Eskişehirspor, Etimesgut karşısında son saniyede bir puanı kurtardı. Ancak maçın ardından asıl sorgulanması gereken yalnızca sahadaki oyun değil. “Varsan Varım” kampanyasıyla 4 bin 383 kombine desteği açıklanırken, şehrin ekonomik ve kurumsal gücünün ne ölçüde harekete geçirilebildiği sorusu da ortada duruyor. Şehirdeki ortak hareket etme sorunu, Eskişehirspor’un gerçek anlamda ne kadar sahiplenildiğini yeniden gündeme getirdi.
***
Futbolda bazen tabelanın anlattıkları, anlatmadıklarından daha azdır. Eskişehirspor’un Etimesgut karşısında yaşadığı da tam olarak buydu. Beykan Şimşek’in uzatmalarda frikikten attığı gol bir puanı kurtardı. Ancak son saniyede gelen gol, maç boyunca yaşanan sorunları ortadan kaldırmadı.
Bir puanı kurtarmak başka, aynı sorunları çözememek başkadır.
Eskişehirspor’un hem sahada hem de saha dışında artık günü kurtaran çözümlerden fazlasına ihtiyacı var.
TOP BİZDEYDİ ÇÖZÜM RAKİPTE!
Hakan Şapçı göreve geldiğinden bu yana siyah-kırmızılılar, alanları daraltan ve savunmasını iyi yapan takımlara karşı hücumda üretmekte hep zorlandı. Pazar akşamı da aynı senaryo yaşandı. Topa sahip olmak, oyuna hükmetmek anlamına gelmiyor. Etimesgut savunmada disiplinli kaldı, geçiş hücumlarıyla tehlike yarattı ve Eskişehirspor’un zaaflarını ortaya çıkardı. Biraz dikkatli olsalar skoru daha ilk yarıdan alabilirlerdi.
***
Beykan Şimşek’in bireysel yeteneği önemli. Ancak şampiyonluk hedefleyen bir takımın bütün hücum planını tek bir futbolcunun üzerine kurması kabul edilebilir değil!
Hücum çeşitliliği, doğru oyuncu tercihleri ve oyun sıkıştığında devreye girecek alternatifler şart.
Sağ bek rotasyonundan oyuncu değişikliklerinin zamanlamasına kadar teknik heyetin tercihleri sorgulanmalı.
Yıldızlar günü kurtarabilir, ancak şampiyonluk uzun vadede sistemle gelir.
Üstelik şampiyonluk yarışında yalnızca sahadaki eksikleri değil, kulübün bütün organizasyonunu değerlendirmek gerekiyor. Çünkü futbol takımının sorunlarını önceden göremeyen bir anlayışla kulübün ekonomik ve kurumsal ihtiyaçlarını son ana bırakan anlayış arasında ciddi bir benzerlik var.
“VARSAN VARIM” DAYANIŞMAYI MI YOKSA SAHİPSİZLİĞİ Mİ GÖSTERDİ?
Etimesgut karşılaşması öncesinde gerçekleştirilen “Varsan Varım” kombine kampanyası, Eskişehirspor’un ekonomik gücünü artırmak ve şehrin bütün dinamiklerini harekete geçirmek amacıyla düzenlendi. Kamuoyuna yansıyan açıklamaya göre 113 kişi ve kuruluşun katkısıyla 4 bin 383 kombine desteği ortaya çıktı.
Destek verenlerin her biri Eskişehirspor için kıymetli bir adım attı.
Verilen desteği asla küçümsemiyorum ancak ortaya çıkan rakamın yarattığı tabloyu da doğru okumak gerekiyor.
4 bin 383 kombine desteği bir dayanışma göstergesi değil, sahipsizliğin kanıtıdır. Şehrin ekonomik ve kurumsal gücünün Eskişehirspor’a yansımadığı bir kez daha ortaya çıktı.
Asıl soru şu; Eskişehirspor gibi şehrin ortak değeri olarak adlandırılan bir kulüp, şehrin bütün imkanlarını neden harekete geçiremiyor?
İş dünyası, meslek kuruluşları, yerel yönetimler ve karar vericiler bu ortak hedefin ne kadar parçası?
Kampanyanın ortaya koyduğu tablo, bir yandan destek verenlerin çabasını gösterirken diğer koca şehir üzerinden sahiplenmenin yeterliliğini sorgulatıyor. Çünkü Eskişehirspor’un ihtiyacı yalnızca taraftarın fedakarlığı değil; şehrin ekonomik ve kurumsal gücünün de bu mücadeleye ortak olması.
Burada kampanyanın zamanlaması da ayrı bir tartışma konusu. Kombine satışları ve ekonomik kaynakların geliştirilmesi sezon başından itibaren planlanmalı, destek çağrıları kritik bir maçın öncesine sıkıştırılmamalıydı.
Başarı yalnızca ne kadar destek topladığınızla değil, o desteği ne kadar erken, ne kadar geniş ve ne kadar sürdürülebilir biçimde örgütlediğinizle ölçülür.
Bir de Eskişehirspor’un sahipsizliği üzerinden şehri eleştirmek sadece taraftar liderlerinin sosyal medyadan yaptığı açıklamalarla olmaz…
Başkan Ulaş Entok’un da bir adım öne çıkarak bu konu da net açıklamalar yapması daha değerli olurdu.
ORTAK SORUMLULUK
Eskişehir Ticaret Odası, temsil ettiği iş dünyası ve ekonomik aktörler nedeniyle şehrin önemli kurumlarından biri. Tekrar Oda başkanlığına seçilen Metin Güler’in Eskişehirspor gibi şehrin ortak değerlerinden biri söz konusu olduğunda nasıl bir tutum aldığı da bu nedenle önem taşıyor.
Güler’in “Varsan Varım” kampanya yayınına katılmaması ve kampanyaya destek vermemesi, kamuoyunda tartışma yarattı. Burada bir kişinin yayına katılmamasından hareketle niyet okumak ya da bütün sorumluluğu tek bir isme yüklemek doğru olmaz.
Mesele zaten yalnızca bir yayın davetine katılıp katılmamak da değil.
Asıl mesele, şehrin ekonomik gücünü temsil eden kurumların Eskişehirspor’un geleceği için ne kadar sorumluluk üstlendiği.
ETO Başkanı olarak Metin Güler’in de bu sorunun dışında tutulması mümkün değil. Çünkü temsil makamları yalnızca unvan taşımakla değil, şehrin ortak meselelerinde sorumluluk almakla anlam kazanır.
Eskişehirspor’un ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönemde, şehrin iş dünyasını temsil eden kurumların katkısı ve ortaya koyduğu irade doğal olarak sorgulanacaktır. Bu sorgulama kişisel bir hesaplaşma değil, kamusal sorumluluğun gereğidir.
Geçmişte yaşanan anlaşmazlıklar, yönetimlerle kurulan ilişkiler ve farklı konulardaki görüş ayrılıkları elbette olabilir. Ancak bunların Eskişehirspor etrafında ortak hareket etmeye engel olup olmadığı açıkça konuşulmalı.
Kişiler ve kurumlar arasındaki mesafeler, şehrin ortak değerinin önüne geçiyorsa burada herkesin kendisini sorgulaması gerekir.
Eskişehirspor’un geleceği mi daha önemli, yoksa geçmişten kalan kırgınlıklar mı?
Bu sorunun muhatabı yalnızca Metin Güler değil. Kulüp yönetimi de iş dünyası da şehrin diğer karar vericileri de aynı soruya cevap vermek zorunda.
PLANLAMA YOKSA SON DAKİKA KURTARICILIĞI VARDIR
Sahada oyun sıkıştığında çözüm üretemeyen bir takım, saha dışında da sorunları son ana bırakan bir organizasyonla karşı karşıya kalıyorsa, iki ayrı alanda aynı eksiklik ortaya çıkar... Planlama…
Bir futbol takımının kadro ihtiyaçları sezon başlamadan belirlenmeli. Hücum alternatifleri, oyuncu rotasyonu ve oyun planı önceden hazırlanmalı. Kulübün ekonomik kaynakları, kombine satışları ve şehirle ilişkileri de aynı ciddiyetle ele alınmalı.
Her şeyi son ana bırakıp ardından olağanüstü bir çabayla çözmeye çalışmak sürdürülebilir bir model değil.
Bir maçta uzatma dakikalarında gol atabilirsiniz. Bir kampanyada beklenenden yüksek destek de toplayabilirsiniz. Ancak bunları sürekli tekrarlanması gereken bir yönteme dönüştürmek, başarı planlamasının yerini şansa bırakmaktır.
Yangın söndürmek başka, yangını önlemek başkadır.
Eskişehirspor’un ihtiyacı, yalnızca kriz anlarında harekete geçen bir anlayışı değil; sorunları önceden gören, paydaşları zamanında sürece katan ve şehrin desteğini kalıcı hale getiren bir organizasyondur.
ŞAMPİYONLUK İÇİN ÖNCE ORTAK AKIL!
Eskişehirspor’u bekleyen Altay deplasmanı ve Bursa Yıldırım karşılaşması, takımın Etimesgut maçından ne kadar ders çıkardığını gösterecek. Sahada daha üretken, hücumda daha çeşitli ve baskı altında daha soğukkanlı bir takım görmek istiyoruz.
Ancak aynı beklentiyi saha dışına da yöneltmeliyiz.
Eskişehirspor’un şampiyonluk hedefi yalnızca futbolcuların ve teknik heyetin sorumluluğuna bırakılamaz. Yönetim doğru planlama yapmalı, taraftar desteğini sürdürmeli, iş dünyası ve meslek kuruluşları katkı sunmalı, şehrin bütün dinamikleri ortak hedef etrafında buluşmalı.
“Varsan Varım” önemli bir çağrıydı. Şimdi mesele, bu çağrıyı bir gecelik organizasyonun ötesine taşımak. Eskişehirspor’u yalnızca kritik dönemlerde hatırlanan değil, sezon boyunca sahiplenilen bir değer haline getirmek.
Eleştirmek Eskişehirspor’a karşı olmak değildir. Tam tersine, kulübün hak ettiği yere ulaşması için sahadaki eksikleri de kurumsal sorumlulukları da konuşmak gerekir.
Çünkü bir şehrin büyüklüğü, yalnızca sahip olduğu markalarla değil, o markaların arkasında ne kadar güçlü durabildiğiyle ölçülür.
***
Eskişehirspor sahada iki puan kaybetti, son saniyede birini kurtardı. “Varsan Varım” kampanyası da önemli bir acı gerçeği ortaya koydu. Ancak bütün bunlar, şehrin ortak hareket etme meselesini ortadan kaldırmıyor.
Eskişehirspor’un sorunu yalnızca sahada puan kaybetmek değil; saha dışında da hak ettiği ölçüde sahiplenilip sahiplenilmediği.
Şampiyonluk istiyorsak önce oyunumuzu, sonra planlamamızı, en önemlisi de ortak aklımızı güçlendirmeliyiz.
Çünkü şampiyonluk yalnızca iyi niyetli yönetim, iyi futbolcular, ya da büyük taraftar gücüyle değil; gerektiğinde aynı hedef için birleşebilen bir şehirle gelir…