“İsimler gelir geçer, arma kalır”
Eskişehirspor’da son dönemde yaratılan ortam, bir kez daha şehrin enerjisini yanlış yere yönlendirdi. Kamuoyu günlerdir isimleri konuştu. Kim gelecek, kim gidecek, kim aday olacak, kim olmayacak...
Oysa gözden kaçırılan çok daha büyük bir gerçek var.
Eskişehirspor’un bugün karşı karşıya olduğu sorun, bir başkanlık ya da yönetim değişikliği meselesi değil. Sorun, yıllardır biriken ve artık ertelenemez hale gelen yapısal kriz...
Bu nedenle tartışılması gereken konu zaten kişiler değil, artık kulübün geleceğidir.
Çünkü Eskişehirspor’un önündeki en büyük tehdit, perde arkasında ki yapılanmalar değil; zamanın hızla daralıyor olmasıdır.
***
Gördük ki, bazı çevreler geçmişi hiçe saysa da Eskişehirspor taraftarının balık hafızalı değil!
Yıllar geçse de kulübün Süper Lig’den düşüş sürecinde yapılan hatalar, ardından gelen mali krizler, transfer yasakları ve ağır borç yükü unutulmadı...
Mesut Hoşcan ve Halil Ünal dönemleriyle ilgili eleştirilerin temelinde de bu gerçek yatmakta…
Taraftarın tepkisi kişisel değil...
Tepkinin temelinde, Eskişehirspor’u bugünlere taşıyan zihniyete duyulan güvensizlik var…
Kulübün yıllardır sırtında taşıdığı borç yükü, FIFA dosyaları, transfer yasakları ve çözülemeyen mali problemler gökten düşmedi.
Bugün yaşananların önemli bir bölümü geçmişte alınan kararların sonucu.
Bu nedenle kamuoyunun hafızasını yok sayarak yeni bir hikaye yazmaya çalışmanın bu şehirde karşılığının olmadığını da gördük.
***
Ancak burada bir başka gerçeğin de altını çizmek gerekiyor.
Eskişehirspor’un geleceği yalnızca geçmişe bakılarak ve artık kişiler üzerinden eleştiriler yapılarak inşa edilemez.
Geçmiş hataları konuşmaktan çok, yarına dair çözüm üretmek zorunluluk.
Son günlerde yaşanan yönetim tartışmaları sırasında ortaya çıkan tablo dikkat çekici.
Kulübü yönetmeye talip olduğu konuşulan çevreler için resmi sorumluluk alma zamanı geldiğinde sessizlik hakim oldu.
Bu durum ister istemez şu soruyu gündeme getirdi…
Eskişehirspor’a talip olmak ile Eskişehirspor’un tüm mali ve hukuki yükünü omuzlamak aynı şey midir?
Bugün kulübün ihtiyacı olan şey söylemler değil, somut projelerdir.
Şu saatten sonra mevcut yönetim de dahil kim olursa olsun hepsi için geçerli sorular şunladır:
Yeni sezon için bir yandan kadro yapılanmasına giderken, diğer yandan borcu nasıl kapatacaksınız?
Transfer yasağını nasıl kaldıracaksınız?
Kaynakları nasıl oluşturacaksınız?
Profesyonel yapıya geçişi nasıl sağlayacaksınız?
Masalımsı gerçekler bir kenara, artık cevap bekleyen ciddi sorular bunlardır.
***
Çünkü Eskişehirspor’un önünde çok kritik bir süreç bulunuyor.
Birçok taraftar yeni sezona yalnızca şampiyonluk penceresinden bakıyor. Oysa kulübün önündeki asıl sınav bir sonraki sezonlarda başlayacak.
2026-2027 sezonu yalnızca sportif bir mücadele yılı değil, aynı zamanda geleceğin hazırlık dönemi olmak zorunda.
Kulübün transfer yasağını kaldırması, mali yapıyı düzeltmesi ve profesyonel futbol düzenine dönüş için gerekli adımları atması gerekiyor.
Aksi halde bugün konuşulan tüm hedefler anlamını yitirebilir.
***
Eskişehirspor’un önündeki en kritik başlık ise 2027-2028 sezonundan itibaren statünün değişecek olmasıyla profesyonel yapıya dönüş zorunluluğu...
Transfer yasağı devam ettiği sürece kulübün geleceği ciddi risk altında...
Borçların yapılandırılması, ulusal ve uluslararası dosyaların çözüme kavuşturulması ve sürdürülebilir bir mali model oluşturulması artık ertelenebilecek konular değil...
Bugün alınmayan kararlar, yarın çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle kulübün gündemi isimler değil, çözüm planları olmalıdır.
***
Eskişehirspor yıllardır borçlarla, yasaklarla, kaybedilen yıllar kadar, en büyük mücadelesini kendi içinde veriyor.
Çünkü bazen bir kulübü rakipleri değil, bitmeyen hesaplar yorar.
Bazen düşüşü sonuçlar değil, egolar hızlandırır.
Bazen sessiz kalanlar, konuşanlardan daha fazla iz bırakır.
Ve bazen bir şehri ayağa kaldıracak olan şey sadece para değil, niyettir.
***
Şimdi gözler yalnızca yönetime değil, şehrin tüm dinamiklerine çevrilmiş durumda.
İş dünyası...
Siyasiler...
Yerel yönetimler...
Sivil toplum kuruluşları...
Ve elbette taraftarlar...
Bugüne kadar Eskişehirspor için destek sözü veren herkesin samimiyet sınavı şimdi başlıyor.
Çünkü gerçek destek, yalnızca istenilen isimler görevdeyken ortaya çıkıyorsa bunun adı kulübe sahip çıkmak değildir.
Gerçek destek, armaya duyulan bağlılıkla ölçülür.
Bugün görevde kim olursa olsun Eskişehirspor'un yanında durabilmektir.
Asıl birliktelik de budur.
Bir kişinin etrafında toplanmak değil, ortak hedefte buluşabilmektir.
***
Zaman daralıyor.
Borçlar beklemiyor.
Transfer yasağı kendiliğinden kalkmıyor.
Sorunlar görmezden gelinerek ortadan kaybolmuyor.
Bu nedenle şehir artık kişileri değil projeleri tartışmalı...
Koltukları değil çözümleri konuşmalı...
Çünkü başkanlar değişir...
Yönetimler değişir...
İsimler gelir ve gider...
Ama kaybedilmesi halinde geri getirilemeyecek olan tek şey Eskişehirspor'un geleceğidir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Bu kulüp yalnızca bir futbol takımı değildir.
Bu şehrin hafızasıdır.
Bu şehrin ortak vicdanıdır.
Korunması gereken de tam olarak budur.
***
Bu yüzden Eskişehirspor’un önünde duran mesele başkanlık meselesi değildir.
Bir tercih meselesi de değildir.
Bu, bir samimiyet meselesidir.
Çünkü zor günlerde herkes Eskişehirsporlu olduğunu söyler.
Ama gerçek aidiyet, kulübün en fazla ihtiyaç duyduğu anda ortaya çıkar.
***
Şimdi herkes aynı soruyla baş başa…
Gerçekten Eskişehirspor mu kazanmalı?
Yoksa birileri haklı çıkmalı mı?
İşte bütün mesele burada düğümleniyor.
Çünkü haklı çıkmaya çalışanların çok olduğu yerde, çoğu zaman kulüpler kaybeder.
Ama fedakarlık yapanların çoğaldığı yerde şehirler kazanır.
***
Önümüzdeki günler birçok gerçeği ortaya çıkaracak.
Kimlerin armanın yanında olduğu...
Kimlerin yalnızca kendi hesabını yaptığı...
Kimlerin desteğinin şahıslara, kimlerin desteğinin Eskişehirspor’a olduğu...
Birer birer görülecek.
Çünkü sis dağılır.
Kalabalıklar çekilir.
Alkışlar susar.
Ve geriye sadece yapılanlar kalır.
***
Bir söz vardır:
“Fırtına geldiğinde ağacın boyu değil, kökü konuşur”
Eskişehirspor bugün tam da böyle bir fırtınanın içindedir.
Şimdi herkesin kökü ortaya çıkacak.
Kimin bu kulübe gönülden bağlı olduğu...
Kimin sadece gölgesinde durduğu...
Kimin arma için mücadele ettiği...
Kimin sadece şartlar uygunken yanında olduğu...
Hepsi görülecek.
Ve gün geldiğinde ne başkanlar konuşulacak...
Ne yöneticiler...
Ne de bugün manşetlere taşınan isimler...
Bu şehrin hafızasında yalnızca tek soru kalacak…
“Eskişehirspor en zor günlerinden geçerken sen neredeydin?”
İşte bazı soruların cevabı yıllar sonra bile değişmez.
Ve bazı suskunluklar, söylenmiş en ağır sözlerden daha fazla şey anlatır.
