2 Temmuz 2020 Perşembe 926 Okunma

Toplanıp gitseydiniz ya!

Erol Ayyıldız son çıkan kararname ile Eskişehir valiliğine atandı.
Gelenek olduğu üzere, göreve başlayan yeni Vali Erol Ayyıldız’a “Hoş geldin” ve “Hayırlı olsun” ziyaretleri başladı.
CHP’li bir okurumuzun söz konusu ziyaretlerle ilgili dikkatini çeken bir husus olmuş.
Şöyle diyor;
-“Önce CHP’li üç belediye Başkanı ziyaret etti Vali Ayyıldız’ı…
Hemen ertesi günü, CHP milletvekilleri Jale Nur Süllü ve Utku Çakırözer ziyaret ettiler.
Dün de sosyal medyadan gördüm. Parti Meclisi üyesi ile İl ve Odunpazarı ilçe başkanları, yanlarına yöneticilerden de birkaç kişi alarak Vali’ye ziyarette bulunmuşlar.
Aynı Partinin şehirdeki seçilmişleri, üçe ayrılıp, üç farklı günde, üç farklı grup halinde ziyaret yapıyorlar. Şu işi toplanıp bir defada yapsalar olmaz mıydı? Eminim, ziyareti kabul eden vali de şaşırmıştır bu işe. “Bu şehirde kaç tane CHP var?” Diye düşünmüştür kendi kendine”
Söylediklerini dinleyince “Valla haklısın” dedik…
Dahası…
Toplu yapılacak olan bir ziyaretin “bu şehirde güçlü ve birlik içinde bir CHP var” algısını yaratma adına önemli bir fırsat bile olabileceğini söyledik.
Hatta…
-“Şimdi ayrı ayrı yapılan bu ziyaretleri gören de CHP’nin içinde müthiş bir kavga var zannedecek” diye espri bile yaptık!


 


.....


 


Her defasında aklımıza gelir…


 


Önceki valilerimizden Kadir Çalışıcı anlatmıştı kulakları çınlasın...
-"Bir gece telefonum çaldı. Arayan kişi yeni valiler kararnamesinde ismimin olduğunu söyledi. ’Hangi şehir?" Diye sorduğumda ise ’Ya Trabzon ya da Eskişehir olacak. Hangisine vali olacağın sabaha netleşir’ dedi.
Evde ailemle oturuyorduk haberi aldığımızda. Eskişehir’i yakından biliyordum. Çocuklara ’Şu Trabzon’a bir bakalım’ dedim. İnternete girip baktığımızda, merkezinde bir tane döner kavşağın olduğu, adı büyük ama kendi küçük bir şehirle karşılaştık. Trabzon ismini ilk duyduğumda nedendir bilinmez büyük bir şehir canlanmıştı gözümde. Peki neden böyle bir algıya kapılmıştım? Sonradan çözdüm meseleyi tabii. Şehir küçüktü ama takımı birinci ligdeydi. Birinci ligdeki takımı, şehri de otomatikman birinci lige taşımış, kenti de olduğundan daha büyük bir konuma yükseltmişti. Hani ’Şehrin takımı başarılı olmuş olmamış çok mu önemli?" diyorlar ya hani. Ne kadar önemli olduğunu o zaman bizzat anladım"
Bunu anlattıktan sonra, sabah olduğunda görev yerinin  Eskişehir olduğunu öğrendiğini ve "İyi ki Trabzon olmadı" demiş Kadir Çalışıcı.
"Hem takımı hem de kendisi büyük bir şehre gidiyorum" diye düşünmüş.
Eskişehirspor süper ligden düştüğünde de, 1 nci ligden düştüğünde de aklıma hep Kadir Çalışıcı’nın anlattığı yukarıda aktardığımız olay gelir.
Takımla birlikte şehrin de düştüğünü düşünmüştük süper lige veda ettiğimizde.
1’nci ligden düşmemiz kesinleşince yine aynı duygu kapladı içimizi.


 


....


 


Hepsini aynı uçakta toplayasım var!


 


Uçakta, yanındaki hoş bayanla sohbet etmeye başlıyor adam.
Kadın model olduğunu söylüyor.
Adam ise klasik müzik eleştirmeni olduğunu…
Kadın “Benim eski kocam da klasik müzikle uğraşırdı. Çok önemli bir sınavı geçemedi. Müziği bırakmak zorunda kaldı. Hep haksızlığa uğradığını söylerdi” deyince adam “Acaba tanıyor muyum?” düşüncesiyle ismini soruyor…
Kadın eski kocasının ismini söylediğinde adam hayretle:
-“Nasıl unuturum bu ismi. Son derece kötü bir müzisyendi. Sınavına ben girdim.” diyor.

***
Derken, arka koltukta oturan orta yaşlı bir bayan:
-“Afedersiniz. İstemeden kulak misafiri oldum konuşmalarınıza. Aynı kişiden bahsediyorsunuz ve ben de o ismi çok iyi tanıyorum. O’nun hocasıydım. Son derece başarısız bir öğrenciydi ve benim burnumdan getirdi. Hiç sevmedim kendisini.” Diye sohbete katılıyor.
Adam, genç kadına "Hala birlikte misin?" diye soruyor.
Model olan kadın "Hayır" diyor."Ayrıldık. Kendisini bir pilotla aldattığımı öğrenince, terk etti beni" cevabını veriyor.

***

-"Bahsettiğiniz isimi çok iyi tanıyorum. Zira o kişi bu uçağın kabin amiridir. Uçak havalanınca pilot kabinine elinde kahvelerle girdi. Kapıyı da arkadan kilitlemiş. Pilotlardan haber alamıyoruz. Galiba kahvelerde uyutan bir madde vardı." Diye feryat ederken, bir anda arka koltukta oturan bir başka adam, kendisinin sözü edilen kişinin psikologu olduğunu, bir başkası, arkadaşı, bir başkası da patronu olduğunu söylüyor.

***

Uçağın içindeki yolcuların tümü, bir şekilde adamı tanıyor.
Üstelik hiç biri uçak biletini kendisi almamış.
Bir şekilde, hepsine aynı kişi tarafından ve değişik kanallar vasıtasıyla uçak biletleri gönderilmiş ve hepsi aynı uçakta bir şekilde özellikle toplanmış.

***

Olay  ortaya çıkarken, bir anda uçak sarsılmaya ve düşmeye başlıyor.
O sırada, adamın Psikoloğu, kilitli pilot kabininin kapısını yumruklayıp, bir yandan da "Ne olur bize bunu yapma. Aslında senin yaşadıklarının tek sorumlusu annen ve baban. Onların baskısı sonucu başına bunlar geldi. İnsanlarla ilişkilerinin sağlıksız sonuçlanmasının tek nedeni onlar" diye bağırdığı sırada uçak tüm hızıyla bir evin üzerine düşüyor.
Uçağın düştüğü evin bahçesinde, tam o sırada yaşlı karı-koca’nın kahvaltı yaptığı ve bu karı-koca’nın da adamın anne ve babası olduğu anlaşılıyor…
HHH
Anlayacağınız, adam hayatı kendisine zindan eden herkesi bir uçakta toplayarak, hepsinden tek seferde ve aynı anda intikamını alıyor…
***
Bir Eskişehirspor taraftarı göndermiş hikâyeyi…
Altına da şu notu düşmüş;
-“Eskişehirspor’u bu hale getirenlerin hepsini tek tek liste halinde çıkartıp,  aynen bu hikayede olduğu gibi bir uçakta toplayasım var” diye yazmış…


 


.....


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


Çevresinde katı kurallarıyla tanınan bir aile, 30 yaşına gelmiş oğullarını evlendirmek için bir çöpçatanla anlaşır. Ondan oğullarına iyi bir eş bulmasını isterler.Öyleki çöpçatana istedikleri gelinden beklentileri konusunda uzunca bir liste bile verirler.
İki hafta geçmeden çöpçatan, aileye çok iyi bir kız bulduğunu müjdeler:
— Tam oğlunuza göre… Mutlu bir yuva kurar, duaların çoğunu ezbere okur, harika yemek yapar, çocukları çok sever, çok çocuk sahibi olmak ister ve en iyisi de gerçekten bir içim su yani çok güzel !! vs. vs…
Bunları duyan aile çok memnun olur. Hemen tatlı bir telaş başlar, düğün dernek hazırlıklarını dahi kararlaştırırlar. Çok kısa sürede ilerleyen bu gelişmelerden kuşkulanan, duraksayan damat adayı, çöpçatanın kulağına doğru eğilir:
— Peki, yatakta nasıl acaba?
— Valla! Kimisi iyi diyooor, kimisi kötü!