YENİ Parti, İYİ Parti ve CHP, geçtiğimiz günlerde Eskişehir Genç Rençberler Derneğini ziyaret ederek, pancar üreticileriyle bir araya geldi.
Üreticiler dertlerini anlattı, siyasetçiler dinledi. Pancar fiyatları konuşuldu, artan maliyetlerden yakınıldı, ortak mücadele mesajları verildi.
Aslında muhalefet partilerinin bu tür ziyaretleri biraz ağlama duvarına benziyor.
Vatandaş dert anlatıyor ama bu dinlemelerin sonucu ya Meclis kürsüsüne ya da kamuoyu gündemine taşınmaktan öteye geçemiyor.
Her meselenin Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle hükme bağlanabildiği, iktidarın muhalefetle uzlaşmaya ihtiyaç duymadığı bir siyasi düzende muhalefetin elinden gelenler de bu kadar zaten.
Böyle diye, muhalefetin evinde oturması gerekmiyor elbette.
En azından sandığa kadar bir şeylerin değişebileceği ihtimalini ayakta tutmaya çalışacaklar. Fakat işin ilginç yanı; konuyu ciddi şekilde ele alıp değiştirebilecek, halkın serzenişine çözüm üretecek yetkiye sahip iktidar mensuplarının ortalıkta görünmemesi.
*****
Mesela Eskişehir'de pancar üreticileri alım fiyatının 3 bin 720 liradan 4 bin 500 liraya çıkarılmasını talep ediyor.
Bu talebi doğrudan karşılayabilecek siyasi iradeye ulaşma imkanı olanlar kim?
AK Partili milletvekilleri, il başkanı, ilçe başkanları…
Peki, üreticilerin bu talebine ilişkin kendilerinden kamuoyuna yansıyan somut bir girişim var mı? Veya bu soruna ilişkin herhangi bir demeçlerine denk geldiniz mi?
Emekliler toplanıyor, geçinemediklerini, maaşlarının kiraya yetmediğini anlatıyorlar.
Karşılarında CHP'liler, YENİ Partililer, İYİ Partililer var.
Esnaf sıkıntılarını anlatıyor.
Yine benzer bir manzara.
Pancar üreticileri fiyatlardan şikayet ediyor.
Muhalefet orada.
Peki, iktidar nerede?
*****
Elbette AK Partili siyasetçilerin de ziyaretleri var.
Esnaf geziliyor, vatandaşlarla fotoğraf çektiriliyor, çay içiliyor, hal hatır soruluyor.
AK Partili siyasetçiler genellikle güne gider gibi gidiyor her yere. Sorunların konuşulmadığı, çözümlerin dile getirilmediği ağırlama merasimleri.
Kısır varsa yenecek, çay varsa içilecek gibi…
Oysaki "Bu fiyatı artıramıyoruz çünkü..." demesi gerekir.
Ya da "Haklısınız, bunun için şu girişimde bulunduk" diyebilmesi…
AK Parti'nin Eskişehir'deki siyasetçilerine bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: AK Parti, bu görünmezlikle iktidarını devam ettirebilir mi?
Ülkenin genelinde aynı manzara olduğunu düşündüğünüzde işler AK parti açısından daha da zor hale geliyor.
Muhalefetin her gün yeni bir toplumsal kesimle buluştuğu yerde, iktidar mensuplarının yalnızca davetlerde, düğünlerde, ayaküstü ziyaretlerde veya cenazeler ile açılışlarda görünmesi garip…
Halkın takdirinden çok, kurulan ilişkiler, siyasetin koridorlarında dolaşan tehditlerden haberdar olmak, kimin nerede durduğunu bilmek siyasetçi sayılmaya yetiyor artık.
Üç beş insanın derdini dinlemek, sorununa çare aramak, hiç değilse anladığını hissettirmek ise makam sahibi olmanın meziyetleri arasında neredeyse son sıralarda.
Hayat pahalılığının, geçim sıkıntısının ve gelecek kaygısının insanların hayatını böylesine kuşattığı bir dönemde, AK Partili siyasetçilerin kariyerlerinin halkın teveccühünden ziyade Ankara'da kurulan ilişkilerle şekillenmesi, yerelde kendiliğinden bir “aman tadımız kaçmasın” siyaseti doğuruyor olmalı.
Çünkü halkın derdiyle ilgilenmek, o derdin sorumluluğuna da ortak olmayı gerektiriyor, ancak siyasetin bugünkü konforu, sorumluluktan mümkün olduğunca uzak durabilmekte…
Belki de AK Partili siyasetçiler, sessizliğin kendilerini siyasi tartışmalardan koruduğunu düşünüyor. Sorun çözmektense mütemadiyen öne sunulan müjdeleri vermek, itirazı dinlemektense bir anlık kahramanlıkla gürleyen alkışı tercih etmek daha makbul bir siyaset haline geliyor.
Ne var ki artık AK Parti’nin bırakın sorunu çözmeyi, o sorundan haberdar olup olmadıkları bile ciddi bir tartışma konusu olmaya başlıyor.