YENİ Parti’nin Odunpazarı Önseçimi sonunda bitti. “Sonunda” diyorum çünkü önseçimin gergin geçeceği belliydi. Tahmin ettiğimiz birçok şey de maalesef yaşandı.
Cevahir Çalıkuşu 1439, Rahmi Çınar 1436 oy aldı. İlk bakışta sadece 3 oy gibi görünebilir ama o 3 oya çok başka bir gözle bakmak gerekiyor belki de. Düşünün karşınızda 2017 yılından bu yana ilçe başkanlığı yapan bir isim var ve aldığı oy 1436. Oysa Cevahir Çalıkuşu henüz 20 gündür siyasi çalışma yapıyordu. Ama aldığı oy, yaklaşık 10 yıldır ilçe başkanlığı yapan birinden 3 fazla. Bu nedenle burada “Rahmi Çınar da iyi oy almış” deyip bunu konuşmak yerine, genç bir kadının 20 günde aldığı oyun oranını görmek daha gerçekçi olur.
Önseçimin olduğu gün tam 12 saat alandaydım. Sabah 10.00’da salona girdim ve gece 22.00’de çıktım. Yoğun bir kalabalık vardı gerçekten. O kalabalığın sadece YENİ Parti’ye değil diğer siyasi partilere de bir mesaj vermesi gerekir diye düşünüyorum. Seçimlerde tek adayın olmaması, üyelerin partideki yöneticileri seçme arzusu, kısaca önseçimin örgütlere getirdiği hareket açıkça görülmüş oldu.
Peki neler oldu o salonda? Çok anlamsız kavgalar silsilesi yaşandı. İlk etapta salonda Talat Yalaz’a yönelik bir eleştiri oldu ve ortam çok gerildiği için bir partili Yalaz’a yönelik, “Sen il başkanı değil misin? Neden bir şey demiyorsun?” diye seslendi. O esnada da divan başkanının herkesin salondan çıkmasını istediği için Kazım Kurt ve birçok kişi ayrılıyordu ki, başka bir partili olduğunu düşündüğüm kişi bir anda el kol hareketleriyle ortamı gerdi ve görmek istemediğimiz görüntüler çıktı.
“Kalabalıkta yaptığınızın hesabını tenhada soracağım” diyen biri vardı mesela. O kişiyi daha önce hiçbir yerde görmemiştim ama anlaşılan bayağı YENİ Partiliymiş ve Odunpazarı Belediyesi personeliymiş. Yine başka bir belediye personeli YENİ Parti Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi İbrahim Aslan’a el kol hareketleriyle “senli benli” konuşmalar yaptı. Kazım Beyin koruması ise maalesef Kazım Beyin salondan çıkmasına yardımcı olmak yerine bambaşka bir hale büründü. Oysa Kazım Kurt’a tepki gösteren biri yoktu. Hatta tam tersi Başkan Kurt, ortamı yatıştırmaya çalışıyordu ve divanın rahat çalışması için çaba sarf ediyordu.
Salonda simsiyah giyinen gençler vardı mesela. Yakalarında birer tane YENİ Parti rozeti vardı. Onları da butlan kararı çıktığında CHP Genel Merkezi’ne götürülen “siyah giyinen adamlara” benzettim. Onlar kimdi? Kim tarafından getirilmişti? Bir güvenlik şirketinin çalışanları mıydı? Koruma gibi davranıyorlardı ama daha çok Rahmi Çınar’dan taraf bir koruma gibilerdi.
Dikkatimi çeken birkaç garip şeylerden biri bunlardı. Ama asıl merak ettiğim birbirine bu kadar hoyrat davranan insanların yarın nasıl bir araya geleceği oldu. Çünkü bunun daha il başkanlığı önseçimi var. Odunpazarı’nda yaşananların il başkanlığı önseçiminde yaşanmayacağının garantisi var mı?
Bu garantiyi vermek elbette kolay değil ama sulh ortamını sağlamanın ilk yolu her şeyi geride bırakmak. En azından ilk etapta bu yapılabilir. Sonrasında da hem Ayşe Ünlüce’nin hem de Kazım Kurt’un çevresindeki isimler, bu işi Ünlüce-Kurt yarışına ya da rekabetine dönüştürmeme konusunda hassas davranmalı.
Her ne kadar bir grup, Rahmi Çınar’ın kaybını Kazım Kurt kaybı gibi okusa da ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Rahmi Çınar’a oy verenlerin bir kısmı Kazım Kurt’un hatırına oy vermiş olabilir ama oy vermeyenler Rahmi Çınar’ın artık değişmesini istediği için tercihini ondan yana yapmadı.
Cevahir Çalıkuşu, adaylığıyla bir heyecan yarattı. Evet Ayşe Ünlüce’nin destek açıklaması kıymetli ama burada Çalıkuşu ailesinin partiye katkıları yine Cevahir Çalıkuşu’nun verdiği röportajlarda kapsayıcı, bütünleştirici ifadeleri de çok kıymetli. İnatla “kavga etmek istemiyorum, ayrıştırmak istemiyorum. Kazım Başkan’a karşı bir operasyon varsa buna karşı duracak ilk kişi benim” dedi. O siyah alana girmedi ve söylemleriyle kararsız olan üyelerin de oyunu aldı diye düşünüyorum.
Bu seçimlerde Kazım Kurt ve Ayşe Ünlüce ayrı isimleri desteklemiş olabilir ama bu her iki ismin de siyaseten tamamen ayrıldıkları, bundan sonra da aynı masaya oturmayacakları anlamına gelmez. Rahmi Çınar’ı destekleyenleri Ayşe Ünlüce’nin karşısında, Cevahir Çalıkuşu’na oy verenleri de Kazım Kurt’un karşısında diye okumak çok büyük bir hata olur.
Çünkü salonda oy verenler arasında bu rüzgâra kapılanlar olduğu kadar, bu meselelerle ilgili olmayan onlarca da üye vardı. Şu yaşananları, yazılanları takip eden belirli çevreler dışında en sade YENİ Parti üyesi bu işlerin tamamen dışında. Ben Kazım Kurt karşıtıyım o zaman “Çalıkuşu’na oy vereyim” ya da Ayşe Ünlüce’ye yakın değilim o zaman “Rahmi Çınar’a oy vereyim” diyen sizce kaç kişidir? Oy kullanma hakkına sahip 3 bin 673 üyeden kaçı böyle düşünmüştür?
Rahmi Çınar’ın kaybetmesinin nedeni üyenin artık değişim istemesiydi. Tam da YENİ Parti’nin felsefesine, söylemine uygun şekilde. Kazım Kurt’un burada hatası ya da eksiği şu olabilir: O da Rahmi Çınar’ı aday olmaması yönünde ikna edememesi. Ki Rahmi Çınar ile konuştuğu, aday olacaksa bile partililerin tepki gösterdiği “iki ismi” yönetimine almaması konusunda uyardığı ama Çınar’ın dinlemediğini biliyoruz.
Özetle, Rahmi Çınar’a oy verenler Kazım Kurtçu ya da Cevahir Çalıkuşu’na oy verenleri Ayşe Ünlüceci diye etiketlememek lazım. En azından YENİ Parti’nin Eskişehir’deki selameti için hem Ayşe Ünlüce’nin hem Kazım Kurt’un buna dikkat etmesi gerekir. Ve tabi ki her iki ismin çevresinde bulunanların da.
Buradan çıkacak en önemli sonuç, üyenin partinin felsefesine uygun bir şekilde değişimi talep etmesi ve bunu o 3 oyuyla gerçekleştirmesi. Aksi durumda zaten bölünmüş ana muhalefet tekrar bölünebilir.