Yürekler; görünmez, küçük... Yürekler; yaralı, yorgun... Yürekler; katlanan, kanayan... Yürekler, zavallı ve sürgün... İnsanı taşırlar içlerinde. İnsanı kimi zaman mutlu ederler kimi zaman da acı ve gözyaşına boğarlar. Mutlaka vardır biri ya da bir nedeni acılarının. Yürekler; acıya ve gözyaşına tok, mutluluğa hasrettirler.
Sevgidir, aşktır, mutluluktur şu yalan dünyada insanı tek var eden duygu ve yaşama sebebi. Hasrettir, özlemdir, umuttur bekleyişlere sürükleyen ve yaşama gücü veren. Acıdır, ihanettir, çaresizliktir, çıkmaza düşüren ve yaşamından insanı bir anda kolayca vazgeçiren. Ve aşk'tır taparcasına sevdiren, sevdiğini yücelten!...
Yürekler sürgünde hep, gelmeyeni bekliyorlar. Yürekler arayışta hep, belki diye ümit ediyorlar. Yürekler ağlıyor hep, yaralanıp, sırtından vuruluyorlar. Yürekler parçalanıyor hep, hak edilmeyen şeylerle yargılanıyorlar. Ve yürekler harcanıyor hep, belki pişmanlık, belki gururla, belki iftira belki de imkansız ve sonu olmayan bir aşkla... Sonunda iflas ediyor gözler ağlamaktan. Düşünmekten beyinler yoruluyor. Ümitler kırılıyor, hayaller yıkılıyor ve yürekler yine sefil, sürgüne yollanıyor.
Bir çıkmaz sokak misali, çırpındıkça aşağı çeken bir bataklık misali, kapkara, bulutlu bir gökyüzü misali ve dönüp durdukça başa dönülen bir labirent misali yürekler acıyla yerinde sayıyor. "Ne acımasız bir dünya, nasıl hayat bu?” diye soruyor çoğu kez insan kendine. Doğduğuna lanetler yağdırıyor ve işte o an güvendiği dağlara karlar yağdığının ayrımına varıyor. Bir anda şimşekler çakıyor beyninde, sersemleşiyor. Daha da kanıyor içi ve yanlış bir seçim yaptığını anlıyor.
İnsan yüreği umudunu yitirmiş bile olsa, kırıntılarını saklıyor kalbinin bir köşesinde. Çekip gitmeyi düşünüyor başka diyarlara. "Belki diyor, belki yeniden başlayabilirim ve belki bu kez her şey çok daha güzel olur." Kimbilir, belki… Yeni diyarlar, yeni insanlar, yeni bir hayat elbette çok daha güzel ve umut verici ama insan kendini de beyninde dönüp duranlarla birlikte götürmese… İşte insan herşeyden kaçıyor da bir tek kendinden kaçamıyor. Sonra ızdıraplı bir şekilde herşey başa sarıyor. Unutmadığın sürece, silmedikçe, sünger çekmedikçe, kararlı olmadıkça dünyanın öbür ucuna da gitsen nafile… Yürek yaralı ve kalp hâlâ dolu bir kere!..
