2 Aralık 2019 Pazartesi 611 Okunma

HAYÂL-Î CİHAN DEĞER

                                            


            Kişinin, hayat mücadelesindeki başarı dereceleri, tuttukları işteki bilinç ve bilgi derecesine bağlıdır.. Bilgili, becerikli, erdemli kişilerin, çok bulunduğu toplumlar, daha ileri bir yaşam içindedirler Böyle üstün özelliklere sahip kişilerin,  yetişmesi ise ancak eğitim-öğretim kurumlarıyla sağlanabilir. Yetişen, kişi ve kuşakların mimarı da "ÖĞRETMENLERDİR."


          Öğretmenlik bir yaşam biçimidir. Çünkü. öğretmen sanatkar yanıyla öğrencisinin kişiliğine yön verir. Kalbi öğrencisi için çarpar. Öğretmen, bilgisi ve tecrübesiyle çocuklara, gençlere,  iyiyi, doğruyu ve güzeli göstermeye çalışır. Öğretmen medeniyetin kurucusu, bir kültür aktarıcısı, bir planlamacı, bir araştırmacı, bir öncüdür.


          Etkili öğretmenler, eğitim ve öğretimde, bir rehberdir. Çocuğun geleceği, onun tutum ve davranışına bağlıdır. Bu nedenle öğretmen, etkili okulun, çocuğa etki yapan, en önemli öğesidir.


            Görev yaptığımız yıllarda, okullardaki çalışmalarda, sevgi, disiplin ve düzen ön planda idi. Öğretmen ve öğrenciler, planlı ve programlı çalışırlardı. Bu düzen ve disiplin, dersten, derse, konudan, konuya değişirdi.


              Yapıcı disiplin, ön planda idi. Öğrencilerin, kendilerini ortaya koymalarına, ifade edebilmelerine imkân sağlayan özgür bir disiplin vardı. Öğrenciler, duygu ve düşüncelerini, rahatça ifade ederlerdi. Bu ortam sayesinde, kendileri, çeşitli konuklarda, senaryo yazar ve kendileri rol alarak oynarlardı.


           Yine öğrenciler, neyi ve niçin öğreneceğinin, bilincinde idiler. Yapacakları çalışmaları önceden belirlerlerdi. Ağır öğrenen ve dersler karşı yeterli dikkat ve ilgi göstermeyen öğrenci, yok denecek kadar azdı.


            Ayrıca topluma yararlı, sorumluluklarını kavramış, doğayı seven, koruyan; güzeli, gerçeği ve doğruyu arayan insanları, yetiştirebilmek için, "SEVGİ EĞİTİMİ" de gereklidir.
            Sevgi eğitimini, başaran ve mesleğini de lâyığı ile yapan öğretmenler, ebediyete intikal etseler bile, çalışmaları ve hatıraları ile hep yaşadılar. Sohbetlerin, onur konuğu olurlar. Hatta öğrencileri, torunlarına, öğretmenlerini, örnek insan olarak anlatılar ve anlatıyorlar.
           Öğrencilere, sevgi verir ve alırdık. İyi insan yetiştirmenin yolu da, "SEVGİ" duygusunu yüceltmekten geçtiğini bilirdik. Nitekim Sait Faik " Bir insanı sevmekle başlar her şey" diyor. "SEVGİ" çocuğun büyümesi ve başarısı için, en etkili iletişimdir. 


            Öğretmen olarak,  sınıfındaki öğrencilerimizi,  ilgi ve istidatlarına göre geliştirmekte ciddi caba gösterdik.. Her çocuğun, yararlı olabileceği, bir yönü olduğuna inandık. O yönü arayıp, bulur ve teşvik ederdik, Öğrencilerin, ilgiye ihtiyacı olduğunu da bilir. Her öğrencinin çalışmalarını, yakından izler. Sonucu, velilerle paylaşırdık.


            Öğretmenler Günü,  bu duyguların yaşandığı, hatta doruk noktasına çıktığı günlerdir. Öğrencisi tarafından hatırlanmak veya öğrencisini hatırlamak, öğretmen için, en büyük mükâfattır.


            Hele öğretmenler günüde, öğretmen öğrencileri tarafından ziyaret edilmiş, eli öpülmüş, sınıf hatıraları, tekrar gündeme gelmişse, öğretmen ve öğrencileri de yaşamaktan ve yaşamdan büyük zevk alırlar.


              Cumartesi günü, Kaymaz İlkokulu’ da görevli olduğum yıllarda, eğitim-öğretim çalışmaları yaptığım öğrencilerimin,  şahsım için düzenledikleri  Ahde  vefa buluşmasında, şahsımda, öğrencilerim de büyük haz alırken, o günlerdeki yaşananları da bir  kez daha hatırladık.


           Onlarla olduğum yıllarda, öğrencilerime, öğretmeyi, öğrenmeyi ve yaşamayı, sevgiyle harmanlayıp,  rahat "soru sorabilmeleri" ve "özgüven" sahibi olabilmeleri için ve onlarla etkili iletişim kurmayı ve beden dilini, olumlu yönde kullanmaları için de her fırsatı değerlendik. Bunun mükafatını da ahde vefa buluşmasında gördük.


           Öğrencilerimin,  fikirlerine ve ürettiklerine değer verdik. Etkinliklerde demokratik davrandık. Her öğrencinin, başarılı olacağına, hep inandık. Sahip oldukları, değerlere saygı gösterdik. Sınıf kurallarını da öğrencilerle birlikte belirledik.


          Öğrencilerimizi, Cumhuriyet temel ilke ve değerlerine bağlı, akılcı, sağduyulu, özgüven sahibi, düşünen, sorgulayan, kendi iç yaratıcılığını harekete geçirebilen, barışçı, farklı düşünce ve inançlara saygılı, insan ilişkilerinde cinsiyet, ırk, din, dil farkı gözetmeyen bireyler olarak yetiştirdik.
            Buluşmada, gördük ki ilkokul yıllarındaki çalışmalarımızın semerisini görüken, , karşılıklı,  “SEVGİ EĞİTİMİ”, kişilik gelişimelerine,  hem tavır, davranışlarına, hem de işlerine yansımış olarak gördük.  Bizleri unutmadıkları gibi, ilkokul arkadaşları ile de dayanışma içindeler.


           Ayrıca öğrencilerim ile buluşmada, muhabbet, karşılıklı dostluk ve bağlılıkta söz ve davranışlarında sebat, ahde riâyet ve verdikleri sözde durarak, ahde vefa gösterirlerken, duydukları, haz yüzlerine ve vücut dilerine yansıdı. Şahsım ve arkadaşları ile de sohbet ederken de adeta o günleri yaşadılar ve yaşattılar.


            Ne mutlu! bu hazzı yaşayan ve yaşatan öğretmen ve öğrencilerimize