Siyasiler, Eskişehirliler için sandığın sadece bir oy pusulası olmadığını anlamalılar. Çünkü sandık, o şehrin kültürüne, yaşam tarzına ve nezaketine verilen değerin bir kantarıdır da aynı zamanda.
Her şehrin olduğu gibi Eskişehir siyasetinin de kendine has yazılı olmayan bazı kuralları vardır. Bu kuralları o şehrin insanları alışkanlıklarıyla, yaşam tarzıyla, yıllar boyunca biriktirerek bugünlere getirdiği değerleriyle, farklı kültürlerle iç içe yaşamaya alışkın oluşuyla belirlemiştir. Bu da ister istemez seçim zamanlarında Eskişehirlilerin tercihlerinde etkili olmuştur. Sesini yükselten gerek rakipleriyle gerekse şehirle kavga eden isimlere Eskişehir hep mesafeli olmuştur. Benim gözümde Eskişehirliler iyi gözlem yapan ama dengeyi de korumayı seven bir yapıya sahiptir.
Buradan aslında hem Kurşunlu Külliyesi’ne hem de AK Partili bazı isimlerin ses yükseltmesine bazı isimlerin de sessizliğine geleceğim. Çünkü Kurşunlu Külliyesi’nin Odunpazarı Belediyesi’nin elinden alınması krizi, tam da Eskişehir siyasetinin kendine has yazılı olmayan bazı kurallarıyla ilgili.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, geçtiğimiz günlerde meclis toplantısında Kurşunlu Külliyesi’nin her türlü bakımını yaptıklarını söyleyerek, Külliye için 6 milyon 26 bin lira gibi bir harcama yaptıklarını ifade etti. Rakamlar ortada, verilen emek ortada ama buna rağmen Külliye’nin kapısına kilit vuruldu.
Külliye krizi sürerken sadece AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak ve AK Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Mustafa Kemal Bandırma ses yükseltti.
Eskişehir’de şehrin sorunlarına ilişkin konuşan, açıklama yapan ya da yerel yönetimlerin çalışmalarını eleştiren isimler genelde Gürhan Albayrak ve AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu oluyor.
Fakat bu süreçte Nebi Hatipoğlu biraz sessiz kaldı. Bana sorarsanız bu kez Nebi Hatipoğlu’nun sessizliği, akıllıca bir sessizlikti. Akıllıca bir sessizlik ya da stratejik mesafe… Adına ne denilirse. Ama yerel seçim sürecinde şehri az çok tanıdığı, çözdüğü aşikâr.
Daha önce AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı da olan Hatipoğlu, Kurşunlu Külliyesi için ne düşünüyor bilmiyorum ama anlaşılan bu süreçte sessiz kalmayı, topa girmemeyi tercih etti.
Gerçi Gürhan Albayrak da yaptığı bir açıklamadan sonra devamını getirmeyi tercih etmedi ama Hatipoğlu’nun sessizliğini biraz daha farklı yorumluyorum.
AK Partililerin tamamının Külliye’nin belediyeden alınmasını desteklediğini sanmıyorum ama önceki dönem il başkanlarından Dündar Ünlü’nün “Külliye belediyede kalmalı” açıklamasından sonra pek görüş açıklamak istemiyor da olabilirler.
…
Aslında buradan yerel seçimlere ve adaylara geleceğim. “Eskişehirliler sandıkta Kurşunlu Külliyesi’nin hesabını sorar” demeyeceğim. Ama AK Parti özellikle yerel seçimlerde Eskişehir siyasetinin sosyolojik yapısına, yerel dinamiklerine ve seçmen psikolojisine, özetle Eskişehir’in dokusuna uygun aday arayışına giriyor. Biraz oradan biraz buradan, biraz ona da hitap etsin, biraz bu tarafa da hitap etsin derken, dönüp dolaşıp aktif siyasetle ilişkisi olmayan bazı sanayicileri, “Acaba AK Parti’nin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı mı olacak?” diye konuşuyoruz.
Gürhan Albayrak dışarıdan baktığınızda çok antipatik bir siyasetçi değil. Bu konuda da özellikle dikkat ettiğini düşünüyorum ama Külliye konusunda hem Odunpazarı Kaymakamı hem Vakıflar Bölge Müdürü adına konuştuğu için o imajına biraz zarar verdi gibi. Albayrak, bir an önce kamu kurumlarının müdürü, amiri gibi konuşmayı, açıklamalar yapmayı bırakmalı. Bu kendisinin ulaşılabilir olduğunu gösteriyor olabilir belki ama bir yandan da kendisi açısından çok yıpratıcı bir sürece de evriliyor.
Tekrar süreç içinde konuşanlara ve sessiz kalanlara gelirsek, bazı isimler doğru yerde ve doğru zamanda konuşmayı ya da sessiz kalmayı tercih ediyor olabilir. Ne demişler, “İstediğini söyleyen istemediğini duyar.” Belki de bazı isimler, gelecekte istemediğini duymamak için şimdilerde istediğini söylemiyor…