20 Mayıs 2019 Pazartesi 660 Okunma

1919 YILININ İSİMSİZ KAHRAMANI

                               
           30 Ekim 1918 tarihli, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın, 7. Maddesi'ne göre “Karışıklık çıkan yerler, İtilaf Devletleri tarafından, işgal edilecekti.” İtilaf Devletleri, bu maddeye dayanarak, birçok yeri işgal etmişti.
           Mondros'tan sonra, Samsun ve civarında bazı karışıklıklar baş göstermişti. Aslında karışıklığı yaratan, Rum çeteleriydi. Rum çetelerine karşı, Türklerin direnişi, İngilizlerin dikkatini çekiyordu.   İngiliz Calthorpe ve Amet, 1918 Kasım sonlarında, “Samsun'da mütareke hükümlerinin, henüz uygulanmamış olduğunu ve Hristiyanları, toptan öldürmek için Müslüman ahalinin silahlandırıldığını” iddia ediyordu.
             Bunun üzerine İngilizler, 9 Mart 1919'da Samsun'a 200 kişilik küçük bir birlik çıkarmışlar, 50 kişilik, bir müfrezeyi de Merzifon'a göndermişlerdi. Ayrıca Teğmen Perring ve Yüzbaşı Hörst de incelemelerde bulunmaları için, bölgeye gönderilmişti.
              İngilizlerin, Samsun'a asker çıkarmaları, bölge halkının tepkisini çekmiş; 17-18 Mart 1919 gecesi, Teğmen Mülazım Hamdi Bey, askerleriyle, birlikte dağa çıkmıştı. Bunun üazerine İngiliz yetkililer, İstanbul Hükümeti'nden,  bölgede, asayişi sağlamasını istemişlerdi.
           Mülazım Ahmet Hamdi Bey’ in, bu davranışı, son derece önemli idi. Çünkü Mülazım Hamdi Bey, işgalci İngiliz askerlerine karşı da ilk kıvılcımı çakan kişi olmuştu. Bu olaydan sonra, İngilizler, büyük endişeye kapıldılar. Gelişmeleri, dikkatle değerlendirdiler. 
             İngilizlerin, isteği üzerine, Damat Ferit Hükümeti, hiç zaman kaybetmeden Karadeniz'de ve Doğu Anadolu'da, asayişi sağlamak için, harekete geçti. Hükümet, bu işin üstesinden gelecek; Anadolu'ya gidip, yer yer başlayan direnişe son verecek güçlü bir komutan aramaya başladı.  Damat Ferit Hükümeti, bu zor görevi aynı zamanda padişahın yaveri olan Atatürk'e verdi.
            Nisan 1919'da,  9. Ordu Müfettişliğine atanan Mustafa Kemal, Samsun'a, görev bölgesindeki iç huzuru sağlamak, silah ve cephaneleri toplamak, vatandaşlara silah dağıtılmasını engellemek ve bunu yapan kuruluşları, ortadan kaldırmak üzere gönderildi.
             ATATÜRK, beraberindeki, 18 kişi ile 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra “Bandırma” adındaki eski bir vapurla, Galata rıhtımından ayrılır. 17Mayıs 1919 Cumartesi günü Bandırma Vapuru saat 21.40 sıralarında, İnebolu’ya varır. 19 Mayıs 1919 Pazartesi günü beklenen yolculuğun sonuna gelinir.
             Atatürk, Samsun’dan,  ilk raporunu 22 Mayıs 1919 da, İstanbul hükümete verir. Raporda: “ İngiliz kıtasının, Samsun’ a çıkması üzerine, memleketin yabancı istilasına uğradığı hissine kapılan ve Rum taşkınlıklarına kızan, 15. fırka (Tümen) makineli Tüfek Subayı Ahmet Hamdi Efendi, Rum çetelerinin, Türk Köylerine ve halkına yapmakta oldukları zulüm ve tecavüzden üzülerek, bir makineli tüfek ve emrindeki askerlerle, 17-18 Mart gecesi dağa çıkmıştır. “ şeklinde göndermiştir.
             Kurtuluş Savaşı’nda, ilk kıvılcımı yakan, Sivrihisarlı, Yedek Subay, Halil İbrahim oğlu 1316 doğumlu Ahmet Hamdi Bey(AYKER)" in,  bu kahramanlığı, Genel Kurmay Başkanlarımızdan, Rahmetli Fevzi Çakmak Paşa’ nın, anılarında da görmek mümkündür.
             Yine Kamuran Gürün, "Savaşan Dünya ve Türkiye" adlı kitabında," Mülazım Ahmet Hamdi Bey, dağa çıkarak, İngilizlere nota verdirmesine, Mustafa Kemal Paşa’nın görevlendirilmesine, Kurtuluş Savaşı’ nın, dolayısıylada olsa başlangıcına sebeb olmuş oluyordu.” ifadelerini kullanmıştır.
             Yine Sabahattin Selek,”Anadolu İhtilâli”, İstanbul, 1981, sayfa.206. da;”Türk Makineli Tüfek birliğinden Sivrihisar’lı Mülazım (Teğmen) Ahmet Hamdi Bey, adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması ve kurtuluş savaşının, ilk kıvılcımını ve ilk direnişini göstermesi bakımından, çok önemli bir olaydır”demiştir.
           Atatürk, " 1919 yılının, Mayıs'ında, Samsun'a çıktığında, elimde maddi hiç bir kuvvet yoktu. Mülazım Hamdi Efendi gibi, isimsiz kahramalara güvendi. ATATÜRK “Yalnız Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran, yüksek manevi bir kuvvet vardı. İşte ben, bu ulusal kuvvete, Türk milletine güvenerek işe başladım" demiştir.
           Ahmet Hamdi Bey’e, Kurtuluş Savaşı’ndaki başarılarından dolayı, 24 Şubat 1926’ da T.B.M.M tarafından, 2094 sayılı berat’ la kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verildi.
          1922 de zabit yapıldı.1923’te de terhis oldu. Ancak 22 Mayıs 1942 de (2.Dünya Savaşı sırasında) ihtiyat olarak tekrar askere çağrıldı. Ağustos 1942de terhis edildi. İzmir’e yerleşti.
             19 Mayıs 1919, tam bağımsızlığın başlangıcıdır.19 Mayıs, Türk Milleti’nin bağımsızlık ve özgürlük umutlarının inanca dönüştüğü, kurtuluş ataşenin yakıldığı ve aydınlık bir geleceğe olan inancın, kuvvetlendiği gündür.
              Bizlere, bugünleri kazandıran, Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ ü, Mülazım Hamdi Efendi gibi, isimsiz kahramanlarımızı, Vatanımız için, canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.