CHP’de bir ayrışma yaşanıyor. Öyle isimler var ki, ne tarafa gideceğini hangi tarafta duracağını bilmiyor. Milletvekilleri içinde tavrını net olarak ortaya koyan ilk fitili ateşleyen isim çok az!
CHP Eskişehir milletvekili İbrahim Arslan, CHP milletvekilleri arasında bu süreçte öne çıkan isim oldu. Tavrını net olarak belirledi. Tarihin doğru tarafına yön verdi…
Acaba, ama, ne olur, nasıl biter diye düşünmedi! Birçok milletvekili bu süreçte Arslan’ı hayranlıkla izledi!
İbrahim Arslan’ın birçok kişi düşünürken, kafalarında soru işaretleri barındırırken, Özel’in yanında yer alması, desteklerini iletmesinin bir nedeni var…
Kökleri çok derinde…
Arslan, pek çok kez parti değiştirmek zorunda kaldı! Ama hep aynı çizgide kaldı!
CHP yasaklıyken kurulan SODEP’te siyasete başladı. Daha sonra SODEP ile Halkçı parti birleşince SHP’de siyaset yaptı.
Ardından SHP ile CHP birleşti ve Arslan CHP üyesi oldu!
30 yıldan fazladır tanışıklığımız var. CHP’de merkez ilçe başkanlığı yaparken, kürsüye hakim sözünü esirgemezdi! Ülke, Eskişehir gibi konulara duyarlıydı. CHP’lilerin bir dediğini iki etmezdi özel etkinliklere sazıyla gider sözünü söylerdi…
Biz de kendisiyle arada bir gerginlik yaşardık! İlçe başkanlığından milletvekili olduğu döneme kadar! Haklı olduğumuz gibi haksız olduğumuz konularda vardı! Bunları siyasetçi-gazeteci ilişkisi olarak değerlendirmek en iyisi…
Siyaset hep düz bir çizgide gitmiyor…
Arslan o dönem Deniz Baykal ile ters düşenler arasında yer aldı. Partiden ayrıldı, yeniden açılan SHP’de Parti Meclis üyeliği yaptı! Yılmaz Büyükerşen’in daveti üzerine Meclis üyesi oldu ve yeniden CHP’deydi…
Şimdi de milletvekili…
Aslan, Eskişehir’de doğdu, Eskişehir’de okudu, Eskişehir’de çalıştı ve emekli oldu! Eskişehirlilerin hassasiyetini çok iyi biliyor. Bu hassasiyeti genel politikaya taşıyor…
Bir partiden ayrılmayı, atılmayı, ceza almayı yaşamış görmüş bir isim! Onun için bu son süreçte olan olaylara çok önceden hazırlıklıydı, ne yapılacağını nasıl hareket edileceğini biliyordu!
YALNIZ KALMAK DEĞİL YALNIZ HİSSETTİRMEK
Prof. Dr. Acar Baltaş, "Yalnızlık öldürür mü?" sorusuna verdiği yanıt sosyal medyada büyük ilgi görüyor…
Baltaş şöyle diyor:
-Batı dünyasında yalnızlık, günde birkaç paket sigara içmeye eş değer bir halk sağlığı problemi olarak kabul ediliyor. Batılı toplumlarda insanların evlerinde tek başına hayatını kaybetmesi ve günlerce fark edilmemesi sıradan bir durum haline geliyor.
Türkiye’deki durumu ise şu cümlelerle açıklıyor:
- Türkiye, artan kentleşmeye rağmen henüz Batı'daki gibi derin ve bağları kopmuş bir yalnızlık modelini yaşamıyor. İnsanların kökleriyle bağlarını sürdürmesi ve destekleyici ilişki ağlarına sahip olması hayati bir koruma sağlıyor. Üretkenlik, sanatsal üretim veya iç hesaplaşma için bireyin kendi isteğiyle seçtiği yalnızlıklar gelişim sürecinin bir parçasıdır.
- İnsan hayatı için en tehlikeli ve yıpratıcı olan durum, kişiye yalnız olduğunu hissettiren birisiyle aynı hayatı paylaşmaktır.
KADIKÖY KONAKLARI VE RAHMİ KOÇ’UN FIKRASI!
Memleket olarak gerginleştiğimiz konulardan biri de Koç Holding şeref başkanı Rahmi Koç’un yaptırdığı bir hastanenin açılış töreninde anlattığı fıkraydı…
Ya da yaptığı büyük bir gaf!
Fıkra olduğunu ilk kim söyledi kim yazdı bilinmez ama fıkra değilmiş…
Yazar Hakan Kınay, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, söz konusu anlatıyı yıllar önce bir Kadıköy kitabında okuduğunu hatırladığını belirtti. Kınay, hikayenin aslında bir fıkradan ziyade, dönemin tanınmış kadın doğum uzmanlarından biri olan Mahmut Ata tarafından aktarılan bir anı olduğunu yazdı…
Müfid Ekdal’ın kaleme aldığı Kapalı Hayat korkusu Kadıköy Konakları kitabının o bölümünde şu ifadeler yer aldı:
Dr. Ata Bey zeki, çalışkan, sağlam yapılı, çok güzel ve esprili konuşan, otantik hikâyeler anlatan, hekimliği kadar sosyal tarafı da olan bir insandı. Hekim-hasta münasebetlerinin kritik yönlerini hemen yakalar, sırası gelince kendine has bir tarzda anlatırdı.
Keyifli bir gününde şöyle bir hikaye anlattı:
'Bir gün siyah çarşaflı ve peçeli bir kadın, ayağı poturlu köylü kocasıyla muayene odama girdi. Kadın, kapının yanında ellerini çarşafın altına saklamış, ayakta duruyor, arkasında da kocası... Ben de, daha önce çıkan hastadan sonra ellerimi yıkamış, havlu ile kuruluyordum...
Kadına döndüm;
'Donunu çıkar, şu masaya yat!' dedim.
Kadında hareket yok. Kapkara bir heykel gibi duruyor. Aynı lafı bir daha tekrarladım. Kadın yine kımıldamıyor. O zaman kocasına döndüm,
'Eşin muayene olmak istiyorsa dışarı çık ve onu ikna et' dedim.
Köylü mahçup, çekingen karısını kolundan tutup dışarı çıkardı. Yarı açık kapıdan konuşmalar duyuluyor;
(Köylü) – Be kadın, doktorun dediğini niye yapmıyorsun?
(Kadın) – Ağam, bana 'soyun!' diyor.
(Köylü) – Elbette soyunacaksın!
(Kadın) – Bana 'donunu çıkar!' diyor.
(Köylü) – Onlar büyük adam. 'Çıkar!' dediyse çıkaracaksın
(Kadın) – Gayri ben karışmam. Günah benden gitti.
Muayene odasına girip, kapıyı kapattı. Peçesini açtı. Hafifçe kırıtarak karşımda durdu. O utangaç kadın gitmiş, gözlerimin içine bakan bir başka kadın gelmişti. Doğrusu şaşırdım.
– Muayeneye hazır mısınız? dedim.
Hafifçe gülerek 'evet' dedi.
– Tamam öyleyse soyun bakalım!
– 'Evvelâ sen soyun!' demesin mi?'
Dr. Ata Bey'in buna benzer gözlemleri oldukça genişti. Topluluklarda sırası geldikçe anlatır, herkese zevkle ve ilgiyle dinletirdi. Evin içinde ve dışından kalabalık bir personel kadrosu hizmet ederdi. Hudutsuz masrafı, onu karşılayacak yüksek kazancı vardı."
5’DE YETMEZ 10 OLSUN!
Halil Ünal, Eskişehirspor’da 4 kez başkan oldu 3 kez gitti 4 kez geri geldi. Şimdi 5’inci döneme hazırlanıyor…
Halil Ünal ilk olarak 2004-2006 yılları arasında başkanlık yaptı. Süper Lig’e hazırlık ayamasıydı!
Halil Ünal daha sonra 2008 – 2013 yıllarında başkanlık yaptı! Eskişehirspor’un gümüş yıllarıydı.
Daha sonra 2016 – 2017 yılında başkanlık yaptı! Süper ligin kapısından döndük!
2018 – 2019 yıllarını ise kayıp hatırlamak istemediğimiz yıllar!
…/…
Ünal 22-23 yıldır adı sürekli Eskişehirspor ile anılıyor. Gel deniyor geliyor, git deniyor gidiyor. Böyle giderse Halil Ünal 5 kere değil 10 kere Es-Es’in başkanı olur!
SAYFANIN TESPİTİ!
Der Sigmund Freud, seni sürekli eleştiren bazı insanlar, aslında olmak isteyip olamadıkları kişiyi izliyordur, diyor Sigmund Freud…
Freud’a göre insan, bastırdığı eksikliklerle yüzleştiğinde rahatsız olur. Bazı insanlar hayranlıklarını övgüyle değil, küçümseyerek gizler. Çünkü karşılarında, sahip olmak isteyip olamadıkları bir şeyi görürler. Bu rahatsızlık zamanla eleştiriye dönüşür. Sürekli kusur arayan insanların bazıları, aslında kendi yetersizlikleriyle savaşır. Bu yüzden herkes seni gerçekten yanlış olduğun için eleştirmez. Bazıları sadece sende, eksikliğini hissettiği hayatı gördüğü için huzursuz olur. Ve çoğu zaman insanların sana verdiği tepki, senden çok kendi iç savaşlarıyla ilgilidir.
SAYFANIN SÖZÜ!
Ne kadar az yetenekleri varsa, o kadar çok gurur, kibir ve küstahlıkları vardır. Ancak tüm bu aptallar, kendilerini alkışlayan başka aptallar bulurlar. Desiderius Erasmus (1509)
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ!
1.Dünya savaşında doğu cephesinde esir alınan Hint asıllı İngiliz askerlerinin tutukluluklarını geçirdikleri Eskişehir’de kaldıkları istasyon civarında bulunan bina
BİZ BÖYLE KONUŞTURDUK!
Ak Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu: Hasan Hüseyin yeniden başkan seçildin tebrik ederim. Ama bu sendikacılıkla bir şey olmaz, gel seni siyasetin içine alalım!
Sağlık-Sen Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal: Ben siyasetin içindeyim zaten de koltuğum yok sadece! Bir koltuk ayarlasanız yeter bana!




