Onlar TV ekibi Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Murat Ağırel ve Timur Soykan, Eskişehir Kent Konseyi ve Memleket Sevdalıları Derneği’nin düzenlediği söyleşi ve imza gününe katıldı. Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen söyleşiye Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ve birçok sivil toplum örgütü temsilcisi ile vatandaşlar katıldı.
“Muhalefeti dizayn etmeye çalıştı”
Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen gazeteci Barış Pehlivan, “25 yılda bu iktidar çok şey yaptı. Hukuku bitirdi. Memleketi çetelerle doldurdu. Ekonomiyi ne hale getirdi. Ama bu yıl tek yapmadığı bir şeyi başardı. Dünya tarihinde belki örnekleri çok nadir olan şeyi başardı. Muhalefeti de dizayna girdi. Ama Recep Tayip Erdoğan kendisine böyle bir rol biçti” dedi.

“Oturduğumuz yerde para kaybettik”
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu anlatan gazeteci Murat Ağırel, “Ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimlerini nakşetmiş gazetecilerden bir tanesiyim. Bu ülkede umut asla bitmez. Çünkü mavi gözlü dev öyle öyle bir temel attı ki o temele yıllarca vurmalarına rağmen yıkamadılar. En ufak bir zarar dahi veremediler. Başaramayacaklar çünkü biz kazanacağız. Oturduğumuz yerde iki saatlik zaman içerisinde hepimiz para kaybettik. Toplamda 917 milyon TL faiz ödedik değerli dostlar ülke olarak. 917 milyon TL. Günlük ortalama faiz giderimiz var ama aylık, şu anda 2026 yılında aylık 292, 292 milyar TL faiz ödüyoruz. Günlük ortalama 9.7 milyar TL faiz ödüyoruz. Saatlik 405 milyon TL ödüyoruz. Dakikada 6.8 milyon TL faiz ödüyoruz bu ülkede” diye konuştu.
“Zenginden daha çok, fakirden daha az alan bir sistem yok”
Vergi toplama adaletsizliğine vurgu yapan Ağırel, “Bu ülkede toplanan bütün vergiler ki nasıl toplandığını biliyorsunuz. Zenginden daha çok, fakirden daha az alan bir sistem yok. Herkesten eşit aldığını iddia eden ama eşit aldığını iddia ettiği sistemde her yıl neredeyse vergi affı çıkarmak zorunda kalan bir sistemden bahsediyoruz. Toplayamıyor hiçbirini. Ödemesi gerekenler ise ödemiyorlar. Toplam dış borcumuz 564.9 milyar dolara dayanmış. Değerli dostlar, 86.1 milyon nüfus desek kişi başı dış borcumuz, bu salondaki herkesin, 6 bin 560 dolar borcu var. Kişi başı. Değerli dostlar, bunlar sadece ekonomik veriler. Biz bunları toparlayabilmek için ülke olarak çok emek sarf ettik ve çok bedel ödedik” dedi.

“31 Mart seçimleri sonrasında herkesin yüzü gülümsemeye başladı”
31 Mart Yerel Seçimleri sonrasında herkesin yüzünde bir gülümseme olduğunu hatırlatan Ağırel, “Ne mutlu ki 47 yıl sonra ilk defa bir muhalefet partisi bir başarı elde etti ve birinci parti olma konumuna çıktı. Mahalli seçimler bittikten sonra, belediye seçimleri bittikten sonra ülkedeki insanların yüzüne baktınız mı? Herkes gülmeye başladı, umut etmeye başladı. "Bu sefer oluyor" dedi, "değişiyor, gidiyor bunlar?" dedi. Aynı şekilde iktidar tarafında ne başladı biliyor musun? "Eyvah, geliyorlar" dedi. Çünkü onlar için tabu olan Adıyaman alındı. Burdur alındı. Kilis alındı. Kütahya alındı. Uşak, Afyon... Onların dokunulmaz, asla gitmez dediği yerler gitti. Ve bununla birlikte "Ya geçici bir süre" dedi ilk başta siyasetin yorumu. Sonrasında "Hayır, gitmiyor. Yükseliyor. Gitgide yükseliyor, güven daha çok artıyor." Politikalar çöküyor. Çünkü mevcut iktidarın sunabileceği bir şey yok” şeklinde konuştu.
“Tom Barrack’ı kimse istenmeyen adam ilan etmedi”
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu'ndaki Türkiye ve Ortadoğu için önerdiği “merhametli monarşiler” modeli ifadelerine tepki gösteren gazeteci Timur Soykan, “Cumhuriyet devrimlerini aşağılayarak "Bunlar size fazla ya" diyebildi. Diyebildi ve kimse de ağzının ortasına elinin tersiyle vurmadı. Vurmadı. İstenmeyen adam ilan etmedi. Herkes sustu. Geçen gün Hakan Fidan yine yan yana oturdular, birlikte poz verdiler bir de. 2 gün önce, 3 gün önce, bugüne gelirsek. Şimdi monarşik Osmanlı monarşi, değil mi?” dedi.
“En büyük sebep CHP’nin birinci parti olması”
19 Mart operasyonlarının en büyük sebebinin CHP’nin birinci parti konumuna yükselmesi olduğunu ifade eden Soykan, “19 Mart operasyonlarını bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Birdenbire şöyle bir şey oldu, sandığa karşı daha önce DEM'li belediyelere çok yapılırdı. Pek çok şehirde yapıldı bu. Ama 19 Mart'tan sonra bir operasyonlar zinciri başladı ve İBB operasyonları, bütün CHP'li belediyelere operasyonlar başladı. Yani monarşi vaadiyle, monarşi söylemiyle aynı anda seçilmiş kişilere yönelik ve ana muhalefete yönelik bir saldırı başladı. Bu saldırının temel, temel nedeni de neydi? Temel nedeni; sonuç, 31 Mart 2024'te CHP birinci parti oldu arkadaşlar. CHP bu ülkede en çok oy alan parti. Seçimlerde büyük bir zafer kazandı. AKP yenildi. İkinci parti oldu yani. Büyükşehirlerin çoğu, ülke nüfusunun yüzde 65'inin yaşadığı bölgeler CHP'li belediyeler tarafından yönetilir oldu” diye konuştu.
“Halk sandıkta siyasal bir dönüşüm başlattı”
Halkın sandıkta siyasal bir dönüşüm başlattığının altını çizen Soykan, “İşte bu nedir? Monarşiye en büyük tehdit budur. Değil mi? Halk sandıkta siyasal bir dönüşüm başlatıyor. Halk diyor ki "Ben bu iktidardan bıktım, artık yeni bir siyasi hareket istiyorum" diyor, değil mi? Sonuçta budur. Sandık sonuçlarına baktığınızda o haritayı hatırlarsınız, o turuncu harita neden kıpkırmızı oldu? Halk bir şey istedi çünkü. Ha, işte burada tehlike başladı” dedi.
“Artık herkes kendisinin istediği insana soru sorulmasını istiyor”
Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları yayın hakkında konuşan gazeteci Barış Terkoğlu, “Biz yayına giderken en çok aldığımız tepki böyle bir yayın yapmayın şeklindeydi. Aslında bu röportajlar 30 yıl öncesinin Türkiye’sinde çok normaldi. Uğur Dündar, Mehmet Ali Birand da başka gazeteciler de çok sert sorular sorardı. Soru sordukları bazen sevilen bazen sevilmeyen politikacı olurdu. Bazen seri katile de soru sorabilirlerdi. Uğur Mumcu bu şekilde Kara Sesi yazdı. Gitti Kara Ses ile röportaj yaptı. Abdi İpekçi cinayetini aydınlatmaya çalışanlar Abdi İpekçi ile röportaj yaptı. Ama Türkiye’de muhalefet gittikçe kısıldı, toplum gittikçe ayrıştı. Artık herkes bırakın soru sormayı kendisinin istediği insana soru sorulmasını istiyor. Bence Erdoğan, Türkiye’yi biraz zihnen zehirledi. Sadece kendi tarafını değil. Kendisi uçağa binerken istediği gazetecileri oturttu, istediği soruları aldı. Bu tarafta da kapalı mahalle yarattı ki o mahallenin sözleri kendisine ulaşmasın” dedi.
“Ülkemizi zor olandan kurtarmalıyız”
Terkoğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Biz gerçekten ne zaman bu ülkede muhalefet kavramı, kadın hareketi, işçi hareketi, emekli hareketi, gençlik hareketi bütün bunların birleşimi anlamına gelirse o zaman biz muhalefet denince bir tane parti anlamayız. Birkaç isim anlamayız. O zaman ülkemizin zenginliğini anlarız. O yüzden hiçbir parti içine girmeden ülkemizi zor olandan kurtarmalıyız diye düşünüyorum. Bir muhalefet yaratmalıyız. Umutsuz değilim.” Söyleşinin ardından gazeteciler, kitaplarını imzaladı.





