10.08.2018 11:46:09 572 Okunma

Eskişehirlinin hassasiyeti-zafiyeti…

AK Parti, her şehrin 2023 hedeflerini ve vizyon planlarını ortaya koymayı hedefleyen “Şehrim 2023” isimli bir proje başlatmış.


 


Bu iş için bir otobüs tahsis edilmiş.


 


Otobüs her şehre gidiyor ve 2-3 gün o şehirde şehre yönelik görüş ve önerilerin alındığı anket çalışmaları yapıyor.


 


AK parti bu proje ile yerel seçim öncesinde tüm illerin bir anlamda röntgenini çekiyor.


 


Hazırlanan raporlar, şehrin ihtiyaçlarından tutun da şehirlerdeki memnuniyete hatta partinin aday belirlemesine ışık tutacak kadar, AK parti elinde kapsamlı bir veri bankasının bulunmasını sağlıyor…


 


xxx


 


Her neyse…


 


Proje AK parti’ye faydalı olur-olmaz bilemiyoruz.


 


Zaten işin bu kısmı da bizi zerre kadar ilgilendirmiyor ve asıl yazı konumuz bu değil zaten…


 


Sözünü ettiğimiz Otobüs geçtiğimiz günlerde Eskişehir’e geldi.


 


3 gün boyunca Eskişehir’de insanlarla görüşüp, anketler yaptı.


 


Proje görevlisi ve şehir plancısı bir bayan randevu isteyerek geldi ve gazetede görüştük.


 


 Önce Eskişehir’i ardından Eskişehirlileri sordu…


 


Eskişehir’i anlatmak kolay…


 


Anlattık şehri kendimizce…


 


Eskişehirlileri anlatmaya sıra geldiğinde ise kısaca “Hassasiyetleri ve zafiyetleri olan” diye bir tanımda bulunarak geçiştirmeye çalıştık.


 


xxx


 


Baktık gelen hanım kız bu tanımların açılımlarını istiyor ısrarla…


 


Başladık anlatmaya…


 


-“Bu şehirde yaşayanların hassasiyeti doğrudan sosyal ve kültürel yaşamlarıyla alakalı… Bu rahat, müdahaleden ve sınırlandırmadan uzak, mahalle baskısının hissedilir derecede olmadığı sosyal yaşamı adeta  bir kazanım olarak görüyorlar. Kaybetme korkusu yaşıyorlar. Bu kazanımı tehlikeye düşüreceklerine inandıkları her düşüncenin de karşısında yer alıyorlar”


 


Bu söylediğimizi yeterli bulmuş olacak ki, “Ya zafiyetleri?” diye sorunca, “hadi onu da anlatalım” diyerek açtık ağzımızı…


 


-“Eskişehirli örneğin:


 


-Hava atmayı sever ama hava atanı oldum olası sevmez.
-Zenginliği ile övünmeyi sever ama zenginliği ile övüneni hiç haz etmez.
-Eleştirilmekten nefret eder ama eleştirmekten bir türlü vazgeçmez.
-Dedikodu yapanı sevmez örneğin, ama her ortamda dedikodu yapmak hoşuna gider.
-Gerçeklerin yüzüne söylenilmesini ister ama kimsenin yüzüne bir şey söyleyemez.
-Kendi işiyle ilgili olur olmaz konuşulmasından nefret eder ama başkasının işiyle ilgili olur olmaz konuşmaya bayılır.
-Gece herhangi bir mekânda sanatçıya şampanya patlatmaktan acayip keyif alır ama bunu yapan başkaları için pek de iyi şeyler düşünmez.
-Yeni aldığı arabasının her yerde konuşulmasını ister ama başkasının aldığı arabanın konuşulmasına tahammül bile edemez.
-Aile yaşantısı ile ilgili çıkan söylentileri Allaha havale eder ama başkasının aile hayatı ile ilgili söylentilerin dibine vurur.
-İstanbul’da aldığı evin her ortamda konuşulmasından keyif duyar ama başkasının aldığı ev konuşulurken burun kıvırır.
-Gittiği tatilin kulaktan kulağa yayılmasını ister ama başkasının yaptığı tatili bilmiyormuş gibi davranır.


 


Kısacası: kendisi için hak gördüğü ne kadar davranış varsa, aynı davranış ve düşünceleri başkası için mubah gören bir hastalığa yakalanmıştır Eskişehirli. Empati yoksunluğundan kurtulamadığı için de bu hastalığı bir türlü iyileşmez.”


 


Sözlerimizi bitirdikten sonra AK parti “şehrim 2023” proje görevlisi genç kızımız, not aldığı ajandasını kapatıp “Vallahi ne diyeyim? Bu anlattığınız özelliklerin olduğu başka bir ilde hiç bulunmadım. Bakalım bu anlattıklarınızı rapora nasıl aktarabileceğim?” diyerek ve teşekkür diyerek ayrıldı.


 


O giderken benim merak ettiğim ise, AK parti’nin, bu şehirde yaşayanların sahip olduğu hassasiyet ve zafiyet karşısında, Eskişehir’de nasıl bir seçim stratejisini hayata geçireceğiydi.


 


 


 


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


 


 


Değişim istemeyen Eskişehir…


 


 


 


Birileri…


 


Cumhuriyet Halk Partisi’nde, seçimli olağanüstü kurultay için imza verenler ve vermeyen delegeleri ayrı ayrı sıralamış.


 


İmza veren ve vermeyen kurultay delegelerinin şehirlerini çıkartmış tek tek.


 


Sonra da açmış önüne Türkiye haritasını ve kurultay için imza verenler ile vermeyenleri tek tem şehirlerine yazmış.


 


Bunun üzerine “CHP’de değişim isteyen ve istemeyenlerin haritası” diye bir tablo çıkartmış ortaya…


 


Yapılan haritaya baktığınızda, Cumhuriyet halk Partisi’nde Eskişehir’in “Değişim istemeyen iller” arasında olduğu açıkça görülüyor…


 


Dedik ya…


 


Birileri üşenmemiş tek tek çıkartmış…


 


 


 


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


 


 


Siyasi mühendislik çabası…


 


 


 


Odunpazarı Belediyesi çalışanına yönelik bir iddia ve bu iddiaya karşı yapılmış bir açıklama kamuoyu gündemine taşındı.


 


Gazete olarak ne iddiaya yer verdik ne de bu iddiaya karşı yapılan açıklamaya.


 


Konuya ilişkin, konunun tarafı gözüken üçüncü kişi ve kuruluşlardan gelen açıklamalara da kapattık gazetemiz sayfalarını.


 


Zira…


 


12-13 yıl öncesine ait bir olayın bugüne taşınmış olmasını anlamsız bulduk.


 


Ancak…


 


Kamuoyuna taşınan bu mesele ile ilgili Odunpazarı belediyesi çevresindeki bir binaya asılan bir pankartı görünce, yazma gereği duyduk…


 


Çünkü…


 


O pankartın asılması bizi, iddiaların doğruluğundan uzaklaştırıp, siyasi bir mühendislik çabasına yaklaştırdı…


 


***


 


BİRAZ DA GÜLMEK LAZIM


 


Dul bir kadın, çocuğunu sanat öğrenmesi için bir bakırcıya çırak verir. Ancak, çocuk ertesi gün işe gelmeyince, ustası meraklanır ve evine niçin gelmediğini sormaya gider. Kadın, ustayı kapıda karşılar ve oğlunun işe niye gelmediğini anlatır:
—Çocuğum işi öğrenmiş, onun için gelmiyor der ve sürdürür:
— Bakırcılığı öğrenmiş... Demiri ateşe goyirmişsiniz, olirmiş ıssı, üstüne çekiçle vurirmişsiniz olirmiş yassı... kenarlarını kerpetenle vırırmişsiniz, olirmiş tepsi...
Bakırcı ustası, şaşkın şaşkın başını sallar:
- Vah canına yandığımın veledi!! Bakırcılığı bir günde hem kendi öğrenmiş, hemde anasına öğretmiş...