25 Eylül 2020 Cuma 305 Okunma

Güç Kimde?

 


 


 


 


İnternetle birlikte medyanın kullanım oranı yükseldi. Günlük yaşamda bir enformasyon saldırısı altındayız. Çevremizde oluşan günlük iletişimden medyaya kadar çok miktarda enformasyonla muhatap oluyoruz. Bunların önemli bir bölümünü algılamıyor ve kayıt altına almıyoruz. Farkında olarak aldıklarımız var. Aynı zamanda bir kısım enformasyonu da biz farkında olmadan zihnimiz kalıcı depoya alıyor.


 


Farkında olduklarımız ya da olmadıklarımızla birlikte biriktirdiklerimiz bir zihinsel harita oluşturmamıza neden oluyor. Bu haritayı ‘kişiliği olan sihirli bir aynaya’ benzetebilirsiniz. Çevreden, nesnelerden ve olaylardan gelen ışığı kendi şartlarına göre yansıtıyor. Bir başka deyişle nasıl bir ayna oluşturduysak durumlara, olaylara ve kişilere verdiğimiz tepki buna uygun gelişiyor. Bizi etkileyen bir konuya cevap vermemizi sağlayan bu aynaya ya da haritaya ‘iç ses’ de diyebilirsiniz.


 


Bu iç ses, bizi ani ve hızlı tepkiler vermeye yöneltir. Benzer olayları önceden yaşadığımız veya benzer kişilerle daha önce karşılaştığımız için bunlara karşı ‘ezberimize uygun’ biçimde davranmayı tercih ederiz. Özellikle olumsuzluk ima eden etkiler karşısında olumsuz ezberler zihinsel haritaya uygun olarak hızlı, olumsuz tepkiler oluşturur. İç sesi denetleyebildiğimizde veya zihinsel haritamızı ‘iyileştirebildiğimizde’ daha sağlıklı ve olumlu bir tepki modeli geliştirmemiz mümkün olur.


 


Uzak ve yakın yaşam çevremizde yönetmemiz ve denetlememiz mümkün olmayan pek çok faktör var. Bunların bazıları kişinin doğumundan önce başlıyor ve ölümüne kadar devam ediyor. Denetlenmesi imkânsız olan faktörler karşısında olumsuz bir tutum içine girmenin bize kazandırdığı hiçbir şey yok. Diğer yandan türü ne olursa olsun yaşamsal faktörler karşısından kendi zihinsel tepkimizi denetleme ve yönetme kapasitemiz var. Çevremizdeki dünya hakkında farklı bir algı ve tepki modeli geliştirerek mutlu bir yaşam oluşturma fırsatımız olabilir.


 


Unutmayın ki; ne gördüğünüz nerede durduğunuza bağlıdır. Zihinsel olarak kendinizi bir ‘olumsuzluk bataklığına’ konumlayarak mutlu bir yaşam görmeniz mümkün olmaz. Yaşam en ağır şartlar altında bile devam edebiliyor. Önemli olan, içinde yer aldığımız yaşam çevresinin şartlarını doğru tespit ederek başlayabilmek… Bundan sonra karşımıza çıkan yaşam fırsatlarını değerlendirmemizi sağlayacak pozitif özelliklerle donanmış bir zihinsel harita oluşturabilmek gerekiyor.


 


Bize yönelmiş günlük enformasyonun önemli bir bölümünü yitirsek de (–ki beden ve zihin olarak sağlıklı kalmak için ciddi bir filtreleme yapmak zorundayız) deneyimlerimizin çoğu atık haline dönüşmüyor. İyi veya kötü olabilen bu deneyimlerden olumluluk yönünde doğru dersleri çıkardığımızda, kaliteli bir zihinsel haritası oluşturmaya ya da mevcut haritamızı iyileştirmeye başlamış oluyoruz.


 


Önemli bir konunun altını çizmek isterim. Yaşamın şansları ve fırsatları olumlu düşünmeyi ve tepki vermeyi başaran kişiler için çok daha fazladır. Olumlu bir etki-tepki modeli geliştirerek yaşamda maddi, düşünsel ve duygusal olarak çok daha yükseklere çıkmamızı sağlayacak fırsatları fark etme ve değerlendirme imkânımız oluşur.


 


Tüm insanlar eş başlangıç fırsatlarına sahip değiller. Bazıları daha zengin, kimileri ise daha kısıtlı kaynaklar ortamında başlıyorlar. Her iki grup içinde de mutluluk başarısına erişenlerin olumluluğu bir yaşam tarzı haline getirmiş ve bu yönde çaba vermiş olanların bulunması sürpriz değildir. Bizi ve yaşamımızı değiştirebilecek olan birincil özne kendimiziz.