18 Eylül 2020 Cuma 574 Okunma

Meclis hangisine çare olacak dersiniz?

 


-Maliye ve sağlık Bakanlığının onayıyla 4’B kadrosuna alınması için bütün onaylar alınmasına rağmen, Taşeron olarak kalan HBYS personeli, bu hakkının verilmesini istiyor.


-Çeklere hapis cezasının kalkmasını bekleyen önemli bir kesim var.


-EYT’liler uzun yıllardır emekli olma hakkının verilmesini bekliyor.


-Ömür boyu nafaka ödemek zorunda kalanlar hükümetten bir müjde bekliyor.


-Büyük bir mağduriyet yaşayan KHK’lılar hala haklarının teslim edilmesini bekliyor.


-Esnaf vergi yapılandırma müjdesinin gelmesini bekliyor.


-Kredilerin salgın nedeniyle ödenemeyecek olduğunu belirtenler, kred7i borçlarının ertelenmesini istiyor.


-Belediye işçileri kadro bekliyor.


-Mahkumlar af istiyor.


-memurlar, söz verildiği gibi 3600 göstergenin hala verilmemesinin endişesiyle yaşıyor.


-Engelliler, işe alımlarda yüzde 3 olan kotanın yüzde 5’e çıkmasını bekliyor.


-Piktes öğretmenleri yıllardır kadro istiyor.


-Karayolları taşeronları kadro bekliyor.


-Üniversiteli işçiler statü değişikliğinin biran önce yapılmasını istiyor.


-İşçi makinistler memur kadrosuna geçeceği günü bekliyor.


-Üniversite öğrencileri af istiyor.


-Çiftçiler, kredi borçlarının silinmesini ya da ötelenmesini bekliyor.


-Emekliler, maaşlarında artış olmasını istiyor.


xxx


Sonuç olarak; Toplumun hemen her kesiminin hükümetten beklentisi var.


Bu beklentileri gerçekleşmediği için her geçen gün mağduriyetleri daha da artıyor.


1 Ekim’de meclis açılacak…


Yukarıda bir kısmını sıraladığımız bu sıkıntıların sizce hangileri mecliste alınan kararla sona erecek dersiniz?


Biz söyleyelim? Hiç biri!


Çünkü artık meclisin hiçbir yaptırım fonksiyonu kalmadı da onun için…


.....


 


Umutları, gelecekleri  yok edilen acılı bir kuşak yaratıldı!


 


Sınav soruları çalındı bu ülkede.


Çalınan soruların örgütün imamlarına teslim edildiği, orada bütün örgüte dağıtıldığı, bu üyelerin de b soruları sınava girecek kendi çocuklarına tek tek ezberlettiği çıktı ortaya.


Bu yöntemle on binlerce çocuk hak etmediği halde üniversitelere girdi.


On binlercesi, hakkı olmasına rağmen üniversitelere giremedi.


XXX


Aynı dönemde aynı yöntemle on binlerce genç haksız yere işe yerleştirildi bu ülkede.


Hak eden on binlercesi iş bulamadı…


Deve dişi gibi üniversiteden mezun olmasına rağmen iş bulamayan binlercesi bunalıma girdi.


Gencecik, pırıl pırıl çocukların arasında intihar edip, yaşamına son verenler oldu.


Öte yandan…


Alelade bir üniversiteyi torpille bitirenler ise en iyi işlere yerleştirildi.


Sonuç olarak;


Binlerce gencin hayalleri ve hayatları yok edildi bu ülkede.
İşin ilginç yanı…
Gençler bar bar bağırırken, kulaklar tıkandı.
Tepki gösterildiğinde, kıs kıs gülündü.
“Bu kadar da haksızlık, adaletsizlik olmaz!” denildiğinde “Yok böyle bir şey. Biz ikna olduk” denildi.
Gençliğin ve bir jenerasyonun resmen umutları çalındı, binlerce kulun hakkı göz göre göre yenildi.


XXX


Bir de bunun üzerine salgın geldi iyi mi?


Eğitim aksadı, iş ekonomi daraldı.


Zaten olmayan iş imkanı iyiden iyiye zora girdi.


Çocuklar okullarına gidemez, doğru dürüst eğitim alamaz oldu.


Üniversiteleri kazananların da, üniversitelerden mezun olanların da sevinçleri kursaklarında kaldı.


 


XXX


 


Önce fetö ardından salgın…


Biri önlenebilir, diğeri önlenemez iki büyük felaket geçti bu ülkenin gençlerinin üzerinden…


Her ikisi de;


Ülkenin geleceği olan genç bir jenerasyonun umutlarını ve hayallerini yerle bir etti.


Her ikisi de, ülkede milyonlarca mağdur yarattı!


.....


 


İkinci adamlar!

Sizi bilmem ama ben CHP ve İYİ Partide genel başkanlardan çok, ikinci adam pozisyonunda bulunan parti sözcülerini daha çok beğeniyorum.
CHP'li Faik Öztrak ile İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu'ndan bahsediyorum.
Her ikisi de düzeyli ve siyasette kendilerini son derece güzel yetiştirmiş.
Düzgün bir diksiyona sahipler.
Bağırıp çağırmıyorlar bir şey anlatırken.
Gerektiğinde abartmadan ironiyi de espriyi de son derece iyi ve ölçülü yapıyorlar.
Yukarıda da söyledim ya, genel başkanlarından daha çok beğeniyorum her ikisini de.
Genel başkanlarından daha donanımlı buluyorum.
İkinci adam görünümündeler her ikisi de belki ama sanki birincilerden daha nitelikli gibiler.
XXX
Hazır ikinci adamlardan söze başlamışken, İYİ Partinin sözcüsü olan Yavuz Ağıralioğlu'nun geçenlerde yaptığı bir konuşmadan bahsetmeden geçemeyeceğiz.
Yunanistan'ın 12 Milyon dolarlık silah anlaşması hakkındaki düşünceleri soruluyor Aliağıroğlu'na.
Verdiği cevap akıl dolu...
-"Biz bundan korkmayız" diyor önce.
Ardından da...
-"Biz o kadar parayı Telekom'da dolandırılmış bir ülkeyiz. Biz 500 milyar dolar faiz ödeyen bir ülkeyiz. 12 milyar dolarlık silah almalarından mı korkacağız? Yunanistan'ın da 'Yahu adamlar bizim alacağımız silahların parasının 10 katı, 50 katı dolandırılmış, faiz ödemiş. Biraz haddimizi hukukumuzu bilmemiz lazım' falan demesi, ayağını denk alması lazım" diyor.
XXX
Spontone olarak verilmiş akıl dolu bir cevap adeta.
Siz nasıl düşünürsünüz bilmem ama...
"Milyonlarca liralık silah alsan ne yazar? Bize milyon dolarlık dolandırmalar ve faizler bize dokunmadı" diyerek hem Yunanistan'a, hem de iktidara, ironi yoluyla yapılan müthiş bir cevap bence...


.....


@font-face { font-family: "Calibri"; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }


O zaman Çiftelerdekini niye kapattınız?


 


AK parti Milletvekili Emine nur Günay İnönü İlçesine 60 milyon liralık yatırım yapılacağının müjdesini vermiş.


İlçedeki Tanap şantiyesinin cezaevine dönüştürüleceğini söyleyerek “Bu yatırımın ilçeye büyük katkısı olacak” demiş…


 


Cezaevini yatırım gibi görüyor ve gösteriyor olmasını da geçtik de…


Madem Cezaevi ilçe için çok önemli bir yatırım!


O halde…


 Çiftelerdeki Cezaevini geçtiğimiz yıl niye kapatıldı?


Emine hanım partinin ilçelerden sorumlu milletvekili…


Çok önemli yatırım! Olarak gördüğü cezaevini İnönü ilçesine bahşederken, anı önemli yatırımın! Çiftelerden alınmasına niçin ses çıkartmadı?


Vallahi merak ettik!


......


BİRAZDA GÜLMEK LAZIM


İskoçyalının tavuğu İngiliz'in bahçesine yumurtlamış.
Biri:
- Tavuk benim, yumurta da benimdir... diyor.
Diğeri:
- Benim bahçem, dolayısı ile yumurta da benimdir…
En sonunda İskoç:
- Bu böyle sürer gider. En iyisi birbirimize birer tekme atalım. Yerde en kısa süre kalan yumurtayı alsın" der. İngiliz de kabul eder. İskoç'un önce tekme atmasına karar verirler. İskoç en ağır postallarını giyip gelir. İyice bir abanıp İngiliz'in bacaklarının arasına bir tekme atar. İngiliz yerden yarım saat sonra ancak kalkabilir. İngiliz tam tekmeyi atmak için hazırlanacakken, İskoç yumurtayı uzatır:
- Al senin olsun, bir yumurta için değmez…