Buğrahan Doğangil - DUVAR
KOREL emekçileri mağdur mu?
Bir süredir, Eskişehir’de faaliyet gösteren KOREL fabrikasında emekçilerin kötü şartlar ve mobbing altında çalıştığına dair iddiaları sosyal medyada takip ediyordum.
Bir Instagram sayfasında KOREL ile ilgili o kadar farklı ve çok şikayet gördüm ki bu fabrikada çalışan emekçilerin durumunu ciddi şekilde merak ettim. Çünkü iddialar gerçekten hayrete düşürücü cinsten.
Bu kadar çok şikayetin ardında bir tiyatro olma ihtimali bana az geliyor. Genellikle ateş olmayan yerden duman çıkmıyor ama şirketi de yalnızca şikayet mesajları ile karalamak doğru olmaz.
Ben sadece iddialara cevap aramak ve emekçilerin iddialarını kamuoyuna duyurmak için bu konuyu kent gündemine taşımak istedim.
Belki hem emekçiler hem patronlar bu sayede ortak bir platformda buluşma şansına erişirler. Ya da ilgili sendikalar olaya müdahil olur diye düşündüm.
KOREL ile ilgili emekçilerden gelen bazı iddiaları öncelikle sizlere aktarmak ve sonrasında bu konu ile ilgili fikirlerimi detaylıca beyan etmek istiyorum.
Hafta içi 12 saat hafta sonu ise 10 saat mesaiye kalan emekçilerin haklarını alamadığı ve bu çalışma saatlerinin son derece yüksek olduğuna dair iddialar var.
Emekçilerin baskı ve mobbing’e maruz kaldığı yönünde ciddi iddialar var.
Ustabaşıların daha fazla prim almak için emekçilere daha fazla üretmeleri yönünde baskı yaptığına yönelik iddialar var.
İki kişinin yapacağı işin tek kişiye yüklendiği iddiaları var.
Geceleri bir saat fazladan zorla çalıştırılan emekçilere mesai borçlandırılması yaptırıldığı ve haklarını alamadıkları iddiaları var.
Tuvalet ve çay molalarının kısıtlandığı, erzak yardımlarının emekçilerin maaşından kesildiği iddiaları var.
Yani, işin özeti var oğlu var…
Bunların da en temel nedeninin emekçilerin fabrikada örgütsüz olması olduğu söyleniyor.
Peki, bu iddialar doğru ise KOREL’de emekçiler neden yalnız bırakılıyor?
KOREL emekçileri neden bir araya gelip herhangi bir sendika ile temasa geçemiyor? Neden örgütlenemiyor?
Öncelikle bu soruların cevaplarını öğrenmek gerek.
Şayet KOREL’de insanlık dışı şartlar, mobbing ve baskı varsa emekçiler neden sosyal medyadan gizli mesajlar atmak dışında sesini yükseltemiyor?
Herhangi bir sendika bugüne kadar bu duruma neden el atamıyor?
Sonrasında da bu soruları sormak gerekir.
Kendi sorularıma cevap vererek yaşananlara yanıt bulmaya çalışırsak,
Aslında tüm soruların cevapları özetle bir yere çıkıyor…
İddialar doğru ise emekçilere patronlar herhangi bir sendika ile anlaşmaları halinde işten atılacaklarını söylüyor olabilir. Bu da emekçilerin örgütlü bir ses çıkarmasına engel olabilir.
İlgili sendikaların emekçilerin örgütsüz tavrından çekinip KOREL ile mücadeleye girmede geri durma durumu olabilir.
Peki, KOREL’de tüm bunlar yaşanıyorsa emekçilerin derdine çare bulabilecek bir kişi yok mu bu memlekette?
Patrondan korkmayacak, emekçilerin işten atılmasına karşı çıkacak ve insanca haklara kavuşmasını isteyecek tek bir kimse yok mu?
Elbette KOREL emekçileri de onları savunmak isteyenlerin dimdik arkasında duracak. Öyle kaçak dövüş ile mücadele kazanmak mümkün olmaz.
Yolun sonunda savaşı kaybetmek de olsa bu duruma isyan varsa mücadele de olmak zorunda.
Yoksa patron düzeni değişmez. Sömürü düzeni devam eder.
Kimsenin bu kış gününde işinden atılıp dara düşmek istememesini çok iyi anlıyorum ancak; düzeni değiştirmek için cesur olmak zorundayız.
Ben sizlerin yerine KOREL’de yaşandığı iddia edilen olayları kamuoyuna duyuruyorum. İlan ediyorum hatta.
Şimdi ses çıkarma sırası emekçilerde, sendikalarda…
KOREL emekçileri mağdur mu?
Buyurun konuşma sırası sizde.
Herkese keyifli bir gün diliyorum. Sevgiyle kalın…