2025 yılının mayıs ayı. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 Yılı Kesin Hesabı görüşülüyor. Ayşe Ünlüce sosyal yardımları artırdığı için eleştirilerin odağında. O gün verdiği cevabı hatırlıyorum: “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Ben de yeni başkanım. Benim de bir yoğurt yiyişim var. Ben bu dönemde sosyal yardımları artırarak ilerleyeceğim.

Yine Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile yaptığı görüşme de eleştirilmişti. O görüşmede Kurtuluş Kapalı Pazar Yeri’nin tahsisi ve yapımı görüşülmüş, sonrasında da pazar yerinin inşaatı başlamıştı. Hatta o dönemde bu görüşmeyi işaret eden bir grup, Ayşe Ünlüce’nin AK Parti’ye geçeceğini bile iddia etmişti. Yani AK Partililer ve CHP’liler bu ziyareti o dönemde farklı yerlerden yorumlamıştı. Seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Bakan ile görüşmesinde bir sakınca görmüyorum ama seçilmiş bir ismin bakanla görüşebilmek için AK Parti İl Başkanı’na ihtiyaç duymasını Türkiye demokrasisi açısından kabullenmesi zor bir şey olarak değerlendiriyorum.

Vakti zamanında Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın “HDP barajı geçmelidir” ifadeleri de o dönemde ciddi tepki çekmişti. Ataç’ı çok sert eleştiren bir kesim olmuştu. Hem yerel basında hem yaygın basında günlerce gündemden düşmemişti.

Yine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, 2024 yerel seçimleri öncesi Emek Mahallesi’nde İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hicret Vakfı’nı ziyaret etmişti. O dönemde de “CHP’li bir siyasetçi tarikatları, cemaatleri nasıl ziyaret eder” şeklinde eleştirilerin hedefi olmuştu. Kazım Kurt ise, “Hicret Derneği'ni ziyaret etmem farklı anlaşılmalara neden olmuş. Biz tüm cami derneklerine ziyarete gittik. Bizi kim davet ederse düşüncemizi anlatmak için gideriz” diyerek eleştirilere cevap vermişti.

Siyasetçiler yaptıkları, yapmadıklarıyla hatta bazen sessiz kalışlarıyla da eleştirilebilir. Siyasetçilerin attığı her adımın farklı kesimler tarafından kendi pencerelerinden yorumlanması siyasetin doğasında var. Siyasi bir figürseniz bazen taktir edileceksiniz bazen de eleştirileceksiniz. Bunları kabullenmeleri lazım. Binlerce insanın oyunu alan kişilerin aynı anda binlerce insanı memnun etmesi mümkün değil. Öyle günler oluyor ki bir kişinin “bunu nasıl yaptı” diye tepki verdiği şeye başka biri “iyi ki yaptı” diyebiliyor. Önemli olan yaptıklarımızın bilincinde olmak, sonuçlarını kabullenebilmek ve arkasında durabilmek diye düşünüyorum.

Bugünlerde konu Ayşe Ünlüce üzerinden tartışıldığı için daha çok Ünlüce üzerinden değerlendirme yapacağım. Eskişehir’de Ünlüce’nin kendi partilileri hatta beraber siyaset yaptığı insanlar bile Ünlüce’yi tam olarak anlamıyor ve tanımıyor gibi. Ya da insanoğlunun genel alışkanlığıdır, karşımızdakini bazen kendi kalıplarımıza sıkıştırmak isteriz ya, bu da onun gibi bir şey sanki.

Ayşe Ünlüce ne zaman kendisiyle çok zıt yerde duran birine yüksek sesle tepki verdi? Örneğin YENİ Parti’ye katıldıktan sonra siyasi bir demeci oldu mu? Ne kendi partisinden birileriyle ne de farklı partiden rakipleriyle kavgaya tutuştu mu? Ayşe Ünlüce, seçildiği gün “Herkesin belediye başkanı olacağım” dedi ve rozetini çıkardı. Bunu da eleştirenler oldu. Beğeniriz ya da beğenmeyiz ama Ayşe Ünlüce böyle birisi. İnsanlarla siyasi değil insani bir yerden ilişki kurmaya çalışıyor. Kendisine böyle bir yol çizmiş gibi duruyor. Bunu danışman stratejisi olarak okumak yerine, tam da ifade ettiği gibi onun "yoğurt yiyişi" ve kendi siyasi karakteri olarak kabul etmek gerekiyor. Yani özetle bu sakin siyaset tarzı, Ayşe Ünlüce’nin kendi tercihi olamaz mı? Bu da Ayşe Ünlüce’nin yoğurt yiyişi olamaz mı?