların ‘’çözüm’’ olarak buldukları yöntem belli…

Yükü velilerin omuzlarına yıkmak…

‘’Kayıt parası’’, her yıl büyük yakınmalara neden oluyor.

Bu yıl bir başka…

‘’Kayıt parası’’ olarak inanılmaz rakamlar dillendiriliyor.

‘’200 Bin TL kayıt parası alındı’’ denilen okullar bile var.

200 Bin TL, büyük para…

Onun için okul yönetimleri ‘’taksitle ödeme’’ kolaylığı (!) sağlıyorlarmış.

Dedik ya, inanılır gibi değil…

Çıkıp ‘’kayıt parası ödemeyin, şikayet edin’’ diyenler oluyor.

O iş o kadar kolay değil…

Okullardaki eğitim kalitesi alabildiğine düşmüş durumda…

Tabelaları değiştirildi ‘’Anadolu Lisesi’’ yapıldılar.

Tabelalar dışında ‘’Anadolu Liseleri’’ ile uzaktan yakından ilgileri yok.

İlkokullar da aynı durumda…

Dahası da var.

Okul kadar çevresi de önemli…

Veliler doğal olarak ‘’çevresi güvenli’’ okul arayışında…

Öyle okul bulmak da çok kolay değil…

Uzun sözün kısası her anlamda ‘’iyi’’ denilebilecek okul sayısı çok az…

Öyle olunca da o okullara talep çok yüksek…

‘’Adrese dayalı sistem’’ falan deniliyor da sadece deniliyor.

Sistem şu veya bu şekilde deliniyor.

Şu an ‘’delik deşik’’ olmuş durumda…

Okul yönetimleri de bunu fırsat biliyor.

Her okulda şu veya bu miktarda ‘’makul’’ sayılabilecek (ki o bile yasal değil) ‘’kayıt parası’’ istenirken o ‘’iyi’’ denilen okullarda bedeller alabildiğine yükseltiliyor.

200 Bin TL’ye kadar yükselen okullar var.

Piyasa da ‘’arz talep fiyatlandırması’’ var ya eğitim kurumlarındaki ‘’kayıt parası’’ fiyatlandırması da aynen öyle…

Olacak şey değil…

Ancak olan da bu…

Eğitim-öğretim ile ilgili söylenecek daha çok şey var.

Sözü fazla uzatmaya gerek yok.

Eğitim sistemi her açıdan tam anlamıyla tel tel dökülüyor.

Eğitim sistemi bu halde olan bir ülkenin hali nice olur.

Sorunun yanıtı belli…

İşte Türkiye gibi olur.

Bugünü öyle… Ne yazık ki, gelecek için umutlanmak da olanaksız…

Nasıl umutlanılsın ki, işin başında bulunanlar durumun farkında olmadıkları gibi bir de ‘’başarılıyız’’ bile diyebiliyorlar.

Onların bu tavrı olduğu sürece korkarız gelecek bugünkünden de kötü olur.