İsmini bile doğru dürüst koyamadığımız absürt bir şehir meselesi yine karşımızda duruyor: Hat boyu…
Demiryolu hattının üzerinde olduğu için “Hat boyu” demişiz de kalmış.
İsim koymaya bile tenezzül etmediğimiz bir şehir ucubesi.
Ama inanın, tesadüf değil.
Eskişehir’i yıllarca ikiye bölen demiryolunu yerin altına aldık ama üzerinde kalan alanı ne yapacağımıza bir türlü karar veremedik.
Meydan desen değil.
Park desen değil.
Bulvar desen hiç değil.
Biraz yürüyüş değil de yürüme yolu, biraz beton, birkaç büfe, eski rayların üzerinde camlar...
Elde kalan boyalarla çizilmiş bir resim gibi.
Bir deniz, mavisi yok, bir dağ, kahverengisi yok, bir orman, yeşili yok.
Hat boyu, ismini arayan Kızılderili gibi.
Bir şey olacak ya da yapacak da ismini koyacağız.
Olmadığı için hala Hat boyu.
Kendi adıma düşününce Hat boyuyla ilişkim de bunu doğruluyor. Oraya özellikle gittiğim tek zamanı hatırlıyorum; yanılmıyorsam seçim döneminde AK Parti’nin düzenlediği bir iftar için gitmiştim. Onun dışında alışverişe giderken önünden geçtiğim, baktığım ama zihnimde pek karşılığı olmayan, manasız bir manzaradan öteye geçmeyen bir yer.
Şehrin ortasında koskoca bir alan; tatsız, tutsuz, adsız, manasız, yıllardır orada duruyor.
Neden mi?
Çünkü Hat boyunun hikayesi biraz da Eskişehir’de hükümet ile belediye arasındaki mücadelenin hikayesi.
Savaş alanını andırması belki de bundan.
Demiryolunun yer altına alınmasından İstasyon Köprüsü’nün yıkılmasına, ortaya çıkan alanın kimin tasarrufunda olacağından bakımını kimin yapacağına kadar uzanan bitmek bilmez bir tartışma silsilesi...
TCDD mi?
Büyükşehir mi?
Hükümet mi?
Belediye mi?
Sorunun kendisi bile meseleyi anlatıyor aslında.
Çünkü yıllardır “Hat boyu nasıl bir yer olmalı?” sorusundan önce “Hat boyu kimin?” sorusunu sorduk.
Şehrin ortasındaki koskoca alan, merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki siyasi ve idari gerilimin sahnesine dönüştü.
YAPTIK, OLDU MU?
2016’da yaklaşık 10 milyon liralık yatırımla Hat boyu yapıldı.
Rayların bir bölümü bırakıldı, üzerleri camla kapatıldı. Havuzlar, yürüyüş yolları, peyzaj alanları, kent mobilyaları yerleştirildi.
Eskişehir’in yeni yaşam alanlarından biri olacağı söylendi.
Daha proje tamamlanırken itirazlar başladı.
Mimarlar Odası alanın beton ağırlıklı olduğunu söylüyor, böylesine önemli bir kamusal alanın yarışmayla ve kent aktörlerinin katılımıyla projelendirilmesini istiyordu.
Sonrası malum.
Camlar kırıldı.
Yeşil alanlar bakımsız kaldı.
Büfeler büyüdü, yaya alanlarına taştı.
Temizlik, aydınlatma, güvenlik sorunları çıktı.
TCDD zaman zaman bakım yaptı, alanı toparladı. Bir süre sonra aynı görüntüler yeniden ortaya çıktı.
Hat boyu sağlıklı doğmamıştı.
Bakımı da gerektiği gibi yapılmadı desek sanırım haksızlık etmiş olmayız.
Şimdi yeniden başlıyoruz.
100 MİLYONLUK İKİNCİ ŞANS
Bu kez yeni Hat boyu için en az 100 milyon liralık yatırımdan söz ediliyor.
Özel şirketlerin de içinde olacağı bir model üzerinde çalışılıyor.
Haliyle akıllara kafeler, restoranlar, mağazalar geliyor.
Bunların olması başlı başına problem değil.
Şehir zaten ticaretin, eğlencenin, dinlenmenin, dolaşmanın ve karşılaşmanın birbirine karıştığı yerdir.
Ama bu ciddi bir oran meselesidir.
Kamusal alan ticareti besleyebilir.
Fakat ticaret kamusal alanı yutarsa, kusura bakmayın, Hat boyunu yine bir şeye benzetemeyiz.
Üstelik bu konuda tecrübemiz var.
Daha 2017’de Büyükşehir Belediyesi, sınırlı tutulması öngörülen büfelerin büyüyerek yaya ve dinlenme alanlarını işgal ettiğini açıklamıştı.
Dolayısıyla sorumuz “Hat boyunda kafe olacak mı?” kadar basit olamaz.
Asıl soru şu:
Hat boyu kimin için olacak?
AYNI MASA
2 Eylül’de Valilikte yapılan toplantının fotoğrafına bu nedenle dikkatle bakıyorum.
Vali var. Büyükşehir Belediye Başkanı var. Milletvekili var. Üniversiteler var. İlgili kurumlar var.
Yıllarca merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında gidip gelen bir meselede aynı masanın etrafında oturulması küçümsenecek bir şey değil.
Çünkü şehrin ortasındaki böylesine büyük bir alanın gerçekten şehre dahil olması, ancak şehrin bütün bileşenlerinin sürece dahil edilmesiyle mümkün olabilir.
Şehir biraz müzakere işiyse Hat boyu bu müzakerenin kaçınılmaz öznesidir.
Biraz ortak akıl.
Biraz uzlaşma.
Biraz da “ben yaptım” deme arzusundan vazgeçme işi.
Üstelik hatırlatmakta fayda var:
Hükümet açısından bu defa başka bir müzakere zorunluluğu da var.
Çünkü Hat boyu sıfırdan yapılacak bir proje değil.
Arkasında pek de parlak sayılamayacak bir tecrübe duruyor.
On yıl önce milyonlarca lira harcanmış bir alanın bugün yeniden kapsamlı bir dönüşüme ihtiyaç duyması ister istemez bir şey söylüyor.
Bu nedenle bu kez “biz yaptık, oldu” deme lüksü yok.
TCDD’nin tapusunda olabilir.
Ama Hat boyu Eskişehir’in ortasında.
Mülkiyet TCDD’nin olabilir; sonuçlarına katlanacak olan şehir.
Yanlış yapılırsa Eskişehir onunla onlarca yıl yaşayacak.
Doğru yapılırsa da kazanan herhangi bir siyasi parti olmayacak.
Şehir olacak.
O nedenle yeni Hat boyu projesinin başlangıç noktası yatırım miktarı, işletmecinin kazancı ya da siyasi sahiplenme olmamalı.
Önce sorulmalı:
Eskişehir’in burada neye ihtiyacı var?
Ne kadar yeşil alana?
Ne kadar meydana?
Ne kadar kültür ve sanat alanına?
Ne kadar ticarete?
Çocuğun, gencin, yaşlının, öğrencinin bu alandaki yeri ne olacak?
Bunların cevabı verilmeden çizilecek en güzel proje bile nihayetinde güzel çizilmiş bir projeden ibaret kalır.
Projeyi hükümet hazırlayabilir.
TCDD yürütebilir.
Özel sektör finanse edebilir.
Büyükşehir katkı sunabilir.
Bunların hiçbiri tek başına mesele değil.
Mesele, bütün bunların hangi amaç etrafında birleşeceği…
Ölçü ise tek olmalı: Şehrin menfaati.
2 Eylül’deki buluşmada ne konuşuldu, kim ne söyledi bilmiyorum.
Fakat şunu biliyorum:
Bu kez hükümet cenahının ihtiyacı yalnızca iyi bir proje bulmak değil.
Hatta belki iyi proje aramaktan önce başka bir şeyi aramak gerekiyor.
Ortak aklı.
Çünkü bana kalırsa Hat boyunun geçmişinde eksik olan sadece iyi bir proje değildi.
Daha çok eksik olan, şehrin ne istediği konusunda anlaşabilme marifetiydi.
Belki de yıllardır “Hat boyu kimin?” diye yanlış soruyu soruyoruz.
Cevabı tapuda ararsanız TCDD’nin, siyasette ararsanız herkesin.
Ama şehircilik açısından soruyorsanız cevabı çok daha basit;
Hat boyu Eskişehir’in…
Yeni proje de önce bunu kabul ederek başlamalı.