Kıymetli okuyucularım!
Bu gün de zekâtın faziletlerinden bir nebze de olsa bahsetmek istiyorum.
Zekât, zekât verenin imanı ve Mevla'sına olan muhabbetinin bir delilidir, ilahi muhabbetin ölçüsüdür.
Hz. Ali Efendimizin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Allahü Teala bir kuluna hayır murat ettiği zaman, cennet bekçilerinden bir melek gönderir. Melek onun sırtını sıvazlar da, zekât vermek kolay gelir."
Evet, hadis-i şeriften de anlaşılıyor ki, zekât vermek o kadar kolay bir iş değildir. Nefse gayet zor gelir. Bu da yukarıdaki "Zekât ilahi muhabbetin ölçüsüdür." sözümüzün delili olmaktadır.
Kim malının zekâtını verirse, Allah onu dünyada helak olmaktan, ahirette de azaptan kurtarır. Zekâtını vermeyenin ise, dünyada malı afet ve helakten, ahirette kendisi azaptan kurtulamaz.
Hadisi şerifte : "Mallarınızı zekâtla koruyun. Hastalıklarınızı sadaka ile tedavi edin. Bela dalgalarına dua ve tazarru ile karşı koyun."buyurulmuştur.
Bir hristiyan bu hadisi şerifi işitmişti. O anda da ortağı ticaret için yoldaydı. Denemek için malının zekâtını çıkardı, verdi. Malı hırsızlardan kurtuldu.
Karada ve denizde telef olan mallar, zekâtın verilmemesi sebebiyle telef olur.
Zekâtın kelime manası "bereket, artma, üreme, çoğalma, temizleme"dir. Onu vermenin bereketi ve alanın da duasıyla mal çoğalır. Ayrıca zekât, zekât vereni günahtan temizler. İmanının ve ezelde verdiği sözün sıhhatine şahitlik eder.
Ebu Hüreyre (r.a.)'den:
Bir gün Peygamber (s.a.v.) bize bir konuşma yaptı ve konuşma arasında üç defa: "Hayatımı kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki" buyurdu. Sonra yere kapandı. Biz de hepimiz neye yemin ettiğini anlamadan, ağlayarak yere kapandık. Bir müddet sonra, yüzünde müjde parıltıları belirdiği halde başını kaldırdı. Sonra şöyle buyurdu:
-Beş vakit namazına devam eden, Ramazan orucunu tutan, zekatını veren ve yedi büyük günahtan kaçınan bir kimse yoktur ki, cennetin bütün kapıları açılıp kendisine, "Selamet ve emniyet içinde gir" denilmesin.
Hadisi şerif meali:
"Muhakkak ki Allah'ın dostları, Allah'ın farz kıldığı beş vakit namazını kılan, sevabını umarak Ramazan orucunu tutan, sevabını umarak ve gönül hoşluğu ile zekâtını veren, Allah'ın yasaklamış olduğu büyük günahlardan kaçınandır. Bunlar, kapı kanatları altından olan, cennetin ortasında Muhammed (Aleyhisselam)'ın arkadaşlarıdır.
Evet değerli okuyucularım, zekât borcu olan kardeşlerimizin bu borçlarını şu mübarek ramazan ayında ödemeleri halinde sevaplarının kat kat olacağını hatırlatarak "Allah'a emanet olun" derim.