Cumhuriyet ve demokrasi, etle tırnak gibidir.

Birbirlerinden ayrılamazlar.

Ayrılırlarsa büyük sorun yaşanır.

Anlamları da kalmaz.

Cumhuriyet olmadan demokrasi olmaz… Demokrasi olmaz ise de cumhuriyet nefessiz kalır.

Ne yazık ki, birbirlerinden ayrıldıkları dönemler oldu.

Kendiliğinden ayrılmadılar elbette ki…

Darbelerle koparıldılar birbirlerinden...

‘’Cumhuriyeti koruyup kollamak’’ kisvesi altında darbeler yapıldı.

Her darbede demokrasi ‘’askıya’’ alındı.

Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partiler kapatıldı.

Kapatılan yalnızca siyasi partiler olmadı.

İşçi sendikalarından memur ve gençlik derneklerine kadar ne kadar örgütlenme varsa hepsinin kapısına kilit vuruldu.

Başkanları, yöneticileri cezaevlerine dolduruldu.

Onların yanı sıra ülkenin ne kadar aydınlık beyni varsa cezaevlerine kapatıldı.

Dahası baskılarla tüm ülke açık cezaevine çevrildi.

İdamlarla, kurşunlarla canlarını kaybedenler de oldu ne yazı ki.

Demokrasiden yoksun cumhuriyet de anlamını yitirdi.

Ülke nefessiz kaldı.

Faturası da çok oldu.

Sonunda şu veya bu şekilde de olsa cumhuriyet demokrasiye kavuştu.

Ülke ve insanları yeniden nefes aldı.

Ne var ki, demokrasiden yoksun yılların enkazı ortada kaldı.

Kaldırmak da pek kolay olmadı.

Yıllar geçtiği halde demokrasiden yoksun yılların yarattığı enkazın kalıntıları varlığını sürdürdü.

Ne yazık ki, o kalıntılardan bazıları hala varlıklarını sürdürebiliyor.

Bugün 29 Ekim 2026…

Cumhuriyet’in ilan edilişinin 103’ncü yıldönümü…

Geride kalan bir asrı aşkın sürede yaşanmış onca acı deneyim var.

Onlara rağmen cumhuriyet ve demokrasini ‘’etle tırnak gibi’’ ayrılmaz bir bütün olduğu kavranabildi mi?

Sorunun yanıtı keşke olumlu olsa…

Ne yazık ki, olumlu değil…

Cumhuriyet’in 103’ncü yılına ülkeye hakim olan tablo ortada…

Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediğini söylemek olanaksız…

Her şeyden önce ‘’adalet’’, ‘’hukukun üstünlüğü’’, ‘’bağımsız ve adil yargı’’ kavramları yalnızca kağıt üzerinde kalmış durumda…

Yaşamda varlıklarını hissetmek olanaksız…

Yoklukları çok net biçimde hissediliyor.

Ne yazık ki tablo bu…

Bugün büyük bir gün.

Cumhuriyetin yıldönümünü, en büyük bayramı kutluyoruz.

Kutlamak güzel de görevleri de unutmamak gerek…

Görev belli…

Yalnızca ‘’cumhuriyeti koruyup kollamak’’ değil, cumhuriyetle birlikte onunla ayrılmaz bir bütün olan demokrasiyi de savunmak geliştirmektir.

Umarız ki, bu yıldönümü bu görevin anımsandığı bir yıldönümü olur.

Yaşasın demokratik cumhuriyet…