Büyükşehir Belediyesi, 2026 yılını ‘’Eskişehir Yılı’’ olarak ilan etti.
Yıla özel projeler geliştiriliyor, etkinlikler gerçekleştiriliyor.
Son olarak ‘’Ekonomi 26 Paneli’’ gerçekleştirildi.
Konusu adından belli, Eskişehir ekonomisi…
Konuşmacıları da EOSB Başkanı Nadir Küpeli, ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş ve ETO Başkanı Metin Güler… Bir başka tanımlamayla da Eskişehir ekonomisinin ana unsurlarının temsilcileri…
Başkanların konuşmalarında çizdiği tablo pek de parlak değil…
Sıkıntıları dile getirdiler, olası tehlikelere dikkat çektiler.
‘’Çalışma barışının olmadığı bir yerde verim alma şansımız olmuyor. Bizler birim başı maliyetleri hesaplarken çalışanlarımızın mutlu olacağı rakamlara ulaşamıyoruz. Zaman zaman ‘çalışanlarımız adına asgari ücrette bir revize yapılabilir mi’ diye düşünüyoruz.
Ancak tüm yükü iş insanlarının üzerine yükleyerek bunu yapma şansımız yok. Çünkü şu anda bizler de duvara toslamış durumdayız.’’
Bu sözler ETO Başkanı Metin Güler’e ait…
Asgari ücret gibi çok önemli bir konuya parmak basıyor.
Türkiye’deki ekonomik koşullar ortada…
Marketlerde olsun, pazarlarda olsun etiketler sürekli değişiyor.
İbre de hep yukarıda…
Fiyatlar ha bire yükseliyor.
Yıl başında belirlenen asgari ücrette ‘’alım gücü’’ diye bir şey söz konusu değil…
İnsanlar geçinemiyor.
Asgari ücretin yükselmesi gerek…
Ancak muhatabı olan işverenlerin yapılacak artışı tek başlarına omuzlama olanağı yok.
Metin Güler’in deyimiyle onlar da ‘’duvara toslamış’’ durumdalar.
‘’Devletin yüke ortak olması’’ şart…
Bu tartışma götürmez bir gerçek…
Ne yazık ki, gerekeni yapma gibi bir düşünce yok.
EOSB Başkanı Nadir Küpeli’nin çizdiği tablo da farklı değil…
Önce sanayinin Eskişehir açısından rolünü ortaya koyuyor.
‘’Üretim kültürü açısından Türkiye’nin en kritik havzalarının başında Eskişehir sanayisi yer alıyor. Şehrimizin yaklaşık yüzde 42’si sanayiden ekmek yemeye başladı. Eskişehir’in toplam nüfusu 900 Binin üzerinde. Organize sanayi bölgesinin içindeki, dışındaki üreticilerle, KOBİ’lerle hesapladığımız zaman yaklaşık yüzde 42’si bu üretim merkezlerinden geçimini sağlıyor. Bu çok önemli bir rakam.’’
Gerçekten önemli…
Sanayi için ‘’Eskişehir’in can damarı’’ dense yeridir.
Peki sanayiciler ne durumda?
Sorunun yanıtı olumla değil…
‘’ Yeni yatırımcı gelmiyor. Kimsenin yatırım derdi yok. Herkes can derdine düşmüş durumda…’’
Dahası var.
‘’Şu an sanayici çalışıyor, üretiyor ama para kazanamıyor. Parayı başkaları kazanıyor.
Sanayici üzerine düşeni çok fazlasıyla yaptı. Bizdeki enflasyon Türkiye’deki enflasyonun yarısı kadar. Demek ki bıçak kemiğe dayanmanın da ötesine geçmiş, artık yapacak hiçbir şeyimiz kalmamış. Bundan sonra sanayiciden herhangi bir fedakarlık beklemek doğru değil. Sanayicinin daha fazla fedakarlıkta bulunma imkanı yok.’’
Eskişehir ekonomisinin ana unsurlarının temsilcilerinin, bir başka tanımlamayla da patron temsilcilerinin çizdiği tablo bu…
En hafif tanımlamayla ‘’iç açıcı değil’’ dense yeridir.
Patronlar böyle ‘’can derdine düşmüş’’, ‘’duvara toslamış’’ haldeyken çalışanların, ücretlilerin hali nasıl olur?
Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok.
Ne halde oldukları gözle önünde…
‘’Geçinemez’’ haldeler…
İyi de ‘’Eskişehir ekonomisi’’ ne halde?
Ne halde olacak, berbat bir halde…