Hayat oldukça pahalı. Markete giren ve sadece birkaç parça temel ihtiyaçla çıkan insanın ödediği rakam ortada. Kiralar, faturalar, mutfak masrafları, eğitim, ulaşım… Her kalem ayrı bir yük. Ayın sonunu getirmek, birçok insan için başlı başına bir matematik problemine dönüşmüş durumda. Ama bütün bunlara rağmen başka bir gerçek daha var ortada. Ne olursa olsun insanlar iyi yaşamaktan vazgeçmiyor asla.
Tatil sezonu geldiğinde oteller doluyor. En lüks restoranlarda yer bulmak zorlaşıyor. Mağazalarda alışveriş çılgınca devam ediyor, sanki herşey sudan ucuzmuş gibi… Yeni kıyafetler, yeni telefonlar, pahalı sofralar, hafta sonu kaçamakları… Çünkü insan yalnızca hayatta kalmak istemiyor. Yaşamak, eğlenmek, kendine iyi bakmak istiyor. Bu da insanların en doğal hakkı. Buraya kadar anlaşılmayacak bir şey yok.
Asıl mesele, bu hayatın bedelini nasıl ödediğimiz. Bir haftalık tatil için kredi çeken, döndükten sonra da bir yıl boyunca o tatilin taksitlerini ödeyen insanlar var. Tatilde düşünmeden harcayıp, eve döndüğünde kredi kartı ekstresine bakarak kara kara düşünenler, bunalıma girenler var. Tatil fotoğraflarında kahkahalar, gelen ekstrelerde ise sessizlik hakim…
Sosyal medyada “Hayat bana güzel” görüntüleri paylaşılırken, ay sonunda aynı hayatın faturası masanın üzerine bırakılıyor beş karış bir suratla. İşte o zaman insan “Değer mi?” diye sormadan edemiyor kendine.
Elbette herkesin hayatına dışarıdan hüküm vermek kolay. Kimin ne kadar kazandığını, ne kadar borcu olduğunu, hangi koşullarda yaşadığını bilemeyiz. Belki o insan için yılda bir kez yapılan o tatil, bütün yılın yorgunluğunu taşıyabilmenin tek yolu. Tatil yada iyi yaşamak elbetteki herkesin hakkı. Fakat bugün artık yalnızca ekonomik değil, biraz da psikolojik bir tüketim yarışının içinde olduğumuzu da kabul etmek gerekiyor.
Çünkü mesele bazıları için aslında tatil yapmak değil; tatili başkalarına göstermek. Restoranda lezzetli yemekler yemek değil; o yemeklerin yada ortamın fotoğrafını paylaşmak. Giyinmek değil; insanlara ne marka giydiğini göstermek. Gezmek değil; gezdiğini kanıtlamak ve bütün bunların sonunda insanın elinde bazen güzel anılardan çok, ödenecek borçlar kalıyor ne yazıkki.
Oysa iyi yaşamak, pahalı yaşamak demek değil. Bir tatilin değerini otelin yıldızları, bir yemeğin değerini hesabın kabarıklığı, bir kıyafetin değerini markası belirlemiyor. Belki de bugün hepimizin biraz durup kendine şunu sorması gerekiyor: “Ben gerçekten bunu istiyor muyum, yoksa herkes yaptığı için mi yapıyorum?”
Evet eğlenmek güzel. Kendini şımartmak güzel. Ama bir haftalık mutluluk uğruna bir yıllık huzuru satın alıyorsak, orada bir şeyleri yeniden düşünmenin zamanı gelmiş demektir. Hayat zaten yeterince pahalı. Hiç değilse yaşadığımız hayatın bedelini, başkalarına güzel görünmek için ödemeyelim ne dersiniz?