12 Nisan Pazar günü Odunpazarı Sanat Merkezi’nde (OSM’de) yaptığımız “Eskişehir’de Edebiyat” etkinliğini yazar ve şair Erol Büyükmeriç’in heyecanlandıran önerisi ile tamamladık: “Edebiyat Evi”…

Eskişehir’in tarih kokan sokaklarında, cumbalı evlerin gölgesinde yürürken zamanın yavaşladığını hissedersiniz. Odunpazarı, sadece taşın ve ahşabın değil, yaşanmışlıkların da merkezidir. Odunpazarı Belediyesi’nin vizyonuyla, bu geleneksel dokunun içinde yükselecek olan “Edebiyat Evi”, şehrin kültürel hafızasını geleceğe taşıyacak bir köprü olmaya hazırlayabilir. Bu proje, yalnızca restorasyonu yapılmış bir bina olmayıp Eskişehirli edebiyatçıların bir araya geldiği, kelimelerin nefes aldığı canlı bir durak niteliği taşıyacaktır.

Edebiyat Evi’nin en özgün yanı, “şehrin kalemlerine” ev sahipliği yapacak olan özel kütüphanesidir. Modern kütüphanecilik anlayışının ötesinde, burası yerel yazarların kendi eserlerini bizzat bağışlayarak oluşturacakları bir koleksiyon merkezi olacaktır. Eskişehirli bir edebiyatçının, doğup büyüdüğü topraklarda ürettiği bir eserin, yine o toprakların kokusunu taşıyan bir evde muhafaza edilmesi, aidiyet duygusunun en somut göstergesidir.

Bu kütüphane, araştırmacılar için paha biçilemez bir kaynak sunduğu gibi, genç kuşakların kendi şehirlerinden çıkan entelektüel birikimi tanımasına da imkân sağlayacaktır. Bir yazardan imzalı olarak teslim alınan her kitap, Edebiyat Evi’nin duvarlarına sinen sanatsal mirası biraz daha güçlendirecektir. Burası, rafların sadece kitapla değil, anılarla ve yerel hafızayla dolduğu bir müze haline gelecektir.

Edebiyat Evi, sessiz bir okuma salonu olmanın çok ötesinde, dinamik bir etkileşim merkezi olarak kurgulanabilir. Geleneksel Odunpazarı evlerinin avluları ve geniş salonları, yazarlarla okurların göz göze geleceği sıcak birer platforma dönüşecektir. Belirli aralıklarla düzenlenecek olan söyleşi ve imza günleri, edebiyatın sadece kâğıt üzerinde kalan bir eylem olmadığını, bir sohbet ve paylaşım kültürü olduğunu hatırlatacaktır.

Yerel yazarlar, bu tarihi atmosferde eserlerinin mutfağını anlatacak, Eskişehir’in edebi kimliği üzerine tartışmalar yürütecek ve okurlarıyla doğrudan bağ kuracaklardır. Genç kalem adayları için usta yazarlarla bir araya gelmek, bir çeşit “usta-çırak” ilişkisinin modern versiyonuna zemin hazırlayacaktır. Ahşabın gıcırtısı ve çayın buğusu eşliğinde yapılacak bu buluşmalar, Odunpazarı’nın entelektüel enerjisini tüm şehre yayacaktır.

Edebiyat Evi’nin bir Odunpazarı evinde kurulacak olması tesadüf değildir. Edebiyat, tıpkı bu evler gibi korunması ve üzerinde titizlikle çalışılması gereken bir mirastır. Restore edilen evin her odası, farklı bir edebi türe veya farklı bir döneme atfedilerek müze niteliğiyle ziyaretçilerine bir zaman yolculuğu deneyimi sunabilir. Ziyaretçiler bir yandan kütüphanede araştırma yaparken, diğer yandan evin mimari detaylarında Eskişehir’in sivil mimari örneklerini inceleyebilirler.

Bu mekân, sadece yazarların değil, edebiyata gönül veren her yaştan Eskişehirlinin “kendi evi” gibi hissedeceği bir buluşma noktası olacaktır. Varsa bahçesinde veya iç mekânda yapılacak şiir dinletileri, kışın soba başında gerçekleşecek okuma atölyeleri ile Edebiyat Evi, şehrin kültürel takviminin en önemli parçası haline gelecektir. Böyle bir girişim Eskişehirli edebiyatçıların ulusal ve küresel alanlara açılmaları için önemli bir adım olabilir.

Odunpazarı Belediyesi tarafından –belki de bir sponsorlukla birlikte– hayata geçirilebilecek bu proje, Eskişehir’in “Kültürün Başkenti” unvanını ne kadar hak ettiğinin bir başka kanıtı olacaktır. Edebiyat Evi, yerel yazarların emeğine sahip çıkan, onları okurla buluşturan ve her şeyden önemlisi, bu toprakların hikâyesini yine bu toprakların insanına anlatan bir yuva olacaktır. Kapısından içeri giren her okur, sadece bir binaya değil, Eskişehir’in edebi dünyasına adım atacak; her yazar ise eserinin hak ettiği değeri bulduğu o huzurlu köşeye kavuşacaktır. Böylece Odunpazarı’nın geleneksel sokakları, artık daha fazla şiir, daha fazla roman ve daha fazla insan hikâyesi barındıracaktır.