Okullar açılalı henüz birkaç hafta oldu. Ama daha zilin sesi yeni yeni sınıflara karışırken, çocuklarımızın hayatını karartan haberler peşpeşe gelmeye başladı. Her gün başka bir karanlığa uyanıyor, başka bir çocuğumuz için yas tutuyoruz.

Okulda şiddet… Bıçaklı saldırılar… Silahlar…
Yaralanan çocuklar…
Ve ne yazık ki hayatını kaybeden masum evlatlarımız… Bizler ise her yeni acı haberle aynı soruyu soruyoruz. Peki daha kaç çocuğumuzu kaybedeceğiz?

Bir çocuğun sabah evden çıkıp okuluna gitmesi kadar sıradan ve güvenli olması gereken bir şey var mı? Anne babanın çocuğunu okul kapısından uğurlarken aklından “Acaba bugün başına bir şey gelir mi?” düşüncesi geçmemeli. Çocuklarımızın çantasında kitap, defter, kalem olmalı. Kesici alet ve silah değil...

Peki acaba biz bu noktaya nasıl geldik? Çocuklar neden bu kadar öfkeli? Şiddet neden bu kadar hadsafhada? Okul çevreleri kim tarafından ve nasıl denetleniyor? Çocuklarımızın yanında taşıdığı tehlikeli aletler nasıl fark edilmiyor ve en önemlisi bütün bunları önlemek için neden çoğu zaman bir felaket yaşanmasını bekliyoruz?

Elbette şiddetin tek bir nedeni yok. Aile, okul, arkadaş çevresi, sosyal medya, internet ortamındaki şiddet içerikleri, akran baskısı, ekonomik ve sosyal sorunlar, denetim eksiklikleri… Hepsinin ayrı ayrı ele alınması gerekiyor. Ama artık yalnızca “Çocuklar neden böyle oldu?” diye sormak yetmez. Biz yetişkinler olarak “Acaba nerede hata yaptık?” diye de kendimize sormalıyız. Şapkamızı önümüze koyup, düşünmeliyiz.

Çünkü ortada yalnızca bir disiplin sorunu yok. Ortada çocuklarımızın güvenliği var. Bir çocuğun okul yolunda, okul bahçesinde ya da sınıfında kendisini güvende hissedememesi, hepimizin meselesidir. Bugün yaralanan o çocuğun ailesi, yarın başka bir ailenin yaşayacağı acının habercisi olmamalı. Her saldırıdan sonra birkaç gün konuşup sonra unutmak yerine; okul çevrelerinin güvenliğinden psikolojik danışmanlık hizmetlerine, akran zorbalığından aile eğitimine, silah ve kesici aletlere erişimin engellenmesinden sosyal medya içeriklerinin denetlenmesine kadar kapsamlı ve sürekli bir mücadele gerekiyor. Çünkü önlemek, kaybettikten sonra üzülmekten çok daha değerli bence.

Bir anne babanın çocuğunu okula gönderirken içinin rahat olması lüks değildir. Bu her çocuğun hakkıdır zaten. Artık bir sonraki acı haberi beklemeden harekete geçmenin zamanı gelmedi mi? Daha kaç çocuk yaralanacak? Daha kaç aile evladının ardından gözyaşı dökecek? Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Onları korumak boynumuzun borcu. El ele verip en hızlı şekilde bu acı olayların bir daha yaşanmaması için çözüm üretmemiz lazım.