Bu hafta istikbalgazetesi.com Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cansu Tunç, Eskişehir’in gündemini belirleyen kritik başlıkları mercek altına alıyor...

TEPEBAŞI BELEDİYESİ’NE YOLSUZLUK SORUŞTURMASI
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Tepebaşı Belediyesi’nde bazı ihalelerde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında “nitelikli zimmet”, “evrakta sahtecilik”, “vergi usul kanununa muhalefet”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve “görevi kötüye kullanma” gibi suçlamalar yer alıyor.
İddialara göre, özellikle Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü üzerinden yapılan bazı mal ve hizmet alımlarında sahte veya yanıltıcı belgeler kullanılarak kamu zararına yol açıldığı öne sürülüyor. Soruşturma; MASAK raporları, vergi incelemeleri, bilirkişi raporları, banka ve kripto varlık kayıtları gibi çok sayıda teknik delile dayanıyor.
Toplam 60 kişi hakkında gözaltı kararı verildi, 33 belediye çalışanı ve 27 şirket yetkilisi ile diğer şüpheliler. Eş zamanlı operasyonlarla gözaltı ve arama işlemlerinin sürdüğü, bazı mal varlıklarına da el konulduğu bildirildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, “Ben 25 yıl olduğu gibi belediyemin başında; tarafsız, adil ve eşitlikçi olarak belediye yönetimine devam edeceğim. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Bunu siyasi anlamda kullanmaya da kalkmasınlar. Tepebaşı Belediyesi her zaman olduğu gibi yoluna devam edecektir" dedi. Eskişehirliler ise soruşturmanın seyrini yakından takip ediyor, önümüzdeki günlerde sürecin nasıl ilerleyeceği merak konusu olmaya devam ediyor.

SİVRİHİSAR BELEDİYE BAŞKANI’NA SALDIRI
Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci’ye yönelik belediye binasında bir saldırı gerçekleşti. Daha önce tehdit ve hakaret suçlarından ceza alan H.A. isimli şahıs, belediye binasında Başkan Dökmeci’ye ulaşmaya çalışırken Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Taş’a saldırdı ve darp etti. Olay sonrası saldırgan gözaltına alındı. Belediye yetkilileri, saldırganın ruhsat ve mühürleme sürecindeki işlemler nedeniyle belediye yönetimine karşı kişisel bir husumet geliştirdiğini savundu. Olayın ardından Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı saldırgan H.A. hakkında “kasten yaralama” suçundan tutuklama kararı verdi.
Bu olay yalnızca bireysel bir saldırı vakası olarak değil kamu kurumlarının güvenliğini zedelemektedir. Bir belediye binasının içinde, görev başındaki yöneticilere yönelik fiziksel saldırı girişimi kabul edilemez bir durumdur. Kamu kurumları, görüş ayrılıklarının ya da bireysel öfkenin boşaltıldığı yerler olamaz. Bu durum tartışmasız bir güvenlik meselesidir. Bir şahsın elini kolunu sallayarak bir kamu binasına girip saldırı girişiminde bulunacak cesarette olması sistemin en büyük sorunudur ki olayın geçmişine bakıldığında, saldırganın daha önce de benzer suçla yargılandığını biliyoruz. Neyse ki saldırganın tutuklanmış olması, olayın adli boyutunda hızlı bir karşılık verildiğini gösteriyor.

TÜRASAŞ’TA LOJMAN KRİZİ MECLİS GÜNDEMİNDE
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TÜRASAŞ’ın Eskişehir Bölge Müdürlüğü’nde uygulamaya koyduğu yeni lojman yönergesini TBMM gündemine taşıdı. İddiaya göre yeni düzenleme, mevcut personelin lojmanlardan çıkarılarak “vekâleten görev yapan” kişilere öncelik tanınmasına yol açacak. Yeni yönergeyle 146 lojmanın yeniden düzenleneceği, bazı personelin lojmanlarını boşaltmaya zorlandığı ve yeniden başvuru yapmasının istendiği belirtiliyor. Çakırözer, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’na soru önergesi verdi ve mağduriyetlerin giderilmesini istedi. Ayrıca vekâleten görev yapanlara kaç lojman verildiği ve uygulamanın yasal dayanağını sorguladı.
Kamu kurumlarında yapılan her düzenleme kurumsal adalet de doğrudan etkiliyor. Yıllardır aynı kurumda çalışan, üretime ve hizmete emek veren personelin hem lojmandan çıkarılma kaygısı hem de vekâleten görev yapanlara ayrıcalık tanınıyor algısı oluştuğunda, kurum içi güven zedelenip, liyakat tartışması doğacaktır. Elbette her kurum kendi ihtiyaçlarına göre düzenleme yapabilir. Ancak bu düzenlemeler yapılırken hiçbir emekçi mağdur edilmemelidir. Kamu kurumlarında güveni ayakta tutan şey adalet duygusudur.

Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal: “ESKİŞEHİR SİYASİ OLARAK SAHİPSİZ”
Sağlık-Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal, Eskişehir’in sağlık altyapısı ve siyasi temsil gücüne ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Köksal, şehrin Ankara’da güçlü bir lobisinin olmadığını ve bu nedenle birçok yatırım ve karar sürecinde geri planda kaldığını iddia etti. Köksal, “Eskişehir çok basit bir tartışmada şehir olarak her zaman kaybeden taraftı. Eskişehir siyasi olarak o kadar sahipsiz ki bu 6 milletvekili tarafından, buradaki bürokratlara gerekli dersler verilmemiş” dedi.
Eskişehir, sanayi, eğitim ve sağlık alanında güçlü bir şehir kimliğiyle anılıyor olmasına rağmen “temsiliyet zayıflığı” tartışmaları ara sıra gündeme geliyor. Eskişehir’de sağlık alanında hizmet veren arazilerin özeleştirme kapsamına alınması ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Köksal, Eskişehir’in Ankara’daki karar mekanizmalarında yeterince temsil edilmediğini söylüyor. Köksal konuyu şu cümleyle anlatıyor: “Sivrihisar Devlet Hastanesi'nin karşısında bizim Sivrihisar sağlık ocağımız var. İnşaatımız devam ediyor, çok güzel bir tesis yapıyoruz. Yüzde 80 inşaatı tamamlanmış, 2-3 ay sonra açılışını yapacağımız bir yer de özelleştirme kapsamında. Ankara'daki bürokratların bu kadar şehre uzak olduğunu siz hesaplayın. Yani orada oturdukları yerden karar alıyorlar, aldıkları karar zaten yanlış, şehre bir katkısı olmayacak bir çalışma yapıyorlar.”
Köksal sadece siyasi bir eleştirinin ötesinde, kamu yatırımlarına ilişkin bir soruna da değiniyor. Eskişehir’in sağlık ve yatırım politikalarında yaşadığı sorunların doğru tespiti kadar, çözüm için merkezi karar süreçlerinde görünürlüğü de bir o kadar önem taşıyor.

BARAJ TAŞTI MAHALLE SULAR ALTINDA KALDI
Odunpazarı ilçesine bağlı Aşağı Ilıca Mahallesi’nde bulunan Aşağı Ilıca İçme Suyu Barajı, yoğun yağışların ardından taşarak çevrede ciddi su baskınlarına yol açtı. Taşan su nedeniyle mahalleye giden karayolu kapandı, bazı evlerin bahçeleri su altında kaldı ve vatandaşlar evlerine ulaşmak için dağlık araziden yürümek zorunda kaldı. Mahalle sakinleri, durumu önceden yetkililere bildirdiklerini ancak herhangi bir önlem alınmadığını iddia ediyor.
Yağış elbette doğanın bir gerçeği hele de kuraklık tehlikesi söz konusuyken yağışların artması herkesi sevindirdi. Ancak kimse gerçeğin felakete dönüşmesini beklemedi. Su baskınıyla evleri su altında kalan genç yaşlı herkes mağdur oldu. Neden taşma oldu, mahalleli eğer yetkilileri uyardıysa hangi uyarılar dikkate alınmadı ve hangi müdahaleler gecikti? Doğal olayların afete dönüşüp telafisi zor mağduriyetler yaratmasının önüne “önlem” ile geçilir. Aşağı Ilıca’da yaşanan bu olay, sadece yoğun yağışların değil, aynı zamanda risk yönetiminin de ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
