Ülkemizin hemen yanı başında devam eden bir savaş var. Bu savaş her ne kadar İsrail, ABD ve İran ekseninde devam ediyor gibi görünse de bölgesel bir savaşa dönüşmemesi pamuk ipliğine bağlı gibi görünüyor.
Önümüzde böyle bir genel tablo var…
Rotamızı siyasete kırarsak, 2024 Yerel Seçimlerinin galibi ve bugünün en güçlü muhalefet partisi CHP’nin başında da türlü belalar var. Neden birden konuyu CHP’ye getirdiğimi birazdan anlayacaksınız.
CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu neredeyse bir yıldır Silivri’de tutsak. Kendisi ve pek çok kurmayı, partili yol arkadaşı hakkında ortaya atılan iddialar çok ciddi. Ekrem Bey, ayrı dosyalardan iki bin yıl üzerinde bir ceza ile yargılanacak. Henüz iddianameler bile bazı davalarda hazır değil diye biliyorum.
Bunun yanında Ekrem Bey dışında pek çok belediye başkanı tutuklandı. CHP’li bürokratlar tutuklandı. Görevinden alınan ve iade edilmeyenler var. Halen yargılanması devam edenler var.
CHP’den AK Parti’ye transfer olan vekiller, belediye başkanları var.
Kısacası CHP’nin üzerinde saymakla bitmez husumet var. Karabulutlar var…
Parti kısa süre önce “mutlak butlan” ve “kapatılma” davaları cenderesinden geçti.
Bunlar genelde olanlar.
Yerele inersek Eskişehir de dahil olmak üzere hükümet kanadının belediyelerin pek çok işine taş koyması var. Belediyelerin baskı altına alınması var. Var oğlu var…
Böyle bir iklimde Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni bir cephede savaşa girmesine çok büyük bir gereksinim yok diye düşünüyorum.
Elbette parti içi anlaşmazlıklar olabilir, fikir ayrılıkları olabilir, uzlaşmayan görüşler olabilir. Bu tarz meselelerin çözümü çok zor değil.
Ancak birebir karşı karşıya gelmeler, bu işler öyle kolay çözülür olmuyor.
Yakın zaman önce Eskişehir’in efsanesi, Yılmaz Büyükerşen ile Odunpazarı’nda yıllardır CHP’nin bayrağını dalgalandıran Kazım Kurt’un kişiselleşen atışmalarına tanık olduk.
Bu kısa sürede alevlenen gerginlik tam sulh olmasa da sessizlikle vuku buldu diyorduk ki tartışmaların yeniden alevlendiğini duyuyoruz, görüyoruz.
Şahsi fikrimi söylemem gerekiyorsa, CHP için Eskişehir’de büyük önem arz eden iki ismin bu tarz bir tartışmayla anılır olması doğru değil.
Bunları zaman içinde sadece CHP’de görmedik. AK Parti’de de gördük, geçmiş dönemlerde şehirde hakim olan diğer siyasi partilerde de. İnsan ve siyasetin olduğu her yerde kaos ve karşılıklı kapışmaların olması normal.
Ama anlatmak istediğim zamanlama hiç normal değil.
Büyükerşen – Kurt atışmaları, CHP’nin tek gündemi olsa yine neyse…
Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Ali Haydar Çelik ve Kazım Kurt arasında da benzer atışmalar, tartışmalar var.
CHP’de yapılan son delege seçimleri sürecinde başlayan ve ikili arasında ciddi gerilime sahne olan olaylar sonrası Kurt ve Çelik bu defa da Odunpazarı Meclisi’nde karşı karşıya geldi.
Odunpazarı Belediyesi’nin, belediye yanındaki boş araziye yap – işlet – devret modeli ile müteahhide yaptırmak istediği yeni belediye binası üzerinden polemik yeniden alevlendi.
Ali Haydar Çelik, Kazım Kurt’un açıklamalarına göre CHP gurubunun açık kurallarına uymayarak, konu ile ilgili mecliste çekimser oy kullandı.
Bu tavır sonrası ikili arasında da yeniden bir gerilim cereyan etti.
Ali Haydar Çelik’in kamu arazisinin, yap işlet devret olsa da bir kısmının müteahhide verilmesini doğru bulmamasını anlarım. Kazım Başkanın para harcamadan bir belediye binası yapma fikrini de anlarım.
Sonuçta kamulaştırılan bir arazi var. Kamunun hakkını koruyarak, ince eleyip sık dokuyarak hareket etmek lazım.
Sayın Çelik’in konu ile ilgili argümanlarını dinlemek lazım. Neden itiraz ettiğini iyi anlamak lazım. Sayın Kurt zaten açıkça neden böyle bir yönteme başvurduklarını anlattı.
Kim haklı bunu şimdiden söylemek zor ama işin ikili bir tartışmaya dönmesi CHP için iyi olmadı.
Gelelim son yaşanan olaylara…
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Mihalıççık’ta, CHP’nin yeni parti binası açılışında yaptığı konuşmada DSP’li Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum’a sert yüklendi.
Haliyle Haydar Çorum da Ahmet Başkana karşı çok sert açıklamalar yaptı ve tansiyon inanılmaz yükseldi.
Bana bu aşamada, hemen “Haydar Çorum CHP’li mi?” diye bir soru gelebilir.
Kağıt üzerinde değil ama Haydar Çorum’un duruşunu ve siyasi görüşünü hepimiz biliyoruz. Bugünün DSP’sine de yakın olduğu söylenemez. Cumhur İttifakı DSP’si başka bir düzlemde.
Bu nedenle Ataç – Çorum kavgası da aile içinde sayılır.
Tüm bu söylediklerime bakarsak, özetle şu soruyu sormak gerekir.
Eskişehir’de CHP’nin yeni cepheler, yeni bir cephe açması için doğru zaman mı?
“Değil” cevabını verenlerin çoğunlukta olacağından şüphem yok.
Herkese keyifli bir gün diliyorum. Sevgiyle kalın…