2009 seçimlerinden hemen önce…
Telefonu iki üç kez çaldıktan sonra açtı:
-Buyurun sayın genel başkanım, dedi…
Hal hatır sorulduktan sonra genel başkan doğrudan konuya gidi:
-Eskişehir’de Büyükşehir Belediye başkanlığı için adayımız olmanızı istiyorum…
Tereddüt etmeden “emir kabul ettiği” bu teklifi kabul etti…
Telefonu kaldıran kişi Av. Aydın Güngör’dü, karşısındaki isim ise CHP Genel başkanı Deniz Baykal’dı…
Aydın Güngör 2004 yılında da CHP’nin Büyükşehir Belediye başkan adayıydı. Yine Baykal’ın isteği üzerine aday olmuştu. Ancak listeler yetişmeyince (!) adaylığı iptal olmuştu…
Yılmaz Büyükerşen gibi dev bir ismin karşısında iki kez CHP’nin adayı olmuştu. Eleştirilere göğüs germişti. Yakın çevresi bile Yılmaz hocanın karşısında neden aday oluyorsun diye sitem etmişti…
Parti görevi olduğunu söyledi. Gençlik kolları başkanlığı, il başkanlığı yaptığını anlattı ama pek çok kişi onu dinlemek istemiyordu. Yaptığının bir büyük fedakarlık olduğunu bile anlamıyorlardı…
2009 seçimlerinin galibi bir kez daha Büyükreşen olurken, Aydın Güngör’e iki yıl sonra yapılacak olan genel seçimlerde milletvekili sözü veriliyordu…
Kemal Kılıçdaroğlu ise İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığını kaybediyordu.
Tarihin cilvesi ya da tarihin akışı…
Deniz Baykal kaset kumpasıyla genel başkanlık koltuğundan indirilince Kemal Kılıçdaroğlu, temiz, sade, harika bir operasyonla genel başkanlık koltuğuna oturuyordu. Kılıçdaroğlu, vakit kaybetmeden Eskişehir’e geliyor ve Yılmaz Büyükerşen’i CHP saflarına katıyordu.
Aydın Güngör’e verilen sözler “kumpasın altında kalmıştı” Liste Süheyl Batum, Kazım Kurt ve Gaye Usluer şeklinde oluşuyordu. Büyükerşen, listeye damgasını vurmuştu.
Av. Aydın Güngör, Kılıçdaroğlu’na tepkiliydi. Bu tepkisini ara sıra ortaya çıkarıyordu. Kılıçdaroğlu’nu herkesin yerlere göklere sığdıramadığı yıllarda, Aydın Güngör’ün Kılıçdaroğlu’na karşı tavrını net olarak ortaya koyuyordu…
CHP’den istifa etmedi. Ama kendini sessize aldı…
Kılıçdaroğlu’nun adını almadı!
Av. Aydın Güngör geçenlerde bir kez daha gündeme geldi. Oğlu Baha Göngör, yedek listeden meclis üyesi oldu. Aslında Baha Güngör, ön seçimi 9. Sırada tamamlamıştı. Bu meclis üyesi olmayı hak eden bir sıralamaydı. Ancak kontenjanlar, kadın ve gençlik kotaları, fermuar sistemi derken meclis üyesi olamadı.
İki örnek vermek istiyorum. Cahide Tetik, sıralamanın 10. sırasındaydı kadın kotası nedeniyle bir üste çıktı. Şimdilerde AK Parti saflarına geçen Berke Akyel, 15.sıradaydı o da gençlik kotasından sıralamada Güngör’ün üstüne çıktı. Çok ince bir ayar yapılmıştı!
Baha Güngör, daha rozetini takar takmaz eleştiriler başladı:
-Butlancı!
Arkadaş, Butlan yönetimi en büyük kazığı Eskişehir’de kime attı diye sorarsanız.
Baba oğul Göngörlere attı derim.
VERİ MERKEZİ!
Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, geçen günlerde 2030 vizyon toplantısı ile kamuoyunun karşısına çıktı. Pek çok konuda görüşlerini açıkladı. Benim aklımda kalan en önemli nokta ise “Veri merkeziydi”
Aklımda kalma nedeni aklımdan hiç çıkmamış olmasıydı…
2018 yılında yapılan Eskişehir Sanayi Odası seçimleri öncesi Kesiksaş, yine kamuoyunun karşısına çıkmış ve Eskişehir’in ihtiyacı olan bir konuyu gündeme getirmişti:
-Veri Merkezi!
İnternet verilerimizin bir bölümü yurt dışında toplanıyor. Günümüz dünyasında veriyi elde edip analiz eden hakimiyet kurabiliyor. Türkiye daha 5-6 yıldır verilerini kendisi depolamaya başladı…
İstanbul’da 33 veri merkezi var… İzmir’de 10 Bursa’da 8 veri merkezi bulunuyor…
Tekirdağ, Trabzon, Isparta, Antalya, Adana, Kayseri, Konya, Samsun gibi illerin ufak da olsa bir veri merkezi bulunuyor…
Eskişehir’in veri merkezi ise ne yazık ki yok! Anadolu Üniversitesi’nin sadece kendisine yetecek kadar bir veri merkezi bulunuyor.
Oysa her zamanki gibi veri merkezinin önemine dikkat çeken ilk illerden biri Eskişehir olmuştu! Veri merkezi vizyonumuzda sürekli var. Vizyon haritamızın gerçekleşme oranları ne yazık ki pek düşük!