Eskişehirspor’un son haftalardaki performansı önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Siyah-Kırmızılıların gerçek gücü, skor baskısından uzaklaşıp kendi oyununu sahaya yansıttığında ortaya çıkıyor. Eksik santraforla başlayan anlayış, hücumda yeni bir kapı aralarken şimdi en önemli görev bu anlayışı alışkanlığa dönüştürmek.
Futbolda tabelaya bakmak kolaydır. Asıl mesele, tabelanın arkasındaki oyunu okuyabilmektir. Eskişehirspor’un son haftalarını da böyle bir değerlendirmeyi hak ediyor.
Siyah-Kırmızılılar erken gol bulduğunda rahatlıyor, oyunun kontrolünü eline alıyor. Ancak skor geciktiğinde kendi oyunundan uzaklaşabiliyor. Oysa bu takımın ihtiyacı daha fazla telaş değil, kendi gücüne daha fazla güvenmek.
★★★
ERKEN GOL GELİNCE...
Eskişehirspor erken gol bulduğunda rakibini geriye itiyor, hücumda daha cesur ve acımasız oynuyor. Gaziemir deplasmanındaki 5-0’lık galibiyet bunun en güzel örneği.
Ancak gol geciktiğinde tribün beklentisi ve şampiyonluk baskısı devreye giriyor. Takım, oyununu geliştirmek yerine skoru kovalamaya başlıyor. Aceleci paslar, yanlış tercihler ve savunma arkasında bırakılan boşluklar da bu sürecin sonucu oluyor.
Oysa sabır, futbolda zaman kaybetmek değil, doğru zamanı beklemektir.
Iğdır FK ile oynanan kupa karşılaşması bu açıdan önemliydi. Lig yarışının baskısından uzaklaşan Eskişehirspor, topa daha rahat hükmetti. Oyunu yönlendirdi ve özellikle ikinci yarıda hücum gücünü ortaya koydu.
Bazen bir takımın en büyük rakibi, karşısındaki değil, kendi üzerindeki baskıdır.
★★★
BAZEN EKSİKLİKLER DOĞRU DOKUNUŞU GETİRİR
Eskişehirspor’un değişimi yalnızca zihinsel değil, taktiksel açıdan da dikkat çekici.
Ahmet Dereli’nin talihsiz sakatlığı ve Osman Arslantaş’tan beklenen santrafor katkısının alınamaması, ileri uçta önemli bir boşluk oluşturdu. Ancak bu zorunluluk, farklı bir hücum modelinin kapısını araladı.
Sabit bir santrafor yerine kırık bir 9 numara ile sürekli yer değiştiren, boş alanlara koşular yapan ve rakip savunmanın dengesini bozan hareketli bir hücum hattı oluşmaya başladı.
Bursa Yıldırım karşılaşmasında ilk işaretlerini gördüğümüz bu anlayış, Iğdır FK maçının ikinci yarısında gelişti. Gaziemir karşısında ise Beykan Şimşek, Kerem Baykuş, Atalay Yıldırım ve Hasan Kaya’nın iyi uyumuyla daha belirgin hale geldi.
Eskişehirspor bu formatta oynayınca hücumda görevler paylaşılıyor. Ceza sahasına farklı oyuncular giriyor. Rakip stoperler eşleşme konusunda zorlanıyor. Kerem Baykuş’un yükselen performansı da bu sistemin önemli kazanımlarından biri. Özellikle topsuz alandaki hareketliliği, oyun görüşü ve skor katkısı dikkat çekiyor. Bazen eksiklikler, doğru dokunuşlarla en büyük avantaja dönüşür.
★★★
SABIR BELİRLEYİCİ OLACAK
Şimdi sıra Kepezpor karşılaşmasında.
Savunmada kalabalık kalıp geçiş hücumlarıyla fırsat araması beklenen rakibe karşı Eskişehirspor’un en büyük ihtiyacı sabır olacak.
Gol geldiğinde bu grupta Eskişehirspor’u yakalayacak takım yok! Fikri güçlendiğinde telaşa kapılmak, rakibin istediği oyuna davetiye çıkarmaktır. Kanatları etkili kullanmak, merkezden doğru koşular yapmak ve hücumdaki hareketliliği sürdürmek gerekiyor.
Hakan Şapçı ve öğrencileri, Bursa Yıldırım ve Etimesgut karşılaşmalarındaki hatalardan ders çıkarmalı. Her maçın hikayesi farklı olabilir. Ancak değişmemesi gereken şey oyun disiplini.
★★★
ŞAMPİYONLUK OYUN AKLIYLA GELİR!
Eskişehirspor’un hedefi bu süreçte kazanmak kadar kazanırken de kendi futbolunu oynayabilmek olmalı. Bunu başarırsa zaten sonuçlar kendiliğinden gelecek ve geliyor da...
Gaziemir’deki 5 gol değerli. Iğdır FK karşısında sergilenen oyun ve gelen tur da öyle. Asıl mesele, bu iki karşılaşmadaki doğruları birleştirmek.
İyi takımlar maç kazanır, şampiyon takımlar ise oyunun kontrolünü kaybetmez.
Tribünlerin beklentisi yüksek, hedef büyük. Ancak şampiyonluk yolunda telaşa değil, inanca; aceleye değil, oyun aklına ihtiyaç var.
Unutulmamalı; skor tabelayı, oyun kimliği ise geleceği belirler.
Eskişehirspor’un artık skoru kendine ait güçlü oyunuyla getirmesi gerekiyor. Golün ardından gelen oyun ile golü bulduğunuz ana kadar oynanan oyunun sentezi başarıyı getirir.
Çünkü şampiyonluk, günlük skorlarla değil, kendi oyunu ile ligde hükmetmekle kazanılır.