8.11.2018 12:15:40 449 Okunma

Aynı kuyuya iki kere kim düşer ki?

İnanamayacaksınız belki ama bu anlatacağımız olay gerçekten yaşanmış…


 


Karadeniz’in bir şehrinde yaşayan vatandaş, satın aldığı kolanın kapağını açtığında hediye çıkmadığını ve kapakta “tekrar deneyin” yazısını görmüş.


 


Bunun üzerine kapağı tekrar şişeye takıp açmış yine aynı şey. Tam 4246 defa deneme yapmasına rağmen hediye çıkmamış. Kapakta hala “tekrar deneyin” yazıyormuş.


 


Bunun üzerine, kola firmasının tüketiciyi dolandırdığını düşünen adam, kola şirketine dava açmaya karar vermiş. Avukat aracılığıyla kola firmasından 10 bin lira tazminat talep etmiş.


 


Olayı duyan kola firması büyük bir şaşkınlık yaşamış açılan dava karşısında. Firmanın yönetim kurulu bir ara Karadeniz bölgesine dağıttığı kola şişelerinin kapaklarına “Başka bir şişede inşallah” yazmayı bile düşünmüş…


 


Bu olay, aynı yöntemler kullanarak farklı sonuç almanın ne denli imkansız olduğunu ortaya koyan örneklerden biri…


 


Farklı sonuç alabilmek için yöntem değiştirmek gerekiyor.


 


Lafı Eskişehir’deki siyasete getirecek olursak…


 


Eskişehir’de de her seçim öncesi bir durum yaşanıyor.


Yani…


Bir tarafta Yılmaz Büyükerşen, diğer tarafta Büyükerşen’in karşısına aday çıkartmakta bocalayan bir iktidar partisi mevcut.


Muhtemelen aday belirlendikten sonra da yine aynı yöntemleri kullanarak farklı sonuç almaya çalışılacak.


Eğer iktidar partisi önümüzdeki seçimlerde farklı yöntemler ortaya koyabilirse, farklı sonuçlara ulaşma ihtimali var.


 


Aynı yöntemlerde ısrar edilirse, sonuç iktidar partisi açısından değişmeyecek gibi görülüyor.


 


Tıpkı yukarıda verdiğimiz örnekte olduğu gibi…


Dahası…


 


Yine verdiğimiz örnekte olduğu gibi dava falan kar etmeyecek galiba…


 


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


Söylediği birebir çıktı iyi mi?


 


 


Önce:


Eskişehirspor Başkanı Halil Ünal, Eskişehirspor'un kapanma noktasına geldiğini ve bunun sorumlusunun, kulübe yardım etmeyen Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen olduğunu iddia ediyor.


Ardından:


Yılmaz Büyükerşen, “Bana Halil Ünal da dahil olmak üzere herkes, Belediyelerin bir yolunu bulup para yardımı yapması gerektiğini söylüyorlar.  Kanunları çiğnemeden nasıl yardım yapacaksak gelsinler bana bir anlatsınlar. Resmen bana üç kağıtçılık yapın diyorlar. On kere söyledim. Yine söylüyorum. Belediyelerin para yardımı yapması kanunen yasaktır. Eskişehirspor’a gelir getirecek araziler bulup, imar değişikliği istesinler biz de meclisten geçiririz. Bizim elimizden gelen budur" açıklaması yapıyor.


Bu sözlerin hemen ardından Yılmaz Büyükerşen’e:


-“Siz Belediye olarak Eskişehirspor’a kanunen yardım edemeyeceğinizi söylüyorsunuz. Ama” denilip, Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyelerinin Eskişehirspor’a vermiş olduğu billboard yardımı hatırlatıldığında Büyükerşen:


-“Onların yaptıkları da yanlış. Yarın ilk müfettiş denetiminde yaptıklarının doğru olmadığı  ortaya çıkacaktır. Başları ağrıyacak” cevabı veriyor…


Aradan belli bir süre geçiyor.


Odunpazarı Belediyesinde inceleme yapan Sayıştay denetçisi, belediye’nin Eskişehirspor’a devrettiği billboardların devrediliş şeklinin yasalara aykırı olduğunu tespit ederek, bunu rapor haline getiriyor…


Ne diyelim?


Adamın söylediği birebir çıktı iyi mi?


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


Ne çekti be!


 


209 yılı seçimleri öncesi…


-“CHP’den istifa et gel Odunpazarı Belediye Başkan adayı yapalım” dediler…


-“Ben partimden ayrılmam” dedi. Kabul etmedi…


Kızdılar kendisine. “Enayiymiş” dediler.


Kendisine “CHP’den istifa et gel” diyenler bir süre sonra partilerinden istifa edip CHP’ye geldi…


CHP’ye gelenler, geçmişte CHP’den istifa etmediği için kendisini cezalandırmaya devam etti.


2014 seçimlerinde Odunpazarı aday adayı oldu…


Aday yapmadılar…


7 Haziran seçimlerinde Milletvekili aday adayı oldu CHP’de, 4 ncü sırayı reva gördüler.…
Genel merkeze “Beni listeden çıkartın” dedi, dinletemedi…
“Bu senin için bir sınav. Hadi bakalım kolay gelsin!” dediler resmen.
Kendisinden bir önceki sırada bulunan ismi seçtirme görevini yüklediler sırtına.
Kendisinden bir önceki sırada yer alan isim de, kendisini listede istemeyen bir başka ismin listeye paraşütle indirdiği adaydı.
4 ncü sıra adaylıktan istifa etse, “Hani sen CHP’liydin ne oldu?” diye perişan edeceklerdi.
4 ncü sırayı kabul etse, çalışması gerekecekti ki, bu şartlarda nasıl seçim çalışması yapabilirdi?
Buna rağmen seçim çalışmalarına olabildiğince iştirak etti.
Bu defa, “Gönülden çalışmıyor. Laf olsun diye ortalarda dolanıyor” demeye başladılar.
Çok çalışsa, birlikte hareket ettiği ekip arkadaşları verip veriştiriyordu.
Az çalışsa, partililerin hışmına uğruyordu.


Seçimler kaybedilse “Seçimleri provoke ettiği” konuşulacaktı.


Bereket, CHP Eskişehir’de,  hem 2014 mahalli seçimlerinde hem de 7 Haziran milletvekili seçimlerinde 1. Parti oldu…


Bu kez de “O’na rağmen kazandık” konuşmaları yükseldi parti içinde…


Kısacası…


Ne yapsa, nerede dursa, ne söylese ve ne söylemese, parti çevresinde bir türlü yaranamadı kimseye.


Annesinin, bir yandan vurup, bir yandan da “ağlama” diye bağırdığı çocuk misali itip kaktılar...


Hala devam ediyor çektiği işkence.


Ağzını falan açtığı da yok aslında ama ismi öyle ya da böyle adaylık için geçirildiğinde, “Olmaz!” diye hurra üzerine çullanıyorlar…


Başka partiden aday olabileceği konuşulduğunda, anında hain ilan ediyorlar…


Kısacası…


“Sen bu partide kal ama aday falan olma, partiden gitme ama ağzını da açma, partili olmaya hakkın var ama başka hiçbir şeye hakkın yok. Partide herkes sana kızıp sövsün ama sen hiçbirine asla ses çıkartma. Herkes haklı olsun ama sen kesinlikle haklı falan olmaya kalkma” diyorlar…


Belki hataları da yok değildir ama öylesine bir cezaya çarptırmışlar ki kendisini, çek çek bitmiyor verdikleri ceza…


Kimse kimsenin ne çektiğini bilmez ama Eskişehir siyasetinde en çok çeken, en çok çektirilen kişi CHP’li Erman Gölet olsa gerek…


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


 


2 tane sıkıntı var ve bir türlü halledilemiyor…


 


Sevdiğim bir dostum söyledi…


Kendisini ve kendisi gibi belki de binlerce insanı rahatsız eden 2 konudan yakındı.


Birincisi: Motor ve bisikletlerle dağıtım yapan, “Paketçi” diye isimlendirilen kuryelerin şehir merkezinde yaratmış olduğu trafik terörü…


İkincisi ise: Esgaz önünde yapılan tek sıra araç parkları ve bu araç parkları yüzünden bu yol üzerinde trafiğin adeta felç olması…


İkisi de hepimizin her gün resmen tanık olduğu sıkıntılar…


Her ne kadar makam araçlarıyla dolaşsalar da, bu şehri yönetenlerin bu iki durumu görmemeleri mümkün değil.


Herkesin gördüğü bu duruma bir türlü çare bulmuyor olmaları da anlaşılır gibi değil…


Öyle ya…


Kuryelerin şehir merkezinde fink atmasını ve yayaların hayatlarını tehlikeye sokmasını önleyeceksin, öte yandan da Esgaz’n önüne ya bir cep yapacak, ya da oraya araç park etmeyi yasaklayacaksın…


 


,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


BİRAZ DA GÜLMEK LAZIM


İzmir’den trene binen yaşlı teyze, kondüktöre Ege şivesiyle "Menemene gelence beni haber et yavrıım, unutma" der.


Gecenin ilerleyen saatlerinde kondüktör Menemen’i geçer geçmez yaşlı teyzenin Menemen’de ineceği aklına gelir, hemen makiniste gidip haber verir.


Makinist de: ’’gecenin bu saatinde teyzeyi buralarda indiremeyeceğimize göre geri geri gideceğiz, soran olursa ’tren makas değiştiriyor’ deriz der.


Bir yarım saat geri geri giderek Menemen’e gelinir ve kondüktör gidip teyzeye haber verir: "Hadi teyze Menemen’e geldik" diye.


Teyzem: "Sağol yavrıııııııııım" der ve çantasını açıp ilacını içer…