1-Murat TAŞKIN (BİZDEN SÖYLEMESİ)

1-Murat TAŞKIN (BİZDEN SÖYLEMESİ)

Umarız haklı çıkarız. Umarız Eskişehir halkı da haklı çıkartır

önceki gün “Sevindirici rakamlar”  manşetiyle çıktı gazetemiz.
Zira...
Koronavirüs rakamları Eskişehir'de umut vericibir seviyeye gelmişti.
Vaka ve hasta sayılarında düşüşün yanı sıra, iyileşen hasta sayısında artış ve günlük vaka sayısının 1200'lerden 248'lere inmesi ister istemez bizde iyimser bir duygu yarattı.
Bu nedenle, iyi yöndeki bu önemli gelişmeyi  paylaşmak istedik Eskişehir halkıyla...
Doğrusunu söylemek gerekirse; Eskişehir'deki koronavirüs rakamlarının iyi yönde seyri ile ilgili haberi manşetten verirken “Acaba bu rakamları paylaşmak insanlarda bir gevşemeye neden olur mu? Kaş yapalım derken göz çıkmasına neden olur muyuz?” diye de düşünmedik değil hani.
öyle ya...
Rakamların iyi yönde seyrettiğine ilişkin haber kamuoyunda “salgın bitiyor” diye algılanabilir ve bu da tedbirlerin ihmal edilmesine neden olabilirdi.
Böylece, eskisinden daha kötü rakamların ortaya çıkmasına istemeden de olsa nedeni olabilirdik.
Fakat; tedbirlere sıkı sıkı uyarak rakamları aşağıya çekebilen Eskişehir halkının, iyimser rakamlara bakıp da gevşemeyecek bilince de sahip olduğunu düşünüp, söz konusu haberi  paylaşmaya karar verdik.
Umarız haklı çıkarız.
Umarız, bu iyimser rakamlara rağmen tedbirleri gevşetmeyen ve mücadelesini sürdüren  Eskişehir halkı da bizi haklı çıkartır.


.....


Doktorlar bir de bununla uğraşıyormuş iyi mi?


Geçtiğimiz günlerde bir dosttan duyduk…
Doktorlar bir yandan salgınla uğraşıp, bir yandan da saldırılara maruz kalıyor ya…
İşte bunlar yetmezmiş gibi bir de hastaların internet kaynaklı inadı ile uğraşmaya başlamış.
Mesele şu;
Eskiden doktor hastasını muayene edip, uygulayacağı tedaviyi ve şeklini anlatınca, bazı hastalar; “siz öyle diyorsunuz ama diğer doktor başka türlü tedavi öneriyor.” diye karşı çıkarmış.
Yani…
-“Ben diğer doktora da gittim. O senin söylediğini söylemedi.” diyerek, bir anlamda doktora “Emin misin? Bak diğer doktor aynı şeyi söylemiyor” diye kendince test etmeye falan kalkarmış.
Son birkaç yıldır, bahsettiğimiz hasta davranışının yerini internet kaynaklı bilgiye dayalı inat almaya başlamış.
Şöyle ki;
Doktor muayene ettiği hastasına uygulayacağı tedavi yöntemini anlattığında,  bazı hastalar anında reaksiyon gösterip; “Siz öyle diyorsunuz ama ben internetten baktım, durum hiç de sizin söyledikleriniz gibi değil. Siz böyle bir tedavi uygulayacağınızı söylüyorsunuz ama internette tam tersi bir tedavi öneriyor” diye karşı çıkıyormuş…
üstelik bu alışkanlık haline gelmeye başlamış.
Sonuç olarak iş;  internet üzerindeki yarım yamalak hastalık ve tedaviye ilişkin bilgiler, bazı hastaların nazarında, doktorun tecrübe ve bilgisinden daha inandırıcı olmaya başlamış.
Bu elbette sıkıntılı bir durum…
İşte! Doktorlar uğraştıkları bin bir dert yetmiyormuş gibi şimdi bir de bu dertle uğraşıyor, hastasına “madem internette doğrusu yazıyor bana niye geldin? Orada ne yazıyorsa yapıp, kendi kendini tedavi etseydin!” diyemediği için de, oturup meseleyi her bir hastaya  uzun uzun anlatmak durumunda kalıyormuş…
Ne diyelim?
Hepsine sabır diliyoruz…


.....


çıplak gerçeği kimse görmek istemez.


19 yüzyıl efsanesine göre gerçek ve yalan bir gün buluşurlar. Yalan doğru söyler ve
" bugün hava çok güzel” der.
Gerçek onun etrafına bakar ve gözlerini gökyüzüne kaldırır. Gün gerçekten çok güzeldir.Bir kuyunun önüne gelene kadar birlikte çok zaman geçirirler Yalan doğru söyler.
" su çok güzel, birlikte banyo yapalım!"
Gerçek şu ki, bir kez daha şüpheci bir şekilde suya dokunur,su gerçekten çok güzeldir. Soyunur ve yüzmeye başlarlar.
Yalan bir anda sudan çıkar, gerçeğin kıyafetlerini giyerek kaçar kayıplara karışır. Kızgın gerçek kuyudan çıkar yalanı bulmak ve kıyafetlerini geri almak için her yere gider. Dünyada çıplak gerçeği görenler onu hor görmekte ve öfkeyle bakmaktadır.
Zavallı gerçek kuyuya geri döner ve sonsuza dek ortadan kaybolur.
O zamandan beri yalan, dünyanın her yerinde gerçek gibi giyinmiş ve içimizde yaşamaktadır. Dünya ise hiçbir şekilde çıplak gerçeği görmek istememektedir.


......


Bu olaya bizzat şahit olduk…


Genç bir kız kırım Caddesi üzerindeki kaldırımda bekliyor.
Maske takmamış.
O sırada orta yaşlı bir adam genç kızın karşısına dikilip; “Niçin maske takmıyorsun?” diye çıkışıyor.
Adam söylene söylene gidiyor, bu kez aynı kaldırımda yürüyen bir kadın görüyor genç kızı;
-“Yavrum senin masken yok mu? Niçin maske takmıyorsun?” diye soruyor…
Ardından yine orta yaşlı bir adamcağız bu kez nazik bir şekilde “Kızım niye maske takmadan dışarıya çıktın? Bak ortalık kırılıyor. Kendi sağlığını da bizlerin sağlığını da tehlikeye atıyorsun” diyor.
Genç kız her defasında, arkasındaki apartmanda oturduğunu. Bir arkadaşının arabayla gelip kendisini buradan alacağını. O yüzden beklediğini söylemek zorunda kalıyor.
Aslına bakansanız her sorguya çekildiğinde de “Niçin maske takıp çıkmadım ki?” pişmanlığı içinde olduğu her halinden belli oluyor.
Sonunda beklediği araç geliyor, o da binip gidiyor…
Bu olaya bizzat şahit olduk…
Maske takmayanlara vatandaşın göstermiş olduğu maske takmama tepkisi ise o kadar hoşumuza gitti ki sormayın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1-Murat TAŞKIN (BİZDEN SÖYLEMESİ) Arşivi