Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel göreve başladığında bir söyleşi yapmıştım. O söyleşimizde rektör hocamızın söylediği şu cümle aklımda kalmıştı:
-Bütün işleri halının altına süpürmüşler!
Halının altında olan en önemli işlerden birisi de depreme dayanaksız olan ve yıkım kararı alınan binalardı. Kampüste deprem anında mezar olabilecek birçok binanın yıkımına başlandığını rektör hocamız şu cümleyle duyurdu:
-Kampüsü yıkıyoruz…
Yunus Emre kampüsünde şu sıralar hummalı bir çalışma var.
Rektör Adıgüzel’e Anadolu Üniversitesi’nde yaşanan dönüşümle ilgili şu bilgileri veriyor:
- Bu dönüşümü siz de şu an kampüsümüzde, görüyorsunuz. Kampüsümüzde yıkım kararı aldığımız 13 bina var ve bu yıl bunlardan 10 tanesini yıkıyoruz. Fiziki olarak büyük bir dönüşüm ve değişim yaşıyoruz.
Anadolu Üniversitesi yeni bölümler, yeni merkezler açıyor, müfredatlar değişiyor. Artık karşılığı olmayan birçok bölümde kapatılıyor…
Rektör hocamızla kampüste ufak bir tur atarken söylediği bir cümle aklıma takıldı:
-İlk geldiğimde binaları kontrol ettim. Yapı işlerine sorduğum ilk soru ‘Binalarda yangın çıkışı var mı? Acil çıkış kapıları var mı? Yangın merdivenleri var mı? Birçok binada bunun olmadığını gördüm ve ilk yaptığım iş bu eksikliklerin giderilmesi oldu! Önce insanların can güvenliği!
Rektör hocamızın bu sözleri kafamı sürekli kurcaladı. Kurcalama nedeni geçmiş dönemle yapılan bir “güvenlik ihalesi” ile ilgili. Hatırlarsınız o dönem kampüsün girişine çıkışına kameralar konulmuş, çok kapsamlı bir kamera güvenlik ağı oluşturulmuştu. O zaman kamuoyunda pek az çıkan seslere de “öğrenci ve akademisyen güvenliği” her şeyin üzerinde yanıtı verilmişti.
Nedense binalar depreme dayanıklı mı, yangın merdiveni var mı? Elektrik tesisatı eski mi? gibi soruları sormak o dönemde kimsenin aklına gelmemişti.
Rektör Yusuf Adıgüzel, yaptığı kontrolle güvenlik anlayışının nasıl olması gerektiğini de anlatmış oldu.
Ve Rektör hocamızın son talimatı:
-Öğrenciler gelmeden molozları kaldırın!
KAMPÜSÜN İÇİNDEKİ EKO SİSTEM!
Rektör hocamızla birlikte kampüste tur atarken rektörlüğün hemen arkasında bulunan gölete uğruyoruz. Geçmişte kenarında pek kimse gelip oturmazdı. Nedenini tahmin etmek zor değil!
-Kurbağa sesleri!
Sürekli dinlemek can sıkıcıdır!
Gölet ve çevresi yeniden düzenlenince kurbağalardan kurtulmak için de göletin içine balıklar salınmış! Balıklar kurbağalar daha lavra halindeyken onları yiyince kurbağa sesi bir anda kesilmiş. Bu kez göletin etrafına yaban ördekleri gelip konaklamaya başlamış. Kampüsün içinde gölet kendi ekosistemini ortaya çıkarmış.
İnsan, göletin kenarında huzur buluyor…
YILMAZ HOCA’NIN UÇAĞI EĞİTİME KAZANDIRILDI!
İletişim Fakültesi’nin önünde bir uçak vardı…
TC-YBE…
Kanadında böyle yazıyor...
Öğrenciler ve akademisyen arasında uçağın kanat numarasının “Yılmaz BüyükErşen” isminin kısaltması olduğu söyleniyordu! Uçağı, Yılmaz hoca, 1988 yılında Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu'na eğitim uçuşlarında kullanılmak üzere satın aldı.
Bu uçakla ilgili şu öneride bulunmuştum:
-Bence uçağın yeri havacılık müzesi!
Rektör Adıgüzel bu yazımın ardından harekete geçmiş ve uçağı müzeye vermek istemiş. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı bu isteği olmamış.
Rektör hocamız İletişim önündeki uçağı, ESOGÜ’de bulunan Uçak Mühendisliği Bölümüne vermiş. Böylelikle uçak yeniden eğitime kazandırılmış oldu.
KONTENJANLAR NASIL YÜZDE 102 DOLUYOR!
Anadolu Üniversitesi’nde ara sıra şu soru yöneltiliyor.
-Üniversite’nin kontenjanları doldu mu?
Rektör Yusuf Adıgüzel bu sorulara genelde şu yanıtı veriyor:
-Yüzde 102 doldu!
Şaka falan değil, gerçekmiş! Rektör hocamız yüzde 102’nin nasıl dolduğunu anlatıyor:
- Yüzde 100 doluluk oranına ulaşıyoruz. Zaten bunda sıkıntımız yok! Yüzde 102 de şöyle oluyor, okul birincisi kontenjanı var! 40 kişilik bir kontenjan içerisinde okul birinciliği kontenjanı ayrı tanımlanıyor. Kuzey Kıbrıs kontenjanı ayrı tanımlanıyor, 35 yaş üzeri kadın kontenjanı ayrı tanımlanıyor. Bunları da ilk tercihlerinin başında Eskişehir ve Anadolu Üniversitesi geliyor tabii ki!Dolayısıyla yüzde 102 doluluk oranımız var! Bizim için oldukça sevindirici!
AŞÇILIK TÜRKİYE’DE BİRİNCİ!
Anadolu Üniversitesi’nin 5 bölümü Türkiye genelinde ilk sırada yer alıyor. Ama iki bölüm var ki, talep yoğun ve bu bölümlere girmek mesele…
“Yemekteyiz” programının ardından aşçılık daha da popüler hale geldi.
Türkiye'de aşçılık koduyla 165 farklı program var ve bunlar içerisinde Anadolu Üniversitesi aşçılık programı birincisi sırada yer alıyor. Yine de Halkla İlişkiler ile sinema televizyon bölümleri de ilk sırada yer alan diğer bölümler.
Rektör Adıgüzel, şu bilgileri veriyor:
-Son yıllarda YÖK'ün liderliğini yaptığı bilişim teknolojilerine yönelik bir yatırım ve bölüm hamlesi var. Türkiye'deki 20-25 üniversitede bilişim teknolojileri yüksekokulları açıldı. Anadolu Üniversitesinde de bilişim teknolojileri yüksekokulu açıldı geçen yıl ve 4 bölümle öğrenci almaya başladı. Bizim orada ön yüz yazılımı, arka yüz yazılımı, büyük veri ve oyun geliştirme bölümlerimiz var. Bunların her biri Türkiye'deki 3. Sıradan öğrenci alan bölümler oldular henüz 2. yılları olmasına rağmen.
AF BAŞVURUSU BEKLENENDEN YÜKSEK OLACAK GİBİ!
Rektör Adıgüzel ile sohbet ederken, yükseköğretimde çıkarılan af konusuna değindir. Rektör Adıgüzel sisteme kayıtlı olan ancak öğretime devam etmeyen 4 milyon AÖF öğrencisi olduğunu söyledi.
İlk hafta 50 bin öğrenci af başvurusunda bulunmuş…
Üniversitenin hedefi 100 bin öğrenci! Ancak ilk haftaya bakarsak rakamın daha da büyüyeceğini söylememiz mümkün! Kaydı silinen ve üniversite eğitimini tamamlamak isteyenler aftan yararlanıyor. İkinci üniversite kapsamında kayıt yaptıran oldukça hatırı sayılır bir öğrenci kitlesi de var!
YAKASINDA KEKİKLE DOLAŞAN REKTÖR!
Rektör Yusuf Adıgüzel’i ne zaman görsem, yakasında mutlaka bir kekik vardır. Meslektaşım Cihan Yıldırım ile kendisini ziyaret ettiğimizde de yine ceketinin mendil cebinde kekik vardı. Kampüsteki boş alanlara da kekik ekilmesini sağlamış. Kampüs kekik kokuyor… Kekik kokusu insana zindelik, ferahlık ve cesaret verir…
Dağ neşesidir, dağ sevincidir, kekik! Toroslarda, Avşar illerinde büyüyen Yusuf Adıgüzel, kekik kokusuyla dağların sevincini yanında taşıyor belli ki!




