Bir masada oturuyoruz.

Masadakilerden biri kırk yıllık CHP’li. Şimdi çiçeği burnunda bir YENİ Partili.

Konu dönüp dolaşıp kongrelere geliyor.

Seçim nasıl olacak? Üyeler mi belirleyecek, delegeler mi? Delegeler belirleyecekse delegeleri kim belirleyecek? Kaç delege seçilecek? Kaç sandık kurulacak? Önseçim denilen şey gerçekten önseçim mi, yoksa bir eğilim yoklaması mı? Sonucu kongreyi bağlayacak mı? Ve bütün bunlar neden bu kadar kısa bir takvime sıkıştırıldı?

Sorular çoğalıyor.

Ne bende cevap var ne Soner’de.

Bereket, meslektaşlarımız aynı soruları Kazım Kurt ile İbrahim Arslan’a yöneltiyor. Cevaplar geliyor ama ne yazık ki masadaki soruların cevabı gelmiyor.

“Üye belirleyecek.”

Tamam.

“Delege ağalığı sona erecek.”

Ona da tamam.

Fakat nasıl?

Tam burada masa oturanlardan biri, meselenin belki de en iyi tarifini yapıyor:

“YENİ Parti’de demokratik hakları kullanma kılavuzu lazım.”

Gerçekten lazım. Çünkü Türkiye’de siyasi parti üyesinin alışık olduğu bir düzen var. İyi olduğundan değil, alışıldığından. Mahalle delegesi seçilir, ilçe kongresi yapılır, il delegeleri çıkar, il kongresinden kurultay delegeleri gider. Sonra çarşaf liste mi blok liste mi diye kavga edilir.

Bu kavgalar da yeni değil.

İsimler değişti, salonlar değişti, delegeler değişti; soru pek değişmedi:

Parti içi demokraside irade kimin?

Üyenin mi?

Delegenin mi?

Genel merkezin mi?

Başkan adayının mı?

***

YENİ Parti şimdi bu eski soruya yeni bir cevap verdiğini söylüyor: Üyenin.

İtiraz edilecek bir tarafı yok. Hatta kulağa gayet hoş geliyor.

Mesele şu ki demokrasi yalnızca “üye belirleyecek” demekle işlemiyor. Demokrasinin biraz sıkıcı bir tarafı var. Usul ister, takvim ister, sandık ister, seçmen listesi ister, itiraz süresi ister… Kimin kimi, hangi aşamada ve hangi hukuki sonuçla seçtiğinin önceden bilinmesini ister.

Kısacası demokrasi biraz da prosedürdür.

YENİ Parti’nin önündeki en yakın mesele bu.

Parti, klasik delege düzeninin yanına üyelerin doğrudan katılacağı bir seçim mekanizması koyuyor. Fakat üyeler ilçe başkanını belirleyecekse delegeler neyi belirleyecek? Üyenin tercih ettiği aday kongrede hukuken nasıl başkan olacak? Eğilim yoklamasıyla delege iradesi farklılaşırsa hangisi esas alınacak? Delegelerin sayısı ve dağılımı nasıl hesaplanacak?

Bunlar teknik ayrıntılar gibi görünebilir.

Değil…

Parti içi demokrasi dediğimiz şey zaten biraz bu teknik ayrıntıların toplamı.

Türkiye’de geçmişte yaşanan blok liste-çarşaf liste kavgalarının önemli bir kısmı da buradan çıktı. Herkes demokrasi istiyordu fakat demokrasinin hangi usulle kullanılacağı konusunda anlaşamıyordu.

YENİ Parti’nin durumu biraz daha ilginç…

Bir bakıma eve yeni bir teknolojik alet alınmış gibi.

Kutunun üzerinde vaatler gayet güzel:

Üye söz sahibi olacak.

Delege ağalığı bitecek.

Tabanın iradesi yönetime yansıyacak.

Peki nasıl çalışıyor?

İşte onu henüz tam bilmiyoruz.

Masadaki ismin “kullanma kılavuzu” benzetmesini bu nedenle sevdim.

Çünkü yeni bir mekanizma kuruyorsanız, insanlara yalnızca onun ne kadar demokratik olduğunu anlatmanız yetmez. Hangi düğmenin ne işe yaradığını da göstermeniz gerekir.

Hele düğmeye basacak olan binlerce parti üyesiyse...

O kılavuzun sandık kurulmadan önce ortaya çıkması gerekiyor.

Yoksa alet kötü olduğundan değil, nasıl çalıştığını kimse tam olarak bilmediğinden bozulabilir. Herkes kafasına göre bir düğmeye basmaya görsün…