Bu günkü yazım da zekâtın hikmetleri üzerinde durmak istiyorum Mevlamız bir şeyi emretti veya yasakladı ise onda mutlaka hem ferdin hem de cemiyetin lehine dünyevi ve uhrevi birçok faydalar vardır. Dolayısıyla zekâtın farz kılınmasında da birçok hikmetler vardır. İşte bunlardan bir kaçı:
*Zekât her şeyden önce bir ibadettir. Müslüman bu ibadeti Allah'ın emrine uyarak, O'nun rızasına kavuşmayı dileyerek halis bir niyet ve gönül hoşnutluğu ile yerine getirmelidir.
* Zekâtın Allah'ın verdiği nimetlere bir şükürdür.
Namaz, oruç gibi Allah'ın ihsan ettiği vücut, sıhhat ve selametinin şükrüdür. Başta zekât olmak üzere yapılan diğer mali yardımlar da mal nimetin şükrüdür. Müslüman şükrü eda edilen malın artacağının bilincindedir. Zekâtını Allah'ın emri olduğu için ödeyen, bu ve diğer ibadetleri O'na yakın olmak O'na şükür etmek maksadıyla yerine getiren Müslüman ahiret hayatının nimetlerine ve cennette Allah'a yakın olmaya ehil olur.
* Zekât malı başkalarının haklarından korur. Zenginin malında fakirin ve ihtiyaç sahibinin hakkı vardır. Kur'an-ı Kerim'de "....ve malların da muhtaç ve mahrumların hakkı vardır" (Zariyat 19) buyurulmuştur. Zekât verilmekle başkalarına ait olan bu hak ödenmiş olur. Aksi halde bu mesuliyetten kurtulamaz.
* Zekât ferdi cimrilik hastalığından korur.
Cimrilik ve bencillik hem Hakk hem de halk tarafından sevilmeyen kötü haslettir. Zekât vermek suretiyle kişi bu hastalıklardan da kurtulmuş olur.
Allah dostlarından biri, böyle cimri ama zengin birisine zaman zaman kendi cebinden para verir, "senin çevrende fakirler vardır, bunları dağıtıver" dermiş.
*Zekât, kurtuluşa vesiledir.
Cenab-ı Hak kurtuluşa erecek mü'minlerin bir özelliğinin de zekâtlarını vermeleri olduğunu haber vermiştir.
*Zekât, zengin ile fakir arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirir.
Bir cemiyette zenginlerin ve fakirlerin bulunması tabiidir. Fakat tabii olmayan, bunların birbirlerinin haklarını gözetmemesi, bunun da cemiyette gerilim ve gerginliğe sebep olmasıdır. Zekât sayesinde zenginle fakir arasındaki güven, saygı ve sevgi oluşur.
Hadis-i şerifte "İslamın köprüsü zekâttır" buyurulmuştur. Hadisi şerifte işaret edilen bu köprü, fakirle zengin arasındaki boşluğu kapatan, zenginin merhamet elini yoksula uzattıran ve fakiri servet sahibine hürmetle bağlayan bir köprü olmaktadır.
*Zekât, cemiyetteki sosyal dengeyi sağlar.
Sosyal dayanışma sisteminin temelini oluşturan zekâtın, bir ibadet anlayışı ile alınması ve fakir, kimsesiz, muhtaç, yetim, yolda kalmış ve borçlu gibi yardıma muhtaç bütün sınıfları kapsayacak kadar geniş olması, İslam dininin toplumsal bütünleşme, kaynaşma ve dayanışmaya büyük bir önem atfettiğini gösterir.