Buğrahan Doğangil - DUVAR

Buğrahan Doğangil - DUVAR

Pazar toplantılarından ön seçime

2028 yılında yapılacak genel seçimler yaklaşırken siyasi partilerde iç hareketlilikler de yavaş yavaş başlıyor.

Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi gibi “ön seçim” talebi olan hatta bu talebi yeni parti tüzüğüne ekleyen oluşumlarda, başlayan hareket, haliyle daha hızlı diyebiliriz.

CHP gibi sosyal demokrat, örgütün güçlü olduğu ve partinin gücünü örgütten aldığı bir yapıda, partinin genelinde bir ön seçim arzusu mevcut. Bu arzuyu ve kendisinin de ön seçimden yana olduğunu İl Başkanı Talat Yalaz da dile getirdi.

Son dönemde kurulan, aslında bir denge, demokrasi ve denetleme grubu olarak niteleyebileceğimiz “Koca Çınar” başta olmak üzere, partililerin hakim önünde ön seçim yapılması talebi bir süredir kamuoyunda ses getiriyor.

Yine, farklı kesimlerden talepler, çağrılar var.

Nitekim özetle şunu söyleyebiliriz…

CHP’de muhalifi de bugünün iktidarı da, örgütün küskünü de gönüllüsü de bir şekilde ön seçim yapılsın istiyor.

Bu ön seçim yapılır mı, genel merkez Eskişehir’den gelen talebi değerlendirir mi bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz.

Partililerin pek çoğunun asıl isteği, parti tüzüğünde de yer alan hakim huzurunda ön seçim olması yönünde.

Benim öngörüm de bu şekilde bir ön seçimin en doğru olacağı şeklinde.

Ön seçimin formatını, nasıl olması gerektiğini tartışacak ve değerlendirecek süremiz elimizde var.

Bu nedenle, ön seçime giden yolda farklı bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Değerlendirmeyi yapmadan önce de şunu söylemek gerek…

Cumhuriyet Halk Partisi bugün Türkiye’de demokrasinin kalesi olmak zorunda.

Mevcut iktidarın oluşturduğu baskı ikliminde, bu karanlık tabloda ayakta kalan özgür ve demokratik bir muhalefet Türkiye’nin geleceği için en büyük umut ışığıdır. CHP’nin bu düstur ile önüne bakması ve güçlü bir şekilde 2028’e hazırlanması şart.

Güçlü ve umutlu şekilde 2028’e hazırlanmanın yolu da örgütün güçlenmesi ile mümkün.

Bunu unutmayalım.

Ön seçime giden yolda yapacağım farklı değerlendirme ise şu;

İlde, son yapılan seçimli genel kurul sonrası yapılacağı taahhüt edilen, CHP’de klasik haline gelmiş “Pazar Toplantıları” artık yapılmaya başlanmalı. Geç de olsa başlamalı bu toplantılar…

Örgüt böylece bir araya gelerek, iç içe geçerek fikirlerini tartışabilir.

Toplantılarda her kesim kendisini ifade edebilir.

2028’de koltuklara aday olma niyeti olanlar partiye kendisini anlatabilir.

Bugünkü il yönetimi, ilçe yönetimleri, belediye başkanları ve bilumum örgütsel oluşum bu toplantılarda çalışmalarını anlatabilir.

Bunların ön seçim ile ne alakası var diyebilirsiniz…

Aslında çok alakası var.

Ön seçime giderken herkesin kendisini özgürce ifade edebileceği ortak bir çatı yaratmak muazzam bir hava yaratır.

Bu şekilde örgütün üzerinde bir tahakküm olduğu düşüncesi kırılır.

Ötekileştirildiğini düşünenlere yeni bir fırsat kapısı açılır.

Yanlış anlaşıldığını ya da yeterince anlaşılmadığını düşünen yönetimler, yöneticiler kendilerine muhalif olanlara dertlerini anlatabilir.

Böylece iletişim güçlenir.

Eğrisiyle doğrusuyla partinin durumu daha net ortaya çıkar.

Bayrağı hangi isimler, hangi gruplar taşıyabilir bunlar kafalarda şekillenmeye başlar.

Yani, yüksek sesle dile getirilen ön seçim öncesinde her hafta yapılacak toplantılar bir nevi yerel bir parti meclisi toplantısına dönüşür.

Meclis de ön seçimde içinden çıkacak adayları müzakere ile belirler.

Bu nedenle altını çizdiğim pazar toplantılarını küçümsemeyin.

Böyle buluşmalar, böyle fikir meclisleri ummadık sonuçlar doğurabilir.

Biz de çıkar deriz ki;

CHP, Eskişehir’e, Türkiye’ye demokrasi dersi veriyor. Pazar toplantılarından ön seçime, ön seçimden güçlü bir örgüt ile iktidara yürüyüş gerçekleşiyor!

Ve dediklerimin olması için öyle çok zor şeyler başarmaya gerek yok…

Herkese keyifli bir gün diliyorum. Sevgiyle kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Buğrahan Doğangil - DUVAR Arşivi