24 Şubat 2020 Pazartesi 933 Okunma

AK PARTİ’DEN BEKLENTİLER AZALMAYA BAŞLADI SANKİ!

 


Parti kurulduğundan bu tarafa geçen süreçte pek çok yönetici geldi geçti.


Kamuoyu pek çoğunu yakından tanıdı.


Parti yönetimi konusunda başarılı görülenler oldu, başarılı sayılmayanlar görüldü.


Halk nezdinde izlenim bırakan parti yöneticisi sayısı çok değildi.


+++


Öyle ya da böyle…


Geçmiş yönetimler siyasi başarı ya da başarısızlıkları ile konuşulsa da;


Ortada büyük bir kalite olduğunu da hatırlatmadan olmayacak.


Yani, geçmişte Ak Parti’de çok kaliteli isimlerin yöneticilik yaptığına şahitlik ettik.


Tek başına iktidar partisi, bir şehirde nasıl temsil edilmesi gerekiyorsa, öyle temsil edildiği dönemlere tanık olduk.


Belki seçimler kazandılar, kaybettiler ama asla partinin kurumsal yapısını da, saygınlığını da yere düşürmediler.


Kentin her köşesinde ayrı bir saygınlıkları vardı.


Her köşede tanınır, bilinir ve geldikleri her yerde saygıyla karşılanırlardı.


Dolu dolu siyasi sözler seylerler, söylediklerine de itibar edilirdi.


+++


Şehrin idari yapısına ilişkin kimsenin sesi çıkmazdı.


“Adalet” duygusu her şeyin önüne konulurdu.


Şehrin menfaatleri “her türlü menfaatin” önüne konulurdu da öyle hareket edilirdi.


Kısacası;


Ak Parti, Eskişehir’de böylesine dönemleri de gördü.


Ancak ne olduysa partinin ortasına sanki birileri geldi de hançer soktu!


Bir anda geriye doğru gidiş başladı partide.


Partide siyasetten çok başka şeyler konuşulur oldu.


Ayrılar, gayrılar başladı, aralara kara kediler sokuldu.


Parti içi ayrımcılıklar daha sonra gruplaşmalara gitmeye başladı.


“Senin ekibin”, “benim ekibim” sözleri yükseldi bir anda…


Durum sonra daha da kişiselleştirildi.


“Senin adamın”, “benim adamım” dendi.


Ve en son raddeye kadar ulaştı bu gidişat.


“Ben ve sen”e kadar indgirgendi bu işler…


+++


Sonrasında ise idari yapı kişilerin etrafında dönmeye başladı.


Şehrin yönetimi kişilerin bu egoları arasına sıkışır oldu.


“Orada ben yoksam, onların adamı da olmasın” mantığı ağır basmaya başladı.


Ve maalesef ki, bu mantık kentin her noktasına sirayet etmeye başladı.


Parti örgütleri bu beklentiler uğruna heba edildi.


Teşkilatlar halkın gözü itibarında sıradanlaştırıldı.


Git gide kentten kopan bir parti ortaya çıktı.


Dahası;


Partinin değil, birkaç sandika başkanın bile şehri yönetmeye başladığı dönemler geldi çattı.


+++


Geçmişte partide görev yapmış kişilerden tutunda;


Partiye gönül vermiş onca insana kadar bugünlerde herkes aynı konuyu konuşuyor.


“Partimizi yeniden nasıl ayağa kaldırırızın” hesabı yapılıyor.


Ancak iş dönüp dolaşıp umutsuzluğa dönüyor.


Çünkü herkes çok iyi görüyor ki,


Bundan sonra ne yapılırsa yapılsın,


“Parti, şehirdeki o eski itibarını yakalayamayacak.


Ne yapılırsa yapılsın;


“Parti bir daha bir bütün halini alamayacak”


Ne yapılırsa yapılsın;


“O eski günler bir daha geri gelmeyecek”


+++


Tüm bunlardan dolayı…


Partiye dair gelecekle ilgili umtlar azalmaya başladı gibi bir hava esiyor şehirde.


“Artık Ak Parti bu kadar olur” diyenler, bir daha sohbeti açmayacak şekilde de konuyu değiştiriyor.


Kimisi kişilere kızgın, kimileri genel merkezin tavırlarına…


Önümüzdeki kongreler süreci bile artık bir umut olarak görülmüyor…