Buğrahan Doğangil - DUVAR
Anadolu ‘İYİ’ Değil – Mutlak Acemilik
Anadolu Üniversitesi’nde yaşanan olumsuzlukları ben anlatmaktan yoruldum, üniversite yönetimi hata yapmaktan yorulmadı.
Son dönemde, hemen her hafta, köşemde Anadolu Üniversitesi’ne yer ayırmak zorunda kalıyorum. Çünkü her hafta sağ olsunlar yeni skandallar ile karşımıza çıkıyorlar.
Anadolu Üniversitesi son olarak çalışanları için bir özel banka ile imzaladığı “maaş promosyonu” anlaşmasını teknik nedenler ile (teknik nedenler ne ise?) iptal etmiş ve farklı bir banka ile yeni bir anlaşma imzalama yoluna gitmişti.
Üstelik yeni anlaşma toplamda 100 bin lira civarında, yani eski ve iptal edilen anlaşmadı tutardan 11 bin lira kadar daha azdı.
Ocak’ta ödenecek olan promosyon Şubat’a sarkmış ve personel ciddi bir mağduriyet yaşamıştı.
Bugünlerde ise yapılan yeni anlaşmanın da iptal edileceği konuşuluyor. Kulislerden bu yönde bazı bilgiler geldiğini inkar edemeyiz. Zaten şehrimizin deneyimli gazetecilerinden Murat Taşkın da, benim yazımdan önce, Sakarya Gazetesi’ndeki köşesinden banka isimleri dahil olayı net şekilde anlatmış.
Anadolu Üniversitesi bu yönetimsel beceriksizliği ne ile açıklayacak derken…
İYİ Parti GİK Üyesi Melih Aydın, yanına İl Başkanı Serdar Ulucan, Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer ve Tepebaşı İlçe Başkanı Reşat Küçükerkan’ı alarak Anadolu Üniversitesi önünde, kurumu yerden yere vuran bir dizi açıklamaya imza attı.
Aydın’ın söylemlerinde elbette promosyon mağduriyeti önemli yer kaplıyor. Ancak bunun yanında üniversite ile ilgili diğer iddialar da oldukça önemli.
Daire başkanlığı gibi önemli makamların eş dost hatırı ile liyakatsiz şekilde doldurulduğunu söyleyen Melih Aydın, promosyon skandalının da bu sebeple ortaya çıktığını söylüyor.
Melih Aydın’a katılmamak mümkün mü?
Değil, neden değil çünkü promosyon faturası İdari ve Mali İşler Daire Başkanı Halil Yetim’e kesildi.
Neyse devam edelim…
Ramazan ayına yaklaştığımız bu günlerde, Melih Aydın, geçtiğimiz Ramazan ayında üniversite imkanlarının yalnızca AK Parti Gençlik Kolları’na kullandırıldığını söylüyor ve bu iddialarına üniversite yönetiminden hala cevap gelmediğini dile getiriyor.
Ben de yeniden sormak istiyorum AK Parti Gençlik Kolları’na kurumun imkanlarıpeşkeş çekildi mi?
Öğrenciler, yemekhane rezervasyon sistemi yüzünden aç kalırken boğazda yemekler veren, AK Partililere iftar, sahur programları yapan Anadolu Üniversitesi yönetimi ne yapmaya çalışıyor?
Hakkını arayan öğrenciye protesto kısıtlaması, özel güvenlik darbesi…
AK Parti’ye Ramazan programı!
Bunlar ciddi iddialar ve yanıt verilmesi, ispatlı yanıtlar verilmesi gereken iddialar.
Eskişehir’in en önemli markalarından biri bu skandallar ile anılmaya daha ne kadar devam edecek?
Aydın’ın son iddiası da yine liyakatsiz kadrolara yönelik…
Kariyer Merkezi’nde kişiye özel kadro açıldığını söyleyen Aydın, bu sorusuna da cevap arıyor.
Elbette bizler de Melih Aydın ve İYİ Parti heyeti ile birlikte üniversite yönetiminden bu skandal iddialara bir yanıt bekliyoruz.
Anadolu Üniversitesi, Ali Baba’nın Çiftliği olarak değil, Eskişehir’in en saygın kurumlarından ve en önemli markalarından biri olarak anılmaya devam etmek zorundadır.
Mutlak Acemilik
Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlığı bir dayanışma gecesi düzenliyor. Sağıma bakıyorum, soluma bakıyorum herkesin dilinde bu gece var. Birkaç kelam etmesem içim rahat etmeyecek…
Bir dayanışma gecesi düzenlemekte bence bir beis yok. Yalnız masalara farklı fiyatlandırma yapılması şık bir hareket değil. Gecenin teması “dayanışma” ise zengin ile fakir ayrımı yapmak bir acemilik diyebilirim.
Diğer acemilik ise böyle bir geceyi, ülkemizin gördüğü en büyük felaketlerden olan 6 Şubat Depremlerinin olduğu güne denk getirmek. İl Başkanı Talat Yalaz’ı neden tarih konusunda kimse uyarmamış, şaşırdım.
Şayet, Ramazan ayı gelmeden böyle bir gece düzenleyelim diye takvimde bir sıkışıklık ortaya çıktıysa, bu gece 6 Şubat Depremlerinden zarar görenler için bir yardım ve anma gecesi olarak düzenlenebilirdi. O zaman dayanışma ruhu çok daha yukarıya çıkardı.
Nitekim yaşanan facianın üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen henüz depremden dolayı mağduriyet yaşayan binlerce insanımız var. Onlara ve afette yaşamını yitiren yurttaşlarımızın aziz hatırasına yönelik bir konsept oluşturulsa, bu gece kamuoyunda bu kadar tepki toplamazdı.
Ben bu işin bir mutlak acemilik olduğu kanaatindeyim.
Buradan, 6 Şubat’ın acı yıl dönümünde, ülkemizde afetler ve ihmaller yüzünden yaşamını yitiren tüm canlarımızı saygı ve rahmet ile anıyorum.
Afetler sonucu zarar gören tüm yurttaşlarımızın ülkece yanında olmamız gerektiğini bir kez daha söylemek istiyorum.
Umuyorum ki bir daha böyle acılar yaşamayalım.
Normalde herkese keyifli bir hafta sonu dileyerek sözlerimi tamamlarım ancak; bu hafta sonu için aynı cümleleri kurmak istemiyorum.
Deprem yanı başımızda ve tedbir almak, yaşananları bir çırpıda unutmamak gerekiyor.
Sevgiyle kalın…