YENİ Parti Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, yüksek perdeden konuşuyor.

"Çıkın karşıma" diye meydan okuyor.

Aslında bunları söylemesi için bir neden yok.

Henüz ilçe kongreleri bile tamamlanmadı.

Gündemde onlar ver.

Önce ‘’önseçim’’ daha doğrusu da ‘’eğilim yoklaması’’ yapılacak, sonra da daha önce belirlenen delegelerin katılımıyla kongreler yapılacak.

Tüm ilçe kongreleri tamamlandıktan sonra sıra il kongresine gelecek.

Talat Yalaz, o zaman meydan okusa neyse…

‘’Erken öten horoz’’ örneği şimdiden yüksek perdeden konuşuyor.

Bu, boşuna olmasa gerek…

Nedeni de belli…

‘’Unutturmak’’ istediği 2 olay var.

Birisi için ‘’salon meselesi’’ dense olur.

Eskişehir’de Özgür Özel’in katılımıyla 2 salon toplantısı yapıldı.

Birisinde CHP Genel Başkanı, diğerinde de CHP Grup Başkanı konumundaydı.

Toplantıların yapıldığı yer Atatürk Kültür Merkezi salonu…

Sahibi de Büyükşehir Belediyesi…

Toplantıların orada yapılmasında bir sakınca yok.

Elbette ki yapılabilir.

Ancak ücretini ödenmesi gerekir.

AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak konuyu gündeme getirerek bir soru yöneltti.

‘’Salon parası ödendi mi?’’

Sorunun 2 muhatabı var.

Birisi Talat Yalaz… Toplantıların yapıldığı tarihlerdeki CHP İl Başkanı…

Sorunun diğer muhatabı da Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce…

Soru, katıldığı bir TV programında Talat Yalaz’a yöneltildi.

Soruya ‘’verilemeyecek bir hesabımız yok’’ ve benzeri türden bir yanıt vermesi bekleniyordu.

Beklenen olmadı.

Soruya verdiği öyle bir yanıt var ki, inanılır gibi değil…

‘’Oğluma sünnet düğünümü yaptım, benimle ne ilgisi var.’’

Verdiği yanıt bu…

‘’Bana ne’’ demeye getiriyor.

Kendisi işin içinden sıyrılmaya çalışırken birilerini topun ağzına attığını umursamıyor bile…

Şaşırmamak elde değil…

Hangi partinin olursa olsun, hiçbir il başkanı böylesi bir yanıt vermez.

Böylesi bir yanıt vermek için Talat Yalaz olmak gerekiyor herhalde…

Neyse…

Bir il başkanı, partisinin Eskişehir’deki en üst temsilcisidir.

Milletvekilinden belediye başkanına kadar tüm partililerin başkanıdır.

Talat Yalaz da sürekli öyle diyor zaten…

‘’Eskişehir’de örgütün başıyım’’, ‘’Özgür Özel’in Eskişehir temsilcisiyim’’ diye övünüp duruyor.

Kendisini ‘’YENİ Parti Eskişehir lideri’’ olarak tanıttığı bile oldu.

‘’Lider’’ dışındaki söyledikleri doğru…

Yalnız ‘’övünmek’’ tamam da işin bir diğer yanı var.

O da görev ve sorumluluk…

Bir partini Eskişehir’de düzenlediği her etkinlikten il başkanı sorumludur.

Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı ve Grup Başkanı olarak katıldığı toplantıların sorumluluğu da dönemin İl Başkanı olan Talat Yalaz’a aittir.

Öyle ‘’oğluma sünnet töreni mi yaptım’’ deyip işin içinden sıyrılamaz…

Siz, ‘’Özgür Özel’in Eskişehir temsilcisiyim’’ diye övüneceksiniz… Sorumluluğunu üstlenmediğiniz toplantılarda kalabalıkları yarara yara Özgür Özel’in yanına geçerek hava atacaksınız… Sağa sola ‘benim nerde olduğumu görün’’ bakışları atacaksınız…

Sonra da o toplantıların hesabı sorulduğunda ‘’Oğluma sünnet töreni mi yaptım, bana ne’’ deyip işin içinden sıyrılmaya çalışacaksınız… Bir başka anlatımla da il başkanlığının görev ve sorumluluklarından kaçmaya çalışacaksınız…

Yok öyle yağma…

O iş o kadar kolay değil…

İl başkanlığının görev ve sorumluluklarından kaçıldığında övünmek şöyle dursun ‘’il başkanıyım’’ demek bile ayıp kaçar.

Dedik ya, Talat Yalaz ‘’oğluma sünnet töreni mi yaptım’’ deyip işin içinden sıyrılmaya çalışırken kimleri topun ağzına attığını umursamıyor bile…

Umursamadıklarının başında Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce var.

Neyse ki, her konuda olduğu gibi bu konuda da verilemeyecek hesabı yok.

Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında sorulan soru üzerine gereken yanıtı da verdi zaten…

Talat Yalaz o toplantıyı izlemiş olabilir.

İzlediyse Başkan Ayşe Ünlüce konuşurken birazcık olsun mahcubiyet duydu mu ki?

Bilemiyoruz artık…

Neyse…

Talat Yalaz’ın bugünlerde ‘’erken öten horoz’’ örneği yüksek perdeden konuşarak ‘’unutturmak’’ istediği olaylardan birisi bu…

Diğeri de meşhur ‘’gece’’ ve ‘’depremzedelere yardım’’ olayı…

O olaydaki tavrı da yanlış… En hafif tanımlamayla ‘’inkarcılık’’ denilebilir.

Bugünlük o olay şöyle bir köşede kalsın…

Ona da sonra bakarız…