Eskişehirspor taraftarı 170 gün sonra tribünlere kavuştu, ancak Bursa Yıldırımspor karşısında alınan 2-2’lik beraberlik sahadaki sorunları ortadan kaldırmadı. Tribünler şampiyonluğa hazır; peki, takım bu hedefin gerektirdiği futbolu oynayabiliyor mu?
***
Mücadele umut verir, sonuç aldıran ise doğru futbol ve doğru kararlardır.
Eskişehirspor’un kadrosu, taraftarı ve hedefi var. Ancak sekiz haftada yaşanan puan kayıpları, özellikle iç sahada bırakılan puanlar, bu avantajların sahaya yeterince yansımadığını gösteriyor. Etimesgut ve Bursa Yıldırımspor karşılaşmaları, değerlendirilmesi gereken fırsatlardı.
Ligin başında kaybedilen her puan, sezon sonunda daha ağır bir bedel çıkarabilir. Şampiyonluk yarışında fırsatları kaçırmak kadar, aynı hataları tekrarlamak da tehlikelidir.
***
Eskişehirspor maça baskılı başladı; kanatları kullandı, duran toplarla gol aradı. Ancak rakibin kendi yarı alanından gönderdiği uzun top, savunma güvenliğini bir kez daha tartışmaya açtı. Arda Okumuş’un müdahaledeki zamanlama hatası, kademe sorunları ve geriye dönüşteki aksaklıklar rakibe fırsat verdi.
Mesele yalnızca bireysel hata değil. Savunma çizgisi, orta saha desteği ve takımın geçiş anlarındaki yerleşimi birlikte değerlendirilmeli. Çünkü bir hata gol yedirebilir, aynı hatanın tekrarlanması ise sistem sorunudur.
***
Eskişehirspor pozisyon üretiyor ancak hücumdaki hareketlilik skora aynı ölçüde yansımıyor. Orta saha ile hücum arasındaki bağlantı koptuğunda pas trafiği yavaşlıyor, rakip savunma yerleşiyor ve baskı etkisini kaybediyor.
Hasan Kaya’nın gol katkısı, Beykan Şimşek’in oyun kurulumundaki rolü önemli. Ancak hücum yükünün birkaç oyuncuya kalması, takımın seçeneklerini daraltıyor. Beykan’ın kaçırdığı penaltı da maçın kırılma anlarından biriydi; fakat tek bir oyuncuyu suçlamak, takımın genel sorunlarını görmezden gelmek olur.
***
Kerem Baykuş’un 83 ve 89. dakikalarda attığı goller, Eskişehirspor’u yenilgiden kurtardı. Ancak son bölümde gelen iki gol, hücumdaki bütün sorunları örtmedi.
Ahmet Dereli’nin sezonu kapatmasıyla santrfor bölgesindeki sıkıntı daha da büyüdü. Osman Arslantaş’tan beklenen gol katkısı henüz gelmedi. Atalay Yıldırım’ın farklı bir rolde değerlendirilmesi ve hücum düzeninin yeniden gözden geçirilmesi artık seçenek olmaktan çıkıp ciddi bir değerlendirme konusu haline gelmeli.
İyi teknik adam, yalnızca elindeki oyuncuları kullanmaz; onların en verimli olacağı düzeni de kurar.
***
Hakan Şapçı’nın ilk 11 tercihleri, oyuncu değişikliklerinin zamanlaması ve oyun planı sorgulanmalı. Kerem ve İsmail Kulet neden daha erken düşünülmedi, Atalay hangi rolde daha verimli olabilir, takım rakiplerin geçiş oyununa neden yeterince cevap veremiyor? Bunlar kişisel tartışmalar değil, teknik heyetin çözmesi gereken futbol soruları.
***
Geçen sezondan gelen oyun alışkanlıkları rakipler tarafından daha kolay okunuyorsa yeni çözümler üretmek gerekir. Futbolda mesele yalnızca bir sistem kurmak değil, işler yolunda gitmediğinde o sistemi değiştirebilmektir.
***
Tribünlerden yükselen istifa sesleri de görmezden gelinemez. Ancak teknik direktör değişikliği tek başına bütün sorunları çözmez. Burada Başkan Ulaş Entok’un panikle karar vermek yerine teknik heyete güven vermesi önemlidir. Ancak savunma hataları azalacak, hücumdaki tıkanıklık giderilecek ve takımın oyun istikrarı artacak.
Bunlar gerçekleşmiyorsa yeni kararlar elbette gündeme gelmeli. Şampiyonluk hedefi, kimseye sınırsız kredi vermez.
***
Eskişehirspor’un yarıştan koptuğunu söyleyemeyiz. Hatta bu grupta ki futbol kalitesine bakarak hala şampiyonluğun en büyük adayıdır. Ancak sorunları görmezden gelmek de hedefe hizmet etmez. Savunma güvenliği sağlanmalı, orta saha ile hücum arasındaki mesafe kısaltılmalı, santrfor seçenekleri değerlendirilmeli ve oyuncu değişiklikleri oyunun ihtiyacına göre yapılmalı.
Çünkü şampiyonluk yalnızca istemekle değil, o hedefe uygun futbolu sahaya koymakla kazanılır.
***
Şimdi asıl soru şu…
Eskişehirspor yalnızca şampiyonluğu isteyen bir takım mı olacak, yoksa şampiyonluğun gerektirdiği futbolu da oynayabilecek mi?
Bu sorunun cevabını açıklamalar değil, sahadaki değişim verecek. Taraftar yalnızca mücadele eden değil; hatalarından ders çıkaran, oyununu geliştiren ve hedefe emin adımlarla yürüyen bir takım görmek istiyor.
Haftalardır takımına kavuşmayı bekleyen taraftar, şimdi şampiyonluk hayalinin gerçekleşmesini bekliyor. Bu beklenti güzel sözlerle değil, sahadaki doğru adımlarla karşılanmalı.
Çünkü artık mesele şampiyonluğu ne kadar istemek değil, o hedef için neyi değiştirmeye hazır olmak.
Artık sözün değil, çözümün zamanı.