Dilimizde bir zamanlar Guş kelimesi vardı.

-Guş eyledi, denirdi…

Kulakla ilgilidir. İşitmek, dinlemek anlamında…

Bugünün Türkçesiyle “kulak vermek” diyebiliriz.

Divan edebiyatı şiirlerinde de kullanılırdı.

-Gûş-i cân…

Yani can kulağı ile dinlemek. Türkçemizde “G” sesi ile “K” sesi kimi bölgelerde yer değiştirir. Kuş yerine çoğu zaman “Guş” denilmesi de bundandır.

Bu girişi yaptıktan sonra konuyu Eskişehir’in ve Eskişehirlilerin ihtiyacına getirmek istiyorum.

Eskişehir’in ihtiyacı birbirimizi dinlemek! Sanırım bu dinleme konusunda pek mahir değiliz! Belki de en önemlisi, birbirinden farklı düşünen insanların sözüne hiç önem vermiyoruz.

Şehirler yollarla, binalarda, fabrikalarda büyümüyor. Dinleyerek büyüyor.

Yöneticiler halkı dinlerse, siyasetçi eleştiriyi dikkate alır, bundan ders çıkartırsa emin olun Eskişehir çok daha başka bir noktaya gider.

Eskişehir’de çok konuşuyoruz ama az dinliyoruz.

Daha az gürültü, daha çok gûş!

Can kulağıyla dinlemek, gerekiyor.

Kulak vermediğimiz her sorun, bir süre sonra daha yüksek sesle karşımıza çıkıyor.

Kısacası Eskişehir’in en büyük sorunu konuşulmaması değil, çok konuşulup az dinlenmesidir!

DUYMAK YETMEZ!

İnsan bazen dinler, fakat duymaz.

Duyar, anlamaz.

Anlar, önemsemez.

Önemser işine gelmez!

Dile getirilen sorun, bir eleştiri, bir akademisyenin uyarısı, öğrencinin, esnafın, emeklinin anlattığı sıkıntı, siyasetçinin getirdiği farklı bir öneri…

Tüm bunları duyduktan sonra ne yapıyoruz?

Ciddiye alıp üzerinde düşünüyor muyuz, yoksa dinledikten sonra görevi tamamlamış mı oluyoruz.

Oysa hepsi şehrin ortak aklına bırakılmış notlardır! Alıp okursunuz ya da çöpe atarsınız!

Hiçbir insan şehrin, ülkenin hatta bir köyün doğrularını tek başına bilemez! Hiçbir makam hiçbir güç bütün soruların cevabını içinde taşıyamaz. Hiçbir kurum, dışarıdan gelen eleştiriye kapısını kapatarak büyüyemez.

Şehirde farklı akıllar kesişir. İster ortak akıl deyin isterseniz başka bir şey! Adı her neyse kıymetini bilmek gerekir.

Eskişehir’in ihtiyacı olan belki de daha fazla proje, daha fazla toplantı, daha fazla söz değil! Daha fazla dinlemek!

Bir şehrin geleceği, yapacağı atılım, kimi zaman kulağımıza gelen bir cümlenin içinde saklı olabilir!