Tarlalarda hasat döneminin sonuna gelindi.

Hasat dönemleri, üreticilerin de hasılat dönemi…

Toprağa harcadıkları paranın, verdikleri emeğin, döktüklerin alın terinin karşılığını almaya çalışırlar.

Onun için üreticiler de onlarda alacağı olanlar da hasat döneminin gelmesini dört gözle beklerler.

Bir zamanlar, beklenen dönem geldiğinde de hem üreticiler hem de alacaklılar memnun olurdu.

O günler çok gerilerde kaldı.

Artık hasat dönemlerinde üreticinin beklediği hasılat olmuyor.

Borçlarını zar zor ödeyebilse bile kendisine para kalmıyor.

Ne yazık ki, her geçen yıl bir öncekini aratıyor.

Bu yıl, hasat döneminin sonuna gelindi.

Eskişehir’de önce hububat hasadı yapıldı.

Verim düşüklüğü gibi bir sorun yok.

Tam aksine ‘’bolluk var’’ bile denilebilir.

Doğalında üreticinin yüzünün gülmesi gerekir.

Onlar da ümitlendi.

Ne yazık ki, yine umduklarını bulamadılar.

Belirlenen alım fiyatları tam anlamıyla hayal kırıklığı yarattı.

Maliyetlerdeki artış ortada… Hesaplamak da zor değil… Maliyet hesabı dikkate alındığında belirlenen fiyatlara ‘’komik’’ demek yanlış olmaz…

Üreticinin para kazanması söz konusu değil…

Sonrasında ‘’pancar işleme kampanyası’’ başladı.

Doğalında kampanya başlarken alım fiyatlarının belli olması gerekir.

Her kampanya döneminde olduğu gibi yine öyle olmadı.

Üreticiler tarladan söktükleri pancarları fabrikaya teslim etmeye başladıktan sonra fiyatlar açıklandı.

Açıklanan fiyat için ‘’normal’’ demek olanaksız…

Maliyetlerdeki artış ortada…

Yalnızca akaryakıt fiyatları bile nereden nereye geldi. ‘’İkiye katlandı’’ demek yanlış olmaz…

Alım bedellerine yapılan artış onun bile yarısı kadar değil…

Kabul edilebilir bir yanı yok.

Üreticiler isyan ediyor.

İmza kampanyası da başlatıldı.

Bedelin değişmesini istiyorlar.

İstekleri son derece doğal…

Ancak öyle olsa da olumlu karşılık bulması çok zor.

Duymazdan görmezden gelinme olasılığı yüksek…

Keşke yanılan biz olsak…

İstek karşılanmazsa olacak olan belli…

Üretici üretmekten vazgeçecek.

Ziraat Odası Başkanı bile ‘’bir daha pancar ekmeyeceğim’’ diyor.

Pancar üreticisi sayısı her yıl azalıyor. Bu yıl biraz daha azalacaktır.

Yaş sebzede de dönemin sonuna gelindi.

Tarlalardaki son ürünler toplanıyor. Artık seralara geçilecek.

O alandaki üreticilerin durumu da çok farklı değil….

Üreticiler yine zarar da…

Bunun yaratacağı sonuç da belli…

Yaş Sebze ve Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç olacakları söylüyor.

‘’Eskişehir genelinde 275-280 gibi üyemiz var. Biz Eskişehir'in sebze ihtiyacını karşıladıktan sonra yaklaşık 12 vilayete de sebze gönderiyoruz. Eskişehir'de bu üçüncü yıldır ki üreticilerimiz zarar ediyor. Bunu gören yeni nesil bu işi yapmak istemiyor. Ondandır ki yeni nesil bu işe kesinlikle soğuk bakıyor. Belki bilmiyorum ama bu işi yapan son nesil, son kuşakta biz olduğumuzu düşünüyorum.

Gelişmeler ekim alanlarının daralacağına işaret ediyor. Belki de sebze arzında da ilerleyen günlerde sıkıntı olacak. Vatandaşımız pahalı fiyatları sebze yiyecek.’’

Birlik Başkanı Kılıç’ın bugüne ve geleceğe dair çizdiği tablo böyle.

Diğer üretim alanlarında olduğu gibi bu alanda da kara bir tablo var.

Üretici üretmekten vazgeçiyor.

Haksız da değil… Para kazanamadığı gibi üstüne üstlük zarar ederken neden üretsin?

‘’Kendi topraklarında karın tokluğuna ekim yapan köleler’’ haline gelen üreticiler haklı olarak üretimden vazgeçiyor.

Bir zamanlar ‘’kendi kendine yeten ülke’’ konumunda olan Türkiye artık samanı bile ithal eder hale geldi.

Boşuna gelmedi ki…

Eğer gereken yapılmaz ise gelecek bugünkünden daha da kötü olur.