Tepebaşı Belediyesi’nin durumu pek parlak değil…

Mali durumu malum… ‘’Borç batağında’’ dense abartı olmaz…

Bu, önemli bir sorun…

İşin kötüsü tek sorun da değil…

Sorunlar saymakla bitirilemeyecek kadar çok.

20 yılı aşkın aynı başkan tarafından yönetilen bir belediye bu hale nasıl geldi?

Durduk yere gelmedi elbette ki…

Bu hale gelişinde etkili olan faktörler oldukça fazla…

En etkili olan da kuşkusuz yönetim zafiyeti.

Her alanda kendisini gösteriyor.

İlk duruşması yapılan davadaki gelişmeler bile yönetim zafiyetinin somut göstergesi…

Zafiyetin kaynağını bulmak da zor değil…

Bunun için Tepebaşı Belediyesi’nin İdari Şemasına bakmak yeterli…

Geçtiğimiz günlerde kamuoyunun bilgisine sunduk.

Belediye bünyesinde 30’u aşkın müdürlük var.

O müdürlüklerin başında bulunan ‘’asil müdür’’ sayısı parmakla gösterilecek kadar az…

Büyük bölümünün başında ‘’vekil’’ var.

Belediye ve ilçe için büyük önem taşıyan müdürlükler bile ‘’vekillere’’ emanet.

Bu olacak şey değil…

Gel gör ki Tepebaşı Belediyesi’nde oldurulmuş bile…

Müdürlükler böyle de başkan yardımcılıkları çok mu farklı…

Oturmuş bir kadro yok.

Sürekli değişkenlik var.

Son yerel seçimlerden bu yana geçen süredeki değişim bile oldukça fazla…

Seçimlerden hemen sonra Belediye Meclisi Üyesi Erdal Şahbaz, Başkan Yardımcılığına getirildi.

Çok önemli birimler kendisine bağlandı.

Sonra ne olduysa Erdal Şahbaz istifaya zorlandı. O da başkan yardımcılığıyla birlikte belediye meclisi üyeliğinden de istifa etti.

Oldukça dikkat çekici bir gelişme…

Konuşulması gereken çok yanı var. Ama konuşulmadı. Erdal Şahbaz konuşmak yerine asıl işine dönmeyi tercih etti.

Fikriye Güven Zaptiye, Ahmet Ataç’ın ‘’vazgeçilmez’’ bir bürokratı idi.

Uzun süre ‘’memur’’ olarak başkan yardımcılığı yaptı.

Emekli olduktan sonra da makamdan ayrılmadı.

Belediye Meclisi Üyesi olarak başkan yardımcılığına devam etti.

Geçtiğimiz aylarda o da istifa etti.

Söylenilenlere bakılırsa bu istifa da pek ‘’gönüllü’’ olmadı.

Bir başkan yardımcısının kabul edemeyeceği bir tavırla karşılaşınca istifa etmek durumunda kaldı.

Oldukça ilginç…

Başkan Yardımcısı Erdoğan Aydoğmuş oldukça deneyimli bir belediyeci. Meclis üyesi olarak Başkan Yardımcılığı yaptı.

‘’Yanlışlara ortak olmamak’’ için istifa etti.

Sonra ‘’rica minnet’’ yeniden göreve döndürüldü.

Henüz istifa etmiş değil… Ancak ‘’gönül rahatlığı’’ içinde çalıştığı söylenemez…

Seyit Yıldızhan, Ahmet Ataç’ın vazgeçemediği bir isim.

Önce uzun süre müdürlük yaptı sonra başkan yardımcısı oldu.

Her iki konumda da büyük yetki sahibi oldu.

‘’İkinci başkan gibiydi’’ dense olur.

Şimdi cezaevinde… Ciddi suçlamalarla yargılanıyor.

Onunla birlikte cezaevinde olan bir başka isim var. O da Özcan Erkaya… Özel Kalem Müdürü idi.

‘’Normal bir özel kalem müdürü’’ olduğu söylenemez… ‘’Ataç’ın sağ koluydu’’ dense yeridir.

O da gitti.

Soruşturma sonrasında ‘’yıldızı parlayan’’ bir isim var.

O da Suat Yalnızoğlu…

‘’Ataç’ın yeni prensi’’ dense olur.

Başkan Yardımcılığının yanı sıra Özel Kalem Müdürlüğünü de üstlendi.

Üstlenmesine üstlendi de Özcan Erkaya’nın koltuğuna oturamadı.

İstemediği için falan değil…

Nedeni başka… ‘’Şaka gibi bir şey’’ deyip geçelim…Belediyede bilmeyen yok zaten…

‘’Koltuksuz prens’’ lakabı boşuna dillendirilmedi ki…

Neyse…

Meydanı boş bulmuş olacak ki, üstüne vazife olmayan işlere de karışmaya çalışıyor.

Kafasını bir yerlere çarparsa sürpriz olmaz…

Neyse…

Tepebaşı Belediyesi’ndeki idari yapılanma ile ilgili söylenecek daha çok şey var ama sözü fazla uzatmayalım.

Müdürlükleriyle, başkan yardımcılıklarıyla bu halde olan bir belediye iyi yönetilebilir mi?

Elbette ki yönetilemez…

Tepebaşı Belediyesi de iyi yönetilmiyor zaten… Yönetim zafiyeti her alanda kendisini net olarak gösteriyor.

Yazık ki ne yazık…