Bazı galibiyetler yalnızca haneye üç puan yazmaz. Takım üzerindeki baskıyı alır, soyunma odasının havasını değiştirir, teknik adamın elini güçlendirir, futbolcunun özgüvenini yerine getirir.

Eskişehirspor’un Balıkesirspor karşısındaki 7-1’lik galibiyeti tam da böyle bir galibiyetti.

Ama bu maçın değerini yalnızca skorda aramak eksik olur.

Çünkü geçen hafta Biga’da 3-0 kaybeden takım, bu hafta ligin güçlü ekiplerinden Balıkesirspor’u farklı yeniyorsa burada sadece skor değil, tepki verme karakteri de konuşulmalı.

Geçen hafta bu köşede Eskişehirspor’un biraz sessizliğe ihtiyacı olduğunu yazmıştım. Tribünün, sosyal medyanın, dışarıdaki seslerin değil; biraz da kendi iç sesinin duyulması gerektiğini söylemiştim.

Balıkesirspor karşısında o sesi daha fazla duyduk.

Şimdi mesele, o sesi kaybetmemek.

DÖRT DEĞİŞİKLİK, NET BİR MESAJ

Hakan Şapçı, Biga yenilgisinin ardından kadroda dört değişikliğe gitti.

Bunlardan biri zorunluydu.

Abdülkadir Öksüz’ün yokluğunda Arda Okumuş stoperde görev aldı. Arda’nın uzun süredir ligde ilk 11’de forma giymemesine rağmen ortaya koyduğu performans ise gecenin önemli ayrıntılarından biriydi.

Mücadelesi, doğru yerde durması ve attığı golle sadece kendisi adına değil, takım adına da önemli bir mesaj verdi.

Ertuğrul Kurtuluş da savunmada çok iyi bir maç çıkardı.

Arda’nın attığı üçüncü gol ise ayrıca önemliydi. Çünkü bazen futbol, uzun süre bekleyen oyuncuya doğru zamanda bir kapı açar.

Arda o kapıdan geçti.

SKORUN GÖLGESİNDE KALANLAR

7-1’lik maçlarda bazı detaylar doğal olarak skorun gölgesinde kalır.

Ahmet Lütfi Kara’nın performansı da bunlardan biri.

Uşak deplasmanında beklentilerin altında kalan Ahmet Lütfi, Balıkesirspor karşısında çok daha konsantreydi. Ters kademelerdeki çabukluğu ve özellikle çizgiden çıkardığı top dikkat çekti.

Çünkü savunma yalnızca gol yemediğiniz zaman yapılmaz.

Bazen 7-1 kazandığınız maçta çizgiden çıkardığınız bir top, 1-0 kazandığınız maçta attığınız golden daha fazla takım savunmasını anlatır.

Ahmet Lütfi görevini yaptı.

Mustafa Eren Damar için ise henüz aynı rahatlıkla konuşamıyorum. Takımın beklentilerinin altında değil ama beklentileri karşılayan seviyeye de tam olarak gelmiş değil.

Bora da geçen sezonki Bora değil.

7-1’in rahatlığına kapılıp bunları görmezden gelmemek gerekiyor.

Çünkü büyük hedefler, yalnızca büyük skorlarla değil, küçük detayların doğru yapılmasıyla kazanılır.

ŞAPÇI’NIN HAKKINI VERELİM

Geçtiğimiz haftalarda Hakan Şapçı’yı eleştirdik.

Bu hafta ise hakkını teslim etmek gerekiyor.

Çünkü Balıkesirspor karşısında rakibini analiz etmiş, buna göre plan yapmış bir Eskişehirspor vardı.

Ozan İsmail Koç’un yanında Mehmet Bağlı tercihi de önemliydi. Mehmet’in orta sahaya getirdiği direnç, takımın merkezde daha güçlü durmasını sağladı.

Şapçı, Balıkesirspor’un topla etkili ancak topsuz oyunda aynı direnci göstermekte zorlanan yapısını doğru okudu.

Eskişehirspor da bunu kullandı.

Topun kıymetini bildi, oyunun yönünü hızlı değiştirdi ve özellikle Beykan Şimşek üzerinden yapılan ters toplarla rakibin savunmadaki zaaflarını sürekli zorladı.

Rakibin sol stoperi ile sol beki arasındaki boşlukların önceden tespit edildiği belliydi.

Yani bunlar tesadüfen ortaya çıkan pozisyonlar değildi.

Çalışılmış, hazırlanmış ve sahada karşılığı alınmış işlerdi.

Geçen hafta eleştirdiysek, bu hafta da hakkını verelim.

Şapçı’nın Balıkesirspor planı çalıştı.

Kaçanları, direkten dönenleri de düşününce skor daha da farklı olabilirdi.

BEYKAN BAŞROLDE, AHMET’TEN CEVAP

Beykan Şimşek…

İlk üç golün doğrudan içerisinde.

Birinde asist, birinde pozisyon hazırlığı, diğerinde oyunun yönünü değiştiren hamle…

Beykan’ın bu takım için neden önemli olduğunu bir kez daha gördük.

Ahmet Dereli de bir gol ve bir asistle oynadı. Üstelik iki net fırsatı daha vardı.

Hasan Kaya 11’e döndü ve golünü attı.

Uşak deplasmanında yedek kalan bir futbolcunun böyle bir cevap vermesi de önemliydi.

Kerem Baykuş da golünü attı ve kalitesini gösterdi.

Ancak Kerem konusunda soru hala ortada…

Şampiyonluk yolundaki Eskişehirspor’un oyununda başrolü oynayabilecek mi?

Yeteneğinden kimsenin şüphesi yok.

Ama bu forma yetenek kadar tempo, sorumluluk, mücadele ve devamlılık da istiyor.

Eskişehirspor formasını giymek bir ayrıcalıksa, o ayrıcalığın sorumluluğunu da taşımak gerekiyor.

7-1’İN EN BÜYÜK DERSİ

Geçen hafta Biga’da 3-0 kaybeden takım, bu hafta Balıkesirspor’u 7-1 mağlup etti.

Futbolun acımasız tarafı da burada.

Bir hafta sizi yerden yere vurur, bir hafta sonra göklere çıkarır.

Ama ikisi de gerçeğin tamamı değildir.

Gerçek şu…

Eskişehirspor’un oyuncu gücü var.

Bunu zaten biliyoruz.

Şimdi mesele, bu oyuncu gücünü oyun gücüne dönüştürmek.

Balıkesirspor karşısında bireysel kalite skoru getirdi.

Beykan’ın kalitesi…

Ahmet’in kalitesi…

Kerem’in vuruşu…

Arda’nın mücadelesi…

Hasan’ın golü istemesi…

Bunların hepsi 7-1’in parçalarıydı.

Ancak bu takımın hala eksikleri var.

Çünkü takım yeni.

Birbirini yeni tanıyan oyuncular, yeni görevler ve yeni dengeler var.

Dolayısıyla oyunun tam anlamıyla oturması zaman alacak.

GÖREVLER NETLEŞMELİ

Bundan sonraki süreçte en önemli konulardan biri görev tanımları olacak.

İlk 11 oyuncusu kim?

Hamle oyuncusu kim?

Kim oyunu değiştirecek?

Kim tempoyu yükseltecek?

Kim savunma direncini artıracak?

Kim skoru koruyacak?

Mert Başer örneğinde bunu yeniden gördük.

Oyuna girdikten çok kısa süre sonra golünü attı.

İsmail Kulet, Atalay Yıldırım, Fırat Sarı ve Osman Arslantaş gibi isimlerin katkısı da doğru zamanda doğru şekilde kullanılmalı.

Eskişehirspor’un artık bireysel hesaplara ve kişisel önceliklere ayıracak zamanı yok.

Burası Eskişehirspor.

Burada “ben” değil, “biz” demek gerekiyor.

Çünkü kulübün menfaati; futbolcunun, teknik adamın ve yöneticinin kişisel önceliklerinin üzerinde olmak zorunda.

ELEŞTİRİ OLACAK, AMA...

Biga yenilgisinden sonra eleştiri yapıldı.

Yapılmalıydı da.

Futbolun doğasında eleştiri var.

Ama eleştirinin adresi doğru olmalı.

Oyuna yapılan eleştiri başka, insanın karakterine ve kişiliğine yönelik saldırı başka.

Hakan Şapçı’nın bu konudaki yaklaşımı da önemli.

Eleştiri oyuna yapılmalı. İnsana değil.

Çünkü futbolun dışına çıkan, kişiselleşen ve yıpratıcı hale gelen söylemler Eskişehirspor’a bir şey kazandırmaz.

Tam tersine içerideki enerjiyi tüketir.

Bizim ihtiyacımız olan ise enerji.

ŞİMDİ KENETLENME ZAMANI

Balıkesirspor galibiyeti Hakan Şapçı için de önemli bir fırsat.

Kendi oyun anlayışını daha güçlü şekilde ortaya koymak, takım içerisindeki dengeleri yeniden kurmak ve bu galibiyeti bir başlangıca dönüştürmek için…

Çünkü 7-1 bugün çok güzel.

Ama yarın geçmişte kalacak.

Biga 3-0 da geçmişte kaldı.

Eskişehirspor’un yapması gereken ise iki skordan da doğru dersi çıkarmak.

Biga’yı unutmayacak, Balıkesir’i abartmayacak.

Çünkü bir hafta ne kadar kötüyseniz, bir hafta sonra bir anda kusursuz hale gelmezsiniz.

Asıl sınav şimdi başlıyor.

Ekim ayında kupa sınavıyla birlikte beş maç…

Dış sahaya oranla daha zor iki iç saha maçı…

Ardından kasım ayında yoğun bir fikstür…

Eskişehirspor’un gerçek ritmini asıl bu süreç gösterecek.

Ben bu takımın zaman içerisinde ligde ağırlığını daha fazla hissettirebileceğine inanıyorum.

Ama bunun şartı belli:

Oyuncu gücü, oyun gücüne dönüşecek.

Görevler netleşecek.

Sorumluluklar paylaşılacak.

Forma kimsenin kişisel alanı olmayacak.

Eleştiri olacak ama yıkıcı değil, yapıcı olacak.

Taraftar destekleyecek.

Teknik heyet sorumluluğunu bilecek.

Yönetim kendi görevini yapacak.

Ve futbolcu sahada konuşacak.

Çünkü Eskişehirspor’un bugün ihtiyacı olan yeni bir tartışma değil.

Kenetlenmek.

Ama bu kenetlenme yalnızca iyi günde olmayacak.

Eskişehirspor yine maç kaybedecek.

Futbol bu.

Bir gün 7-1 kazanırsınız, başka bir gün kaybedersiniz.

Önemli olan kaybettiğinizde dağılmamak, kazandığınızda da kendinizi kaybetmemek.

Geçen hafta “kendi sesinizi duyun” demiştik.

Bu hafta o sesi biraz daha net duyduk.

Şimdi sıra o sesi büyütmekte.

Tribünün sesini…

Şehrin sesini…

Camianın sesini…

Ama hepsinden önce Eskişehirspor’un kendi oyununun sesini.

Çünkü sezon sonunda başarıyı getirecek olan 7-1’lik bir gece değil; her hafta aynı ciddiyetle sahaya çıkan, kendi oyununa inanan ve rakibine oyununu kabul ettiren bir takım olacak.

Artık mesele 7-1’i konuşmak da değil.

Eskişehirspor’un kendi oyununu konuşturmak.