YENİ Parti Eskişehir Örgütü’nde kongre süreci tamamlandı.
Sürecin son aşamasında il kongresi vardı.
O da hafta sonunda yapıldı.
Yapılmasına yapıldı da nasıl?
‘’Parti içi demokrasiye uygun olarak yapıldı’’ demek olanaksız…
‘’Önseçim’’ ile belirlenen İl Başkanı Talat Yalaz tarafından hazırlanan liste delegelerin onayına sunuldu.
‘’Çarşaf liste’’ yöntemi ile üyelere ‘’seçilme hakkı’’, delegelere de ‘’tercih yapma’’ olanağı sunulabilirdi.
Nedense o bile çok görüldü.
‘’Blok liste’’ yöntemi tercih edilerek delegelere ‘’hazırlanan listeyi zarfa koyup sandığa atma’’ görevi verildi.
İl başkanlığı ikinci bir aday yok.
Kongre delegeleri ‘’kontrollü’’ olarak belirlendi.
Böylesi bir kongrede neden ‘’çarşaf liste’’ yöntemi değil de ‘’blok liste’’ yöntemi tercih edilir?
Anlamak çok zor.
Doğal olarak eleştirildi.
Talat Yalaz’ın eleştirilere yanıt verirken ortaya koyduğu bir gerekçe var ki, gülmemek elde değil…
Neymiş efendim… Tüzükte "Seçimlerde kongre üye tam sayısının beşte birinden az oy alanlar, asil ya da yedek üye olamaz" imiş… Bu nedenle yedek yönetimi olmayan bir yönetim ortaya çıkacak. Bu ciddi bir risk ve tehlike’’ imiş…
Gerekçe ‘’haklı’’ olmadığı gibi ‘’ipe sapa gelir bir yanı’’ da yok.
Dün de dile getirdik.
O madde YENİ Parti ile birlikte tüzüğe konulmuş bir madde değil…
CHP tüzüğünde de vardı.
O tüzük hükmüne göre kongreler yapıldı.
‘’Çarşaf liste’’ mi ‘’blok liste’’ mi tartışmaları o kongrelerde de yapıldı.
Ancak ‘’blok liste’’ yöntemini savunanlar arasında Talat Yalaz’ın ki gibi bir gerekçe gösteren hiç mi hiç olmadı.
Talat Yalaz icadı olsa gerek…
Keşke daha akla yatan, inandırıcı bir gerekçe icat etseydi.
İcat etseydi de böyle ‘’komik’’ duruma düşmeseydi.
Karşısındakiler çok çok kongre görmüş geçirmiş partililer, çocuk değiller ki kandırılsınlar.
Hoş öylesi ‘’komik’’ bir gerekçeye çocuklar da kolay inanmazdı ya neyse…
‘’Çarşaf liste’’ yönteminin uygulandığı çok kongre var.
Dahası Talat Yalaz’ın ilk seçildiği kongrede de ‘’çarşaf liste’’ yöntemi uygulandı.
Kendisi de söyledi zaten…
O kongre de dahil ‘’çarşaf liste’’ yönteminin uygulandığı hiçbir kongrede Talat Yalaz’ın ortaya koyduğu risk oluşmadı.
Dahası oluşabilir endişesi bile yaşanmadı.
Bu kongrede de öylesi bir risk söz konusu bile olamazdı.
Ama ne olurdu?
Talat Yalaz’ın hazırladığı liste delinebilirdi.
İlk seçildiği kongrede Talat Yalaz’ın listesi delinmişti zaten.
Kendisi de söylüyor, ‘’uyum içinde çalıştık’’ diyor.
İyi de o zaman oluyordu da şimdi neden olmasın?
Olmaması için Talat Yalaz’ın ‘’tek adamlık’’ anlayışı dışında bir neden yok.
O kongrede ‘’kontrol’’ onda değildi.
Bu kongrede uygulanan yeni sistem sayesinde kontrolü ele geçirdi.
Geçirir geçirmez de ‘’tek adamlık’ anlayışını ortaya koyarak ‘’listeyi ben yazarım, benim istemediğim kimseye seçilme hakkı tanımam’’ dedi.
‘’Ağzında öyle söz çıkmadı’’ mı?
Doğrudur, açıkça öyle demedi.
Ama ne dedi?
‘’ Ancak 28 yönetici yazabiliyoruz. Bana yüzden fazla yönetim talebi geldi. İnanın benim için büyük bir gururdur. Benimle çalışmak isteyen, elini taşın altına koymak isteyen bu kıymetli insanların hepsini keşke yönetici olarak yazabilseydik. İnanın yönetim sayımız 100 olsa 100'ünü de yazardık. Ama mecburen, maalesef belirli bir sayıda kalmak zorundayız.’’
Söyledikleri aynen böyle…
Bu ‘’tek adamlık’’ anlayışının dile vurulmuş hali değil de nedir?
Milletvekili İbrahim Arslan’ın bir uyarısı var.
‘’Özgüven iyi bir şeydir. Ancak kibirden uzak durmalıyız’’ diyor.
Ne kadar yerinde bir uyarı…
Ama kimin umurunda…
Talat Yalaz bakın ne diyor?
‘’Sözün ve yetkinin üyede olmadığını ifade etmek, Genel Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon ve misyonu anlamamaktır.’’
Kimlere diyor?
Muhataplarından birisi İbrahim Arslan…
O kim?
YENİ Parti Eskişehir Milletvekili… Dahası YENİ Parti kurucularından ve Parti Meclisi Üyesi…
Parti Meclisi nedir?
Partini Kurultay’dan sonraki en yetkili organı…
Talat Yalaz farkında değil sanırım ama İbrahim Arslan, O’nun üst yöneticisi… Talat Yalaz’ın anlayacağı dilde de ‘’amiri’’ sayılır…
Bu konumda bulunan bir kişiye kalkıyor ‘’Sözün ve yetkinin üyede olmadığını ifade etmek, Genel Başkanımızın ortaya koyduğu vizyon ve misyonu anlamamaktır’’ diyebiliyor.
Aslında İbrahim Arslan’ın ‘’anlamama’’ gibi bir sorunu yok.
Ama anlaşılan Talat Yalaz’ın ‘’kendi söyledikleri dışında söylenilenleri anlamama’’ gibi bir sorunu ya da ‘’anlamazdan gelme’’ gibi bir huyu var.
Yoksa gerek İbrahim Arslan’ın gerek diğer konuşmacıların söylediklerine böyle ‘’dam üstünde saksağan vur beline kazmayı’’ dedirten yanıtlar vermezdi.
Neyse…
Ne diyordu İbrahim Arslan…. ‘’Özgüven iyi bir şeydir. Ancak kibirden uzak durmalıyız.’’