20 Ekim 2017 Cuma, 11:57

 5-Mustafa KANTARCI (GÖZLEM)

EĞİTİM TOPLUMUN GELECEĞİDİR

299

                    
              Bir okuyucumuz, gönderdiği e-mail de , “ Eğitim Bir Sen’ in raporu, Enerji Bakanı Taner Yıldız,  "Halkın eğitim seviyesi arttıkça, bize güven azalıyor." derken, YÖK Denetleme Kurulu üyeliğine atanan, Prof. Dr. Bülent Arı’da  “okuma oranı arttıkça, beni afakanlar basıyor. Ben daha çok cahil ve okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum bu ülkede.” görüşleri, kabul edilecek nitelikte değildir” demiş.               
            Elbette kişi/kişilerin ve siyasilerin, kişisel ve siyasi çıkarları için, ülkelerin geleceği olan, “EĞİTİM” i, göz ardı etmeleri, cehaleti savunmaları, toplumun, bugününü ve geleceğini, tehlikeye attığı gibi, o ülkemize de yapılacak, en büyük kötülüktür. 
              Ayrıca Cenabı Allah, “Hiç bilenlerle, bilmeyenler, bir olur mu?” buyurmuştur. Ayrıca. Peygamberimiz, Hz. Muhammed "ilim, kadın ve erkeklere farzdır" demiştir.   Ayette de buyrulduğu üzere, ilim yönünden, kendini yetiştirenle, yetiştirmeyen bir değildir. İbadet ve kulluk vazifelerimiz için, önce ilim, sonra amel gelir.
            Bilim, ekonomi  ve kültürel açıdan, arzu edilen seviyeye ulaşmak için, ülkeler,  mutlaka bireylerinin, örgün, ya da yaygın, her türlü eğitimi, sağlanmak zorundadır.. Çünkü eğitimli iş gücüne ve vatandaşlara sahip ülkelerin, gelişmişlik düzeyi ortadadır.
             Eğitim-öğretim çalışmalarını, göz ardı eden, cehaleti savunan siyasetçilerin ve kişi/kişilerin, ülkemize yapacağı, hiçbir hizmet yoktur. Çünkü bilim ve teknolojinin, baş döndürücü hızla ilerlediği çağımızda, gelişmelere ayak uydurabilmek, bilgi ve teknoloji üretebilmek, maddi ve manevi doyuma ulaşabilmek, ancak her alanda yapılacak eğitimle mümkündür. Dolayısıyla, ülkemizdeki her birey, hayatı boyunca, eğitimini sürdürmelidir.
            Aslından Türkiye, 1923’te, Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte, sorgulayan akıl; erdemli duruşu, insan onurunu, doğal hak ve özgürlükleri belirledi. Bu özgürlüklere ulaşmak için büyük bir savaş başlatıldı. Toplumda, kadın eşit duruma getirildi. Türkiye, diğer Müslüman ülkelere örnek olacak şekilde modern, çağdaş bir yapıya kavuşturuldu, Ancak Türkiye, çok partili dönemde, her geçen yıl uzaklaştı.
             Öte yandan Nobel Ödülü alan, Sayın Prof. Dr. SANCAR, “ bilim yapmak, bilim – kültürü geliştirmek, bir gelenek olması lazım, bunu, Türkiye'de geliştirmek lazım. Bunu yaptıkça, ülkemizde de 115 yılda bir bilim alanında, Nobel almış, bir Türk bilim insanı değil; 20 bilim insanı, Nobel almış olur.” dedi.
              Sayın Prof. Dr. SANCAR, Eğitim ve bilim alanında Amerika ve Avrupa düzeyine geçmemiz gerektiğine dikkat çektikten sonra, ““Bilime yönelmemiz lazım, insanlık, bilim birikimine katılmamız lazım niye yapmıyoruz, sadece Türkiye'de değil, bütün İslam dünyası, son 500 yıldır, bilime katkı yapmış değildir, bu bir gerçektir.” Sözleri ile İslam ülkeleri ve ülkemizin durumunu ortaya koydu.
               İlimle ilgili konuda pek çok hadis de vardır. İslamiyet bilime önem verdiği için zamanla büyük bir medeniyet doğdu. İslam medeniyeti dokuzuncu yüzyıl başlarında patlama noktasına geldi. Tıp, matematik, astronomi, felsefe, kimya ve fizikte büyük gelişmeler oldu. Bugün ise İslam ülkeleri bu alanlarda Batı ülkelerinin çok gerisinde kaldı.
              İslam ülkeleri ve ülkemizde, teknolojinin gelişmesine hizmet eden, en önemli bilimler, başka bir deyişle teknolojik değişme ve gelişmeyi doğruda etkileyen bilimleri ön planda tutmak zorundadır.
               Oysa Avrupalılar, Rönesans'ın temellerini, İslam ülkelerinden aldıkları bilgi sayesinde atmışlardı. Avrupa, Ortaçağ’ da, batı karanlık içindeyken, İslam ülkeleri bilim, sağlık ve matematikte daha ileriydi. İslam halkları ve devletlerinin yöneticilerinin, zamanla dini öne çıkararak, bilimden uzaklaştı. Batı devletlerinin, İslam devletleri üzerindeki hegemonyası da kötü gidişin, tuzu biberi oldu.
              İslam ülkeleri ve ülkemizi, bilim ve teknoloji alanında, Sayın Prof. Dr. SANCAR’ ın,  öngördüğü gibi, “Bilim yapmak, bilim – kültürü geliştirmek”, bir gelenek olması için, Eğitim-Öğretim, özelliklede yüksek öğretim kurumlarına, ciddi görev düşmektedir
               Diğer yandan çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma ve çağdaş bir toplum olmak için; Türk toplumunun, bütün yaşamında, bilimsel düşünce ve yaklaşımları, temel bir ilke ve hayat görüşü olarak egemen olmasını sağlamak gerekir. Atatürk’e göre de Türk toplumu “ İLİM” ve “FEN” temelleri üzerine kurulacaktır:
              Ülkemizde, bilimin, bilginin ve teknolojinin, insan hayatındaki yeri ve önemi tartışılamaz. O nedenle de eğitime karşı çıkan, siyasi ve kişisel çıkarı için, cehaleti savunan, insanlara ve siyasilere, bilimsel bilginin, değeri ve bilgi ve teknolojinin, ne kadar önemli olduğu,  özellikle de “EĞİTİM in, önemi,  anlatılmalıdır. Çünkü eğitime,  teknolojiye, bilime karşı çıkanların ve cehaleti savunanların, ülkemize verdikleri zararında telafisi yoktur.
          Nitekim ATATÜRK,”  Eğitimdir ki bir milleti, ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.”demiştir. .


  • Diğer Yazıları

 

 Yazarlar