Bugün 23 Nisan…
Aklımda Kahramanmaraş’ta yitirdiğimiz çocuklar var…
Anneler babalar ve öğretmenler.
Neden oluyor, nasıl oluyor, bundan sonra ne yapılmalı. Çok değerli akademisyen Prof. Dr. Abidin Kılıç, bu durumu şu cümlelerle anlatıyor:
-Bu sıradan bir olay değildir. Eğitimcilerin, akademisyenlerin yıllardır dile getirdiği beklenilen sonun ilanıdır. Şimdi tüm suçlu cep telefonları, tik tok filan… Tıklanma meraklıları reçete sunuyor “5 günde tablete son” falan! Keşke her şey bu kadar kolay olsa.
Prof. Dr. Abidin Kılıç, olayı madde madde anlatıyor:
1. LİYAKAT; okul müdürlerini nasıl seçiyorsunuz, il milli eğitim müdürlerini nasıl seçiyorsunuz? Ortalama bir İl milli eğitim müdürü görevde ne kadar süre kalabiliyor? Örneğin Fen Lisesi müdürlerinin branşları ne? Örneğin Anadolu Liselerinin müdürlerinin branşı ne? Duyar gibi oluyorum "bu olanlarla ne ilgisi var" dediğinizi. Öyle bir ilgisi var ki!
2. DİSİPLİN: Öğretmen sınıfta disiplini sağlayamıyor. Başarısız öğrencinin sınıf tekrarını -sınıfta kalmayı- geri getirin. Öğrencilerin “kafasına göre takıldığı” yer olmamalı okullar. Bilgi ancak disiplinle edinilir. Öğretmenlerin ve öğrencilerin kıyafetleri de bu disiplinin bir parçasıdır.
3. EĞİTİM-ÖĞRETİM MATERYALLERİ: Sınıflara akıllı tahta kondu, öğretmen eline tebeşir almıyor, öğrenci defterine yazı yazmıyor, okulda da izleyerek öğrenmeye zorlanıyor. Elbette ki olmuyor. Öğrenme 3 boyutludur, öğrenci; okuyacak, yazacak, duyacak. Elbette ki görsel materyaller kullanılabilir, ama matematik dersini görsel malzeme ile geçiştiren öğretmenleri, akademisyenleri duyuyoruz biliyoruz. Örneğin TRT’de EBA kanalları var. Her seviyede öğrenci için ders malzemesi üretilmiş. Bu görsel malzemeler, ders anlatımları, çok daha renkli, hareketli olabilirdi. Tamam biliyorum bu ders anlatanları da tanıdıklardan, eş ve dostlardan seçtiniz, hiç mi aralarında genç ve dinamik tanıdıklar yoktu?
4. Okullarda her gün eğitim-öğretim süresinin bitmesinin ardından öğrencilerin meşgul olabileceği sanatsal ve spor faaliyetleri olmalıdır. Öğrenciler kafe köşelerine mahkûm kalmamalıdır. Sigara ve madde kullanımının önüne ancak böyle geçilebilir. Mandolinlere flütlere, trampetlere ne oldu? Siz hiç okula eşofman götüren öğrenci görüyor musunuz sokaklarda?
5. İlk ve orta öğretim düzeni, sistemi -adına ne derseniz- yeniden ele alınmalıdır. Ama eğitimin içinden gelen -gökten paraşütle inmeyen- bir kadro ile bu yapılanma gerçekleştirilebilir. 30-40 yıllık 10 saygıdeğer öğretmenimizi oturtun karşınıza size iki saatte her şeyi anlatırlar. Aylarca 5 yıldızlı otellerde yiyip-içip toplantılar düzenlemeye de gerek. Sahi siz neden tüm toplantılarınızı 5 yıldızlı otellerde yapıyorsunuz? Çocukluktan gelen bir eksiklik mi var?
GÜRCAN’A KULAK VERİN!
AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, II. Yaşlılık Şurası çalıştayında yaptığı konuşmada nüfus verilerine değindi. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine değinen Gürcan şu tespitleri yapıyor:
-Türkiye İstatistik Kurumu verileri tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. 2025 yılı itibarıyla 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 11,1 seviyesine ulaşmış durumda. Bu oran, ülkemizi maalesef “çok yaşlı toplum” kategorisine taşımıştır.
-Yaşlı nüfus artıyor. Doğurganlık hızı düşüş eğilimi gösteriyor. Ortanca yaş yükseliyor. Çalışma çağındaki nüfusun yapısı dönüşüm sürecinden geçiyor. Ortaya çıkan tablo çok katmanlıdır. Planlama ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Sosyal güvenlik sistemi bu dönüşümden doğrudan etkilenmektedir.
SADIK KALANLAR!
İnsanlar sana sadık kalmazlar, sana olan ihtiyaçlarına sadık kalırlar. Artık işe yaramadığın anda senin bir zamanlar önemli olduğunu unuturlar... Niccolò Machiavelli
