İstanbul Esenyurt'ta polis ekipleri tarafından yapılan denetim sırasında, uygulama üzerinden çağrılan ve taksicilik yaptığı şüphesiyle durdurulan sürücü, sivil trafik polisine ateş açtı. Olay yerinde ağır yaralanan polis memuru M. Ali Topatan şehit oldu!

Eskiden trafik polislerinin şehit veya gazi olma riski terör, asayiş, kaçakçılık gibi birimlerde görev yapan polislere göre daha azdı…

Diğer branşlara göre güvenli sayılıyordu, Trafik şube…

Ancak son 10-15 yılda trafik polisleri ciddi risk altında! Can güvenliğinden endişe duyulması gereken mesleklerin başında geliyor.

Birkaç örnek vermek istiyorum…

2017 yılında İzmir Bergama’da, Trafik polisi Nedim Öner, Çanakkale karayolundaki kontrol noktasında görev yaparken “dur” ihtarına uymayan hafif ticari aracın çarpması sonucu ağır yaralandı. Araç sürücüsü olay yerinden kaçtı.

2023 yılında Adana’da Trafik Şube Müdürlüğü'nde görevli Musa Keskin, Adana-Osmaniye otoyolunda meydana gelen bir kazaya müdahale ettiği sırada başka bir aracın çarpmasıyla şehit oldu!

Trafik polisi Fatih Oral, Diyarbakır Kayapınar'da trafik uygulaması sırasında “dur” ihtarına uymayan otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. Sürücünün 2,34 promil alkollü olduğu belirlendi. Bir yıldan fazla tedavi gördü ama hayata tutunamadı!

Sadece trafikte şehit olmadılar. Mesela Kemal Tosun, 15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsü'nde görevlendirildi. Köprüde darbecilerin açtığı ateş sonucu şehit oldu.

Fethi Sekin’i unutmak mümkün mü? Teröristlerin, İzmir Adliyesi saldırısında şehit edilen Fethi Sekin, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü Motosikletli Şahinler Timi'nde görevliydi. Teröristlere müdahale ederken silahlı çatışmada şehit oldu.

Bu şekilde yüzlerce örnek vermek mümkün!

Yıllar önce trafik polislerine en fazla bir iki sitem edilir, cezayı yazdırmamak için çaba gösterilirdi. Polise şiddet kimsenin aklının ucundan bile geçmezdi. Hele trafik polisleri büyük saygı duyulurdu.

Peki bu hale nasıl geldik!

Yine birkaç örnek vermek istiyorum…

AK Partili bir Milletvekilinin aracı Erdemli'de trafik polislerince durduruldu. Olayın görüntüleri daha sonra ortaya çıktı. Vekilin polislerle tartıştığı ve hakaret içeren ifadeler kullandığı medyada yer aldı! Olaydaki iki polis memuru açığa alındı ve yaklaşık iki yıl sonra meslekten ihraç edildikleri haberleştirildi.

Antalya’da bir belediye başkanının oğlu trafik denetiminden kaçıyor ve ters yöne giriyor. Onu durdurup kurallara uymaya davet eden 11 polisin daha sonra başka yerlere gönderildiği, sürgün edildiği iddiası TBMM'ye taşındı.

Daha geçen yıl Ankara’da CHP milletvekilinin şoförü “dur ihtarı” yapan polis memurunun üzerine aracını sürdü!

En yetkili siyasetçi, milletvekili, belediye başkanı, parti yöneticileri bakın trafik polislerine hangi cümleleri kullanmışlar:

- Sen benim kim olduğumu biliyor musun?

- Sen AK Parti düşmanı mısın?

- Siz eşkıya mısınız?

- Ben Valinin/ kaymakamın yakınıyım.

…/…

Yanıtı bildiğimiz bir soruyu sitem olarak soralım:

-Polise saygıyı kim kaybettirdi?

Trafik polisi, sadece ceza yazan kişi değildir. Yolun güvenliğini sağlar, kazaya müdahale eder, hayat kurtarır. Bazen bir başkasının yaptığı hatanın bedelini canıyla öder.

Ne yazık ki trafik polisinin karşısındaki kişi, makamına, siyasi kimliğine, tanıdığı bürokrata veya sahip olduğu güce güvenerek “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diyebiliyorsa, orada yalnızca bir polis memuru değil, devletin otoritesi yara alıyor demektir.

Bu son olay trafik polisi meselesi değildir. Ülkemizde kurala uyanla kurala uymayan arasındaki meselenin, makam ve güç karşısında nasıl değiştiğidir.

Trafik polisinin elinde silahından önce kanun var. Onun karşısında ise hız, alkol, öfke, silah ve “Ben kimim biliyor musun?” anlayışı…

Trafik polisi yolun kenarında duran sıradan bir görevli değil, devletin o yoldaki temsilcisidir. Ona saldırıldığında, kamu düzenine saldırılmış olursunuz.

Yetkili ve etkililerin görevini yapan polise yeniden saygı duyulmasını sağlarsa ancak bu kötü olayların önüne geçilebilir.