Eskişehir vahşi madencilik ve sürdürülebilir enerji dışında kalan, örneğin termik santral gibi doğaya zarar veren enerji yatırımlarının maalesef gözbebeği haline geldi.

Eskişehir, son dönemde; Alpu Termik Santrali, Cengiz Holding’in Alpagut – Atalan bölgesine yapmak istediği siyanürlü altın madeni, Beylikova’daki nadir toprak elementlerinin çıkarılarak ABD’ye peşkeş çekilmesi gibi ciddi konular ile gündeme geldi.

Üç çok ciddi konu henüz kent gündeminden düşmemişken karşımıza bir rapor daha çıktı.

Daha önce, “Maden – Enerji Vurgusu Boşuna Değil” isimli köşe yazımda dikkatleri üzerine çektiğim raporda,

“MAPEG verilerine göre, 2023 yılı başından aralık 2025 tarihine kadar Eskişehir’de toplam 55 ayrı ruhsat sahası ihaleye açıldı. Bu sahaların toplam büyüklüğü 33 bin 943 hektar, yani yaklaşık 47 bin 539 futbol sahası genişliğinde.

Bu ihaleler sonucunda 28 adet ruhsat sahası, 29 farklı maden şirketine satıldı. Satışı gerçekleşen alanın toplam büyüklüğü ise 24 bin 784 hektar (34 bin 711 futbol sahası) olarak kayıtlara geçti.” değerlendirmelerini gündeme taşımıştım.

Bu rakamlar özellikle su fakiri olma yolunda ilerleyen bir kent için son derece yüksek.

Üstelik, aynı rapor üzerinden, Polen Ekoloji Kolektifi tarafından yapılan çalışmadaki verilere göre; kentte 13 adet “mega maden” projesi ve yüzlerce mermer ocağı ruhsatı bulunurken, projelerin büyük çoğunluğu için ÇED sürecine dahi gerek duyulmadığını görüyoruz.

Eskişehir üzerinde ciddi bir madencilik baskısı var. Bunun yanında sürdürülebilir enerji dışında kalan enerji üretim mekanizmaları da güzel kentimizi tehdit ediyor.

Alpu Ovasına yapılmak istenen termik santrale itiraz davası uzun süredir devam eden bir sürece dönüşmüştü.

Çevre platformları, STK’lar, bazı siyasiler ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin gayretleri ile Eskişehir halkı Alpu’ya bu belalı termik santrali yaptırmadı. Ancak santralin yapılması için doğra düşmanlarının mücadelesi de bitmiş değildi.

Geçtiğimiz günlerde, doğa düşmanlarını üzecek Eskişehir’de “yeşil direnişe” imza atan çoğunluğu ise sevindirecek yeni bir haber aldık.

Termik santrale karşı davanın tarafı olan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada,

“Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Alpu Termik Santrali projesine karşı yürüttüğü hukuk mücadelesinde bir büyük kazanım daha elde edildi. Bursa Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay'ın bozma kararına uyarak, verimli tarım arazilerinin enerji üretim alanı olarak kullanılmasına izin veren işlemleri iptal etti.” ifadelerine yer verildi.

Daha fazla detaylara girip, sizleri detaylarda boğmak istemiyorum.

Kısaca, Alpu Termik Santrali üzerinden, verimli tarım arazilerinin enerji üretim alanı olarak kullanılmamasına yönelik emsal oluşturacak bir kararın mahkemeden çıktığını söyleyebiliriz.

Alpu Ovası’nın tamamen termik santral baskısından kurtulması için önemli olan bu karar, şimdilik Eskişehir için çok olumlu.

Eskişehir’in en verimli ovalarından birini kurtarmak için verdiği büyük mücadelenin, diğer tehditlere karşı devam etmesini umuyorum.

Halihazırda, Cengiz’in siyanürlü aştın madenine gerekli izinlerin bir bir çıktığını görüyoruz. Sakarı Ilıca, Alpagut, Atalan, Mihalgazi ve Sarıcakaya bölgelerindeki verimli tarım arazilerini katledecek bu projeye de aynı direnci göstermek bu kentin asli sorumluluklarından biri olmalı.

Yine, nadir toprak elementlerinin yabancı sermayeye peşkeş çekilmesinin, Eskişehir’in bir madencilik cennetine dönüştürülmesinin önünde set oluşturmak zorundayız.

Bizler böyle söylemlerde bulununca, madencilik ile uğraşan bazı dostlarımız bizi yanlış anlıyor. Oysa onlar da biliyor ki vahşi madencilik ve eski usul enerji üretimi yaşama, doğaya ciddi zarar veriyor. İnsan sağlığını tehdit ediyor, hatta tüm canlıları tehdit ediyor.

Tüm bu tehditler ne için?

Neden Türkiye yeni nesil, sürdürülebilir enerji üretimine geçmek yerine eski usul üretime devan ediyor?

Madenciliğe açılmaması gereken son derece önemli tarım arazileri neden yurtdışı sermayesine peşkeş çekilmek isteniyor?

Bunların cevaplarını hepimiz biliyoruz…

Bu nedenle Eskişehir’de, ülkemizde “yeşil direniş” baronlara karşı devam etmeli.

Eskişehir’de yaşam hakkımızı hep birlikte savunalım!

Herkese keyifli bir gün diliyorum. Sevgiyle kalın…