Eskişehir’de siyasetçiler siyaseti daha çok sokaklar yerine salonlarda yapmayı tercih ediyor. Elbette sade vatandaş, siyasetin az bilinen aktörleri sokakta belirli bir siyaset ortamı oluşturuyor. Fakat siyasetin ana aktörleri sıcak salonları terk etmekte zorlanıyorlar gibi.
Bu benim gözlemim. Çıkıp sokakta birilerine sorsak da benden farklı düşüneceklerini sanmam. Ama herkesin görüşüne, bakış açısına da saygım var.
Soruyu parti fanatiklerine sormayacağız yalnız. Çünkü onların birçoğunun gözüne perde iniyor ve tepedeki isimler ne yaparsa yapsın sadece alkış tutmakla ve tezahürat etmekle ilgileniyorlar. Ben gerçekten halka bu soruyu sorduğumuzda gelecek cevaptan bahsediyorum.
- “Sizce Eskişehir’deki ana siyasi aktörler yeterince sokaklarda siyasetin nabzını yokluyor mu? Vatandaşla, sokakla empati kurabiliyor mu?”
.- “Yeteri kadar değil…”
Bu, bahsettiğim konuyla ilgili olası bir sokak röportajında sorulacak soru ve gelecek cevap.
Şimdi soru sorma sırası size geçebilir.
“Neden böyle düşünüyorsun?” diye sorabilirsiniz.
Hemen açıklayayım…
İşimiz gereği siyasetin kıyısındayız hep. Ben parti fark etmeksizin, özellikle AK Parti, CHP, MHP, İYİP gibi oy oranı yüksek partilerin salon siyasetinden tamamen uzaklaşamadığını görüyorum.
Fark ediyorsanız siyasi tartışmalar 3-5 isim arasında dönüp duruyor şehirde.
Bu tartışmalara konu olan durumların birçoğu da sokağı asla ama asla ilgilendirmiyor.
Vatandaşı ilgilendiren bazı konular ise yine meclis salonlarında, parti binalarında yine belirli bir grup arasında tartışılıyor. Pek çoğu nihayete bile ermeden konu unutulup, kapanıp gidiyor.
Burada, müsaadenizle küçük bir parantez açmak istiyorum…
İYİ Parti’yi de kervana kattım ama Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer’i ayırmam gerekir. Gürol Yer hemen her hafta bir mahallede vatandaşın derdini dinliyor. Hep sokakta, salonlarda yok. Hakkını yiyemem.
Yine, Anahtar Parti İl Başkanı Çağlar Ölçe’nin de aynı çaba içinde olduğunu duyuyor ve görüyoruz.
Böyle örnekler elimizde olsa da Eskişehir’de milletvekillerinin, belediye başkanlarının, il başkanlarının, merkez ilçe ve kırsal ilçe başkanlarının daha çok sokaktaki vatandaş ile genel anlamda, daha çok yan yana gelmesi gerek. Ama gerçekten vatandaşı dinlemesi gerek. Öyle kendi partisinden 20-30 kişi toplayıp kahvaltı vererek siyaset salondan sokağa taşınmaz.
Bakın kahvaltı vermek bile salon siyaseti…
İneceksiniz sokaklara, tanrının bile unuttuğu denen mahallelere. Dert dinleyeceksiniz. Sıkılmadan, gocunmadan, surat asmadan.
Göstermelik değil, poz vermek için değil gerçekten, karşınızdakini ciddiye alarak sokakları dolaşacaksınız.
Ankara’daki siyasilerimiz başkentte yeterince salonlarda siyaset yapıyor. Elbette bu da lazım, bu da gerekli. Yasama, yürütme ve yargının temsili tabii salonlarda olacak. Buna itirazım yok.
Fakat şehre döndüğünüzde salonlarda sıkışmayın sayın vekiller. Bir çıkın bakalım sokağa vatandaş ne diyor?
Belediye başkanlarımız ve belediye meclis üyelerimiz. Sokağa daha çok çıkmalısınız. Pazar gezmek güzel, kadınlara, çocuklara etkinlik yapmak güzel ama yetmez.
İl ve ilçe başkanları sizlerin de sadece partililerinizin değil tüm sokağın nabzına hakimolmanız lazım. Aynı çemberin içinde, aynı havandaki suyu dövmek size kazanç sağlamaz.
Örneğin hangi partinin il gençlik kolları üniversitelerde öğrenci kardeşlerinin hakkını savunuyor. Liseli kardeşlerinin sorunlarını masaya yatırıyor. Gençlerin işsizlik gibi sorunları için sokaktan başlayan bir hareket başlatıyor?
Radikal sol olarak tanımlanan küçük gruplar dışında böyle bir oluşum da yok.
Ne iktidarı ne muhalefeti… Hiçbirinde bu dediklerim yok.
Neden rahmetli Recep Yazıcıoğlu “Halkın Valisi” unvanını almıştı?
Halkın içinde, önceliği halk olduğu içindi.
Yazıcıoğlu örneğine nice vekiller, başkanlar, siyasetçiler eklenebilir. İsimler sıralanabilir.
Eskişehir gibi işçinin, emekçinin, öğrencinin kentinde siyasetin halktan kopma noktasına doğru ilerlemesi üzerine ciddi tartışılması gereken bir noktadır.
Sizler de benim gibi düşünüyor musunuz? Cevabını size bırakıyorum.
Herkese keyifli bir gün diliyorum. Sevgiyle kalın…