20 Eylül 2019 Cuma 597 Okunma

Bu bu nedir bu?

 


 


Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampusü içinde en önemli detay, ana giriş kapısının tam ortasında bulunan “Sırtında Odun Taşıyan Yunus Emre Heykeli” dir.


Üç boyutlu bir heykeldir aynı zamanda.


Ön tarafında Yunus’un “İlim ilim bilmektir” dizesi, yan tarafında yine Yunus’un “Sevelim Sevilelim Dünya Kimseye Kalmaz” sözü, diğer yanında ise “Doğru Olmayan Odun Bile Bu Kapıya layık değildir” sözü yer alır.


Anadolu Üniversitesi’nde yıllardır öğrencileri giriş kapısında bu önemli ve anlamlı heykel karşılar.


Üniversiteden mezun olmuş ve halen okumakta olan binlerce öğrenci ve binlerce öğretim üyesi bu heykeli bilir.


Anlamlı, önemli ve kıymetli bulur.


Yukarıda da söyledik ya, Anadolu Üniversitesi Kampusü içinde en önemli detaydır Yunus Emre’nin sırtında odun taşıyan heykeli…


GETİRİP ARKASINA KULÜBE KOYMUŞLAR İYİ Mİ?


Bir Üniversite, bir Kampüs için en önemli detay olduğunu ısrarla söylediğimiz söz konusu heykel ile ilgili ne yapmışlar dersiniz?


Üç boyutlu heykelin arkasına getirip bekçi kulübesi koymuşlar iyi mi?


Başka yer yokmuş gibi, hatta,  yıllardır orada öğrencileri karşılayan heykel’den daha önemli bir işlev üstlenecekmiş gibi, plastik kulübeyi getirip Yunus heykelinin arkasına bir güzel dayamışlar.


-“Ne yapın edin bu heykeli bir şekilde itibarsız hale getirin” denilse, ancak bu kadarı yapılabilir!


O yüzden…


Bu denli güzel, önemli ve kıymetli bir heykelin dibine plastik kulübe dikme fikrini bulanları can-ı gönülden kutluyoruz!


Yazıktır günahtır…


Dahası…


Üniversiteye de, Kampüse de, Sanat’a da, Yunus’a da, insanların o heykel ile canlanan anılarına da yapılmış büyük bir ayıptır!


Umarız Üniversite yönetimi bu yanlıştan biran önce döner…


Aksi takdirde…


Heykelin dibine plastik kulübe yapan bir yönetim olarak tarihe geçerler.


Bizden söylemesi…


Not- Bu manzara aynı zamanda, kampus girişine Yunus Emre heykeli dikenlerin vizyonlarıyla, heykelin dibine plastik kulübe dikenlerin vizyonları arasındaki farkı da yeterince ortaya koyuyor sanırım…


....


 


Bakın bunu bilmiyorduk!


 


-Yönetim gücünün yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir.
-Bu yönetim şeklinde idare gücü, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır.
-Kayırma yoktur...
-Özellikle kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi ve yine hizmet içindeki ilerleme ve yükselmelerinin bilgi, başarı ve yetenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar.
Yukarıda tanımını yaptığımız yönetim biçimine MERİTOKRASİ deniyormuş.
Muhtemelen yukarıda yazılan kriterler bizim ülkemizde uygulanmadığı için biz de böyle bir yönetim sisteminin varlığından haberdar değiliz.
Yine muhtemelen...
Bu yönetim biçiminin ismini de ilk kez duyuyoruz.
Ne diyelim...
Böyle bir sistemi bilmiyor ve uygulamıyorsak, ayaktakımının yönetmesi meselesine de kızmamamız gerekiyor değil mi?

Çünkü...
Suçun bir kısmı da biraz bizim galiba...


....


 


İşini iyi yapıyor…


 


Sevin sevmeyin ayrı mesele…


Aydan aya Eskişehir’e gelip, sonra ortadan kaybolanlardan biri değil bi kere…


Öyle hafta sonu Eskişehir’e gelip de, yüzlerce fotoğraf çektirip, o fotoğrafları haftalarca “Şuraya gitti, buraya gitti” diye servis edenlerden de değil.


Fırına girdiğinde eline küreği alan, Kasaba girdiğinde Kıyma çeken, kaynayan kazanı bulduğunda kepçe isteyenlerden hiç değil.


Sırf fotoğraf çektirmek için gördüğü ilk çocuğu kucağına alan, yolda bulduğu kediye şefkat gösteren, kalabalıkta elini göstermelik öpmek için yaşlı kovalayan biri hiç mi hiç değil.


Bir gün Ankara’daysa diğer gün Eskişehir’de…


Açılış, cenaze, düğün, toplantı ne varsa orada.


Koca şehirde adeta sorun kovalıyor.


Kimin ne derdi var, kimler neden rahatsız, kimler hangi sorundan rahatsız, şehir merkezi, ilçe, köy fark etmiyor, zira gidip buluyor.


Çoğuna çare olamıyor belki ama en azından o seslerin duyulmasında köprü oluyor.


-“Alayım maaşımı bakayım işime” demiyor örneğin…


-“Arada bir gelir, şöyle bir görünür giderim” de demiyor…


-“Bana ne milletin sorunundan, sıkıntısından. Ülkeyi ben mi kurtaracağım” da demiyor.


Yaptığı açıklamaların, gündeme taşıdığı konuların ve dikkat çektiği hususların içinde ciddi olmayan tek bir şey yok.


CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’den bahsediyoruz…


Yukarıda da söyledik…


Sevin sevmeyin o ayrı, ama hakkını verin…


 Çünkü işini iyi yapıyor